11. Hukuk Dairesi 2022/4354 E. , 2023/3357 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/701 Esas, 2022/373 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tasarım hakkına tecavüzün tespiti, men’i, önlenmesi ve maddi manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tekstil sektöründe "KAYRA" markası ile tanındığı, müvekkiline ait 2011/05557-54 ve 2011/054440-30 numaralı endüstriyel tasarım tescil belgesindeki giysi tasarımların davalılarca "BERRİNCE" markası ile üretilip satılmak suretiyle tasarım hakkına tecavüzde bulunulduğunu ileri sürerek davalıların endüstriyel tasarım hakkına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına ve önlenmesine, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 40.000,00 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 14.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 31.03.2016 havale tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 17.457,68 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Diğer davalılar ... ve ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.05.2017 tarih, 2018/138 E. ve 2018/167 K. sayılı kararı iledavalılar tarafından davacı adına 2011/05557-54 ve 2011/05440-30 sayılı tescilli endüstriyel tasarımlara tecavüz edildiği, davacının 2012 ve 2013 yıllarında dava konusu ürünleri üretip sattığını gösteren belge sunulamadığından, yoksun kalınan kazancın olmadığı, aksi kanaate varılması halinde, yoksun kalınan kazanç tutarının her iki ürün için toplam 7.243,68 TL olabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı adına 2011/05557-54 ve 2011/05440-30 sayılı tescilli endüstriyel tasarımlara davalılar tarafından yapılan tecavüzün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile 7.243,68 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 14.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, hüküm özetinin ilanına, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2019 tarih, 2018/1764 E. ve 2019/1331 K. sayılı kararı ile 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hümünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, davalıların satış adedine göre davacının yoksun kaldığı kar tutarının belirlenmesinde isabetsizliğin olmadığı, yine her ne kadar mahkemece davalı şirket vekilinin, davanın ıslahı talebine karşı bulunduğu zamanaşımı def'i hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi doğru değil ise de, davacının 14.06.2012 tespit tarihine göre 25.03.2016 tarihli ıslah talebinin, 554 sayılı KHK'nın 57'nci maddesi yollaması ile uyuşmazlığa uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 60 ıncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıllık ceza zamanaşımı süresi içinde olduğundan, davalı şirketin zamanaşımı def'inin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı EST Marjinal Medikal Tanıtım Ltd. Şti. vekilinin diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddiyle davacı vekili ile davalı EST Marjinal Medikal Tanıtım Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine; davacı adına tescilli 2011/05557-54 ve 2011/05440-30 sayılı endüstriyel tasarımlara davalılar tarafından yapılan tecavüzün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile 7.243,68 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın, 14.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirketi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.02.2021 tarih, 2020/1422 E. ve 2021/1612 K. sayılı kararı ile "..1- İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir...Mahkemece davalılardan ... ve ...’un üreticisi olduğu malların davalı şirketçe internet alışveriş sitesi üzerinden satılmasının tasarım hakkına tecavüz olduğunun tespiti, men’i ve önlenmesine karar verilmesi isabetli olmuştur. Ancak, taklit tasarımlı malların satıcıları yönünden, men ve ref sorumluluğu ile tazminat sorumluluklarını birbirinden ayırmak gerekir. Taklit tasarımlı malların üreticileri kural olarak gerek men ve ref, gerekse tazminat sorumluluğu yönünden sorumlu olduklarının kabulü gerekirken, bu malları başkasından satın alarak kendileri satışa arz edenlerin men ve ref sorumlulukları yönünden kusurlu olup olmadıklarına bakılmazken, tazminat talepleri yönünden sorumlulukları kusur esasına dayalıdır. Nitekim olaya uygulanacak Mülga 554 sayılı KHK’nın 50'inci maddesi uyarınca tazminat sorumluluğu kusur esasına dayalı olup, taklit tasarımlı malların satıcısı yönünden tasarım hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için; satıcının bu malların taklit olduğunu bilerek satması ve bu hususu bilebilecek durumda olması gerekir. Bu durumda taklit tasarımlı malları üretenlerin ürettikleri malların tescilli tasarıma konu olup olmadığını bilmeleri gerekirken, satıcılar yönünden ise sektörel araştırma yapılarak malın türü, niteliği, tüketilme sıklığı ve ait olduğu sektör itibariyle satıcıların satışa sundukları tasarıma konu malların tescilli tasarıma konu olup olmadığını bilip bilmedikleri veya bilebilecek durumda olup olmadıkları hususları değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde tazminat isteminin kabulü doğru görülme ... " gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin üretici değil, sadece satıcı olması nedeniyle, davalı şirket yönünden sektörel araştırma yapılarak, malın türü, niteliği, tüketilme sıklığı ve ait olduğu sektör itibariyle satışa sunduğu malların, tescilli tasarıma konu olup olmadığını bilebilecek durumda olup olmadığının incelenmesi amacıyla, içinde sektör bilirkişisinin de bulunduğu heyet aracılığıyla inceleme yaptırıldığı, 12.01.2022 tarihli raporda, davalının tesettür giyiminin önde gelen internet satıcılarından birisi olduğu, konusunda uzman bulunduğu, bu sektörde gerek üreticilerin gerekse satıcıların sıklıkla pazar araştırması yaptığı, yerli ve yabancı fuarlara katıldıkları, bu durumda davalının sattığı dava konusu ürünlerin, yine Türkiye'nin bilinen başka bir üreticisi/markası olan davacının tasarımı olduğunu bilmesi gerektiğinin beyan edildiği, her ne kadar davalı şirket vekilince, bilirkişi heyetinde yer alan sektör bilirkişisinin uzmanlığına itiraz edilmişse de anılan bilirkişi tesettür giyim sektöründe uzman bir bilirkişi isminin belirlenmesi için Ankara Umum Terziler ve Konfeksiyoncular Odasına yazılan 29.06.2021 tarihli müzekkereye verilen cevapta belirtilen yere yazılan yazıya, Ankara Ticaret Odasınca verilen 29.07.2021 tarihli yazı ile bildirilen bir isim olduğundan, davalı şirket vekilinin bu itirazına itibar edilmediği, davalı şirketçe satılan toplam 19 adet ürünün 18 adedinin, 14.06.2012 tespit tarihinden sonra satıldığı, 01.06.2015 tarihli bilirkişi raporu ile de bildirildiği, diğer bir deyişle dava konusu ürünlerin neredeyse tamamının, davalı şirketçe aleyhine yapılan tespitten haberdar olunduktan sonra satıldığı anlaşıldığından, davalı şirketin somut uyuşmazlık yönünden kusurlu bulunduğu, yine aynı davalı şirket aleyhine, aynı davacı tarafından açılan benzer bir uyuşmazlıkta da Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/35 E., 2016/107 K. sayılı dosyasında, davalı şirket tarafından yapılan aynı savunmaların kabul edilmeyip, davalı şirketin de maddi ve manevi tazminat talebinden sorumlu tutulmuş olduğu, mahkemece verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kararın onandığı, bu durum karşısında davalı şirketin de davacıya ait tasarımları satmakta kusurlu olduğu, bu nedenle hükmedilen maddi ve manevi tazminat taleplerinden sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile davacı adına tescilli 2011/05557-54 ve 2011/05440-30 sayılı endüstriyel tasarımlara davalılar tarafından yapılan tecavüzün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, davacının tazminat talebinin kısmen kabulü ile, 7.243,68 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın 14.06.2012 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına uyulması adı altında yapılması gereken sektörel incelemenin bilirkişi eli ile yapılmasına karar verilmiş ve bu hususta, endüstriyel tasarım öğretim üyesi, tekstil mühendisi ve sektör bilirkişi olduğu belirtilen ve fakat gerçekte mağaza satışı yöntemi ile iç giyim satışı ile iştigal eden Ankara Ticaret Odası üyesinden müteşekkil, üç kişilik bir heyet oluşturulduğunu, dava konusu sektörde çalışmayan iki bilirkişi (endüstriyel tasarım akademisyen bilirkişi ve tekstil mühendisi bilirkişi) uzmanlık alanları itibariyle tesettür/muhafazakar giyimde e-ticaret sektörü alanında çalışmadıklarından, sektör içerisindeki iş akışını ve müvekkilimin bu tescilden haberdar olup olamayacağını bilemeyeceğini, müvekkilinin yıllık ortalama 6.276 tasarımın tescil edildiği ortamda bu tescilleri nasıl takip edeceğini, böyle bir takibin müvekkilinden beklenmesinin müvekkilini kusursuz şekilde sorumlu tutmak ile eşdeğer olduğunu, bu şekilde bir takibin müvekkilinden beklenmesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, rapor tanzim edilirken dayanaksız genel varsayımlarla rapor tanzim edilmiş ve eksik inceleme yapıldığını, davacı tarafın üretmemiş olduğu bir ürün ile ilgili nasıl fuarlarda vs. boy gösterip müvekkilinin bu yolla haberdar olabileceğini, raporun keyfi varsayımlar üzerine kurulu olduğunu ancak bu varsayımların da genel mantık kurallarına, dosyadaki somut delil durumuna ve maddi gerçeğe aykırı olduğunu, bilirkişi raporunu tanzim eden heyetin müvekkili şirket ile ilgili önde gelen muhafazakar giyim e-ticaret sitesi olduğuna dair değerlendirmelerini 2022 yılı itibariyle yapıldığını, ancaksefamerve.com projesini 2012 yılında kurulduğunu, davanın ise 2013 yılında açıldığını, dava tarihi itibariyle 1 yıllık bir firma nasıl olur da Türkiye'nin en önde gelen muhafazakar giyim e-ticaret sitesi olarak raporda kabul edilebileceğini, tedarikçilerin ve ürünlerin bolluğu sebebiyle müvekkil şirketten, her satışı yapılan ürünün bir tasarımı ihlal edip etmediğini kontrol etmesinin beklenmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacının müvekkil firmaya durumla alakalı ihtarda, bildirimde bulunulmadığını, ilgili ürünler kısa bir süre müvekkil şirket internet sayfasında bulunduğunu, davaya konu ihtilafı öğrendiği anda, ilgili ürünleri internet sayfasından kaldırıp, satış işlemlerini sonlandırdığını, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesinleşmiş bir yargılama olarak atıfta bulunulan bu kararın yargılaması halen devam ettiğini,delil tespitlerinin dava mahiyetinde ve/veya ihtarname mahiyetinde olmadığını, tek taraflı bir talep ile davacı tarafça yaptırılan delil tespitinden yola çıkara müvekkilim şirkete kusur atfetmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tasarım hakkına tecavüzün tespiti, men’i, önlenmesi ve maddi manevi tazminat istemine ilişkin olup, hususu uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 60 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hümünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 52 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; davalı şirket vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı şirket vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bögle Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!