11. Hukuk Dairesi 2022/4307 E. , 2024/590 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/852 Esas, 2022/218 Karar
DAVALILAR : 1....
2.... vekilleri Avukat ...
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/147 E., 2018/987 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin iflasına karar verildiğini, iflas tarihinden önce davalılar ile sözleşmeler imzaladığını, müflis şirketin ortağı olan ...'nin şirketteki hisselerini ... ve ...'na devrettiğini, taraflar arasında hisse devri ve karşılıklı taahhütler içeren 05.12.2006 tarihli bir protokol imzalandığını, ancak davalıların taahhütte bulundukları bedelleri ödememeleri üzerine icra takibi başlattıklarını, davalıların haksız itirazları üzerine takibin durduğunu ileri sürerek öncelikle müvekkilinin iflas halindeki bir şirket olması ve masaya kayıtlı birçok kamu alacağının olduğu hususları gözönünde bulundurularak, takip miktarı üzerinden teminatsız olarak davalılar adına kayıtlı gayrimenkul, menkul ve bankalardaki mevdiat üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulü ile takip dosyasında yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak protokoller ve bono kapsamı ile likit alacak olduğundan, davalılar aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının aralarında yapılan protokole aykırı davrandığını, kendisinin şirket hisselerini devir etmesine rağmen davacının bankalardaki şahsi kefaletlerini sıfırlamadığını, bu sebeple kendisi adına icra takiplerinin başladığını, davacı şirket ve yöneticilerinden 2007 Ocak ayı içinde defaatle giderek, kefaletlerini kaldırmalarını ve bankaya kendi adına para ödediklerine dair belgeyi istediğini, fakat şirketin, ödemeye ilişkin belgeleri vermemek için kendisini oyaladıklarını, bu nedenle huzurunun bozulduğunu, davacı tarafın kendisi hakkında asılsız beyanlarda bulunduğunu belirterek, davacının %20 tazminata hükmedilmesine, harç ve mahkeme masrafları ile her türlü giderlerin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 05.12.2006 tarihli protokol ile 25.12.2006 tarihli protokol gereği yapılan ödeme belgelerine dayalı 7 örnek takip yapıldığını, müvekkilinin takibe süresi içinde itiraz ettiğini, müflis şirket ve yöneticilerinin sözleşme hükümlerini yerine getirmediğini, ödemeye ilişkin dekontları ibraz edemediklerini, müvekkilinin eşine olan kefaletinin adi kefalet olduğunu, adi kefalet hükümleri gereğince de öncelikle müvekkilinin eşi olan diğer davalının takibe geçilmesi gerektiğini, davalının takip edilmesi semeresiz kalması halinde müvekkili aleyhine takibe geçilmesi gerektiğini, dolayısıyla yapılan icra takibinde müvekkilinin borçlu olarak gösterilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle de müvekkili aleyhine açılan itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, kefalet sözleşmesinin geçerli olması için, alaccaklı ile asıl borçlu arasında geçerli ve muaccel bir borcun bulunmasının şart olduğunu, 05.12.2006 tarihli protokolün karşılıklı edimler içerdiğini, edimini sözleşmeye uygun olarak ifa eden taraf ancak karşı yanın edimini ifasını isteyebileceğini, müflis şirketin ve yöneticilerinin sözleşme gereklerine baştan beri yerine getirmediğini, belirterek, davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddi ile davacı yanın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı yana yüklenmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile protokol kapsamında davalı ...'nin, davacı müflis şirketteki hissesini devir ettiği, protokol kapsamında taahhüt edilen edimlerinin %85 oranında yerine getirdiği, davacı müflis şirketin ise protokol gereği davalılar için ödemeyi üstlendiği borçların ve sıfırlamayı taahhüt ettiği kefaletlerin iflas tarihi itibariyle güncellenmiş bedelinin 513.665,95 TL'si olduğunu, davacı şirketin bunların 79.612,43 TL'lik kısmını yerine getirdiği, bu haliyle davacı müflis şirketin yükümlülüklerinin %15,5'i oranında yerine getirdiği, tarafların protokol gereği yerine getirdikleri yükümlülüklerinin yerine getirme oranlarına göre, takip tarihi itibariyle davalıların, davacı müflis şirkete ödemesi gereken borçlarının bulunmadığı, ayrıca her ne kadar icra takibinde davacı haksız olduğu kanaatine varılmış ise de icra takibine başlayan iflas idaresinin, icra takibinde ağır kusuru ve kötü niyeti kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki nedenleri beyanla, müflis şirket iflas ettikten sonra, sözleşmede yer alan bazı edimler iflas masasından karşılandığını, sözleşme kapsamına alınan ancak aleyhe sonuçlanan davalarda tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin iflas masasından ödendiğini, şirketin iflas ettiği dikkate alındığında, sözleşme gereği iflas masasından sarfedilen bedellerin, davalılar tarafından paylaşılmasının gerektiğini, davalı ... Rendecinin sorumluluğunun adi kefalet olmadığı, ortada bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını müflis şirketin 79.612,43 TL'lik ediminin yerine getirdiğini kabul edildiğini, söz konusu rakamın kabul edilmemekle birlikte, mahkemece bu rakamın masaya intikalinin sağlanmasının gerektiğini, zira davalıların yaptığı eylemlerden dolayı masanın zarara uğradığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek tarafların protokol gereği yükümlülüklerini yerine getirme oranlarına göre ve gerekse protokolün yerine getirilen kısımlarının bedelleri karşılaştırıldığında, davalıların davacı müflis şirkete borcunun gözükmediği, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dolayısıyla mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kök ve ek raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, şirket iflas ettikten sonra sözleşmede yer alan bazı edimlerin iflas masasınca karşılandığını, sözleşme kapsamına alınan ancak aleyhe sonuçlanan davalarda tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin iflas masasından karşılandığını, ancak bu meblağların bilirkişiler tarafından değerlendirmeye katılmadığını, halbuki iflas masasından sarf edilen bedellerin davalılar tarafından paylaşılması gerektiğini, davalı ...'nin sorumluluğunun adi kefalet olmadığı, ortada bir kefalet sözleşmesi bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müflis şirketin 79.612,43 TL'lik ediminin yerine getirdiği kabul edildiğine göre hiç değilse bu rakamın iflas masasına intikalinin sağlanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, limited şirket ortaklık payının devrine ilişkin protokol hükümleri uyarınca edimlerin yerine getirilmemesinden doğan alacağa dair başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!