WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/4099 E.  ,  2023/6199 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı/devralan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.10.2023 günü hazır bulunan davacı davayı devralan ve davacı davayı devreden vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında maden sahasının devrine ilişkin sözleşme yapıldığını, müvekkilinin sözleşme gereği üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmesine rağmen davalının maden sahasını devralmaya yanaşmayarak sözleşmeyi eylemli olarak feshettiğini, sözleşmenin 7 nci maddesindeki cezai şart koşullarının oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.500.000,00 USD cezai şartın 19.06.2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ihtar ve cevap tarihinde dahi sözleşmeye uygun olarak maden sahasına ait iş ve işlemleri yerine getirmediğini, gerekli ruhsatları her türlü nizadan ari şekilde alamayıp davalıyı sözleşmeye uymaya davet edecek şartları yerine getirmediğini, sözleşmenin hem krom hem de manyezit madenlerine ilişkin ruhsatları kapsadığını, sözleşmenin 3 üncü maddesine göre ruhsatların bir bütün olduğunun kabul edilmesine rağmen manyezit madenine ilişkin ruhsatı alamadığını, bu ruhsatın maden hukukuna uygun olarak alınmaması nedeniyle davacının sözleşmedeki edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğinden bahsedilemeyeceğini, Gayri Sıhhi Müessese izninin davacı tarafından alınmasının gerekmesine rağmen GSM ruhsatlarının ocağı kapsamadığının mahallinde tetkik ve değerlendirme raporunda açıkça tespit edildiğini, aynı rapora göre ocağın batı kısmının ÇED alanı dışında kaldığını, ocaktaki şev yüksekliklerinin düşürülmesine ilişkin çalışma yapılmadığını, sözleşmeye konu alanda TKİ kömür ruhsatının çakıştığını, bu durumun sözleşmenin 7.3. maddesine göre müvekkili lehine cezai şart nedeni olduğunu, davacının sözleşme konusu alanı sözleşmeye uygun hale getirmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ocaktaki şev yüksekliklerinin işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından uygun yüksekliklere indirilmediği, sözleşmenin 2 nci maddesinde manyezit madeninin de sözleşmeye konu olduğu açıkça yazılı olduğu, davacının 07.03.2013 tarihli "Mahallinde Tetkik ve Değerlendirme Raporunda" yer alan eksiklikleri gidermeden davalıyı devre davet edemeyeceği, sözleşmede yazılı cezai şartın ödenmesi için gerekli şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dinlenen tanık beyanlarına göre de davalının satıştan önce gerekli incelemeyi uzmanlarına yaptırdığını, sicilden de maden ruhsatına ilişkin detaylı bilgiye de sahip olduğunu, davalının sonradan ileri sürdüğü tüm iddiaların sözleşme konusu olan şeyi almamak için olduğunu, mahkemece 27.03.2013 tarihli raporun hazırlayıcı işlemlerden olup icraî nitelikte olmamasına rağmen hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, tarafların basiretli davranmasının gerektiğini, 27.03.2013 tarihli raporun idare hukuku bakımından hazırlık işlemi olduğunu, karar almaya yetkili makamın bu rapor ile bağlı olmadığını, davacının satış sürecinde saha incelemesi yaptırdığını, sicilin de açık olduğunu, davalının kendi uzmanlarına inceleme yaptırarak bilgi sahibi olduğu hususta MİGEM raporundaki hususları bahane ederek sözleşmeden caydığını, “Manyezit ve Krom maden ruhsatı” ifadesinin Sözleşmede, 3213 s. Maden Kanunu IV. Grup Maden Ruhsatının kapsadığı madenleri anlatmak için kullanıldığını, davalının sözleşme akdi öncesinde teknik elemanları ile inceleme yapmış olması, şirket organlarınca alınan kararların muhtevası karşısında, davacının manyezit işletme iznini de almayı ve bunu devretmeyi üstlenmiş olduğu şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığını, davalının bu iddiasının gerçek amacı olan sözleşmeden dönme isteğine uydurduğu bahane olduğunu, maden sahasının açık (yerüstü) maden ocakları ile ilgili iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun hale getirilmiş olması gerektiğine ilişkin sözleşmede açık ya da örtülü hiçbir hüküm bulunmadığını, sözleşmede davacının davalı adına ve hesabına maden sahasında iş sağlığı ve güvenliği (İSG) önlemleri almayı taahhüt etmediğini, maden sahasında İSG önlemlerinin alınması ve uygulanmasının sözleşmenin ana konusunu oluşturan madencilik izinleri arasında olmadığının her türlü şüpheden uzak bir durum olduğunu, davalının 6331 sayılı Kanuna bizzat uyum sağlamasının elzem olduğunu, davalının maden sahasının iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uygun hale getirilmeden kendisinin ifaya davet edilmiş olduğu yönündeki iddiasının ne sözleşmede ne de ilgili iş sağlığı ve güvenliği hukukunda hiçbir karşılığının olmadığını, dava dosyasına gönderilen 1392 sicil numaralı maden ruhsatına ait dosyanın incelenmesinden TKİ uhdesinde olduğu belirtilen ruhsat sebebiyle davacı ya da seleflerinin madencilik faaliyetlerinin engellenmiş olduğuna dair herhangi bilgi ve belge olmadığının görüldüğünü, bilirkişi raporuna itiraz ederek yeni rapor alınmasını istemelerine rağmen bu taleplerinin reddedildiğini ancak mahkemenin gerekçede söz konusu rapora itibar edilemeyeceğini açıkça ifade ettiğini, dosyaya sunulan mütalaaya itibar etmesine rağmen aleyhe karar verdiğini, kararda tarafların hukuki durumunu tayin edebilmek için kurallara riayet edilip edilmediği konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasının uygun görüldüğü belirtilmesine rağmen rapora itibar edilmediğini, ısrarlı olarak rapor alınması taleplerinin ise reddedildiğini, teknik inceleme olmadan neye göre karar verildiğinin izaha muhtaç olduğunu, kararın kendi içerisinde; dayanağı ve süreci itibari ile çeliştiğini, dosyada maddi gerçeğin ortaya çıkması için delillerin yeterince toplanıp irdelenmediğini, Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yazılı müracaat ile yaparak aldıkları mütalaanın mahkemece de dikkate alınıp bu mütalaanın daha nitelikli ve gerekçeli bulunduğunu, ancak mahkemenin bu duruma rağmen yeni rapor almadığını, mütalaaya itibar etmesine rağmen kararına yansımadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına, yeterli bulunması halinde nitelikli ve gerekçeli olarak tanzim edilen mütalaaya itibar edilerek dava dilekçesindeki tüm talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahallinde Tetkik ve Değerlendirme Raporu’nda belirlenen eksikliklerin işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili hükümlere ilişkin olması, davacının ÇED izin alanı dışında faaliyette bulunması, dava konusu maden sahasına ilişkin olarak Gayri Sıhhi Müessese izninin iptaline ilişkin işlemler başlatılması, aynı maden sahasında Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’na (TKİ) ait maden ruhsatının da bulunmasının sözleşmenin 7 nci maddesine aykırı olması, 16.09.2013 tarihli kurum yazısına göre devlet hakkı ile ilgili paraların ödenmesi dışında davacının devir işleminin gerçekleştirilmesi için eksikliklerin giderilmesine yönelik faaliyette bulunulmaması dikkate alındığında davacının maden sahasının devri için üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, davalının devir işlemlerinde kusurlu olduğuna ilişkin dosyada delil bulunmadığı, bu nedenle de cezai şart koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı/devralan vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmeye aykırılık sebebiyle cezai şart istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı/devralan vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacı ...'e yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.