WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 03 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/3966 E.  ,  2024/576 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/432 Esas, 2022/593 Karar
vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine
yer olmadığına
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/1278 Esas - 2019/1008 Karar

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından yabancı kredi kartıyla davalı bankaya ait POS cihazından 11.10.2017 tarihinde 494.258,00 TL ve 12.10.2017 tarihinde 33.392,00 TL tutarlarında çekim yapıldığını, taraflar arasında imzalanan üye iş yeri sözleşmesine göre iş bu bedellerin davalı banka komisyon tutarının düşülerek 1 gün sonrasında müvekkiline ödenmesi gerekirken, ödeme yapılmadığını, davalı bankaya gönderilen ihtara da cevap verilmediğini, işlem yapılan yabancı kredi kartıyla mevzuata uygun biçimde provizyon alındığını, başkaca bir tedbir vs. kararı olmadığı için tamamen keyfi ve hukuka aykırı olarak ödeme yapılmadığını ileri sürerek müvekkilinin net 487.511,38 TL alacağının 12.10.2017 tarihinden itibaren ve 32.936,19 TL alacağının 13.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 27.02.2017 tarihinde "Üye İşyeri Sözleşmesi" imzalandığını ve buna istinaden davacının 04.03.2017 tarihinden itibaren müvekkili bankaya ait POS cihazını kullanmaya başladığını, 11.10.2017 tarihine kadar POS cihazından herhangi bir işlem gerçekleştirilmediğini, 11.10.2017 günü saat 11:03'den 12.10.2017 günü 00:18'e kadar, en fazla 10'ar dakika aralıklarla POS cihazından Türkmenistan Debit kartları ile toplamda 98 adet işlem yapılmaya çalışıldığını, bu işlemlerin toplam bedelinin 527.650,00 TL olduğunu, dava konusu edilen işlemlerin aynı gün gerçekleşmesi, POS cihazı kullanımının olağan akışına aykırı olması ve ... alınıncaya kadar birden fazla denemeler yapılmış olması, aynı gün gece yarılarına kadar aynı yerde, kısa aralıklarla birden fazla satış yapılmış gibi gösterilerek ... kodu alınmaya çalışılması ve hatta bir kısmından da alınmış olması, provizyon verilmediği halde işlemi provizyon limiti altında tutulmak suretiyle tekrar tekrar işlemler yapılmaya çalışılması, bazı işlemlerde şifrenin yanlış girilmesi gibi sebeplerle, işlemlerde şüphe oluştuğunu, işlemler sonucu müvekkili banka uhdesine geçen tutarlara, gerekli incelemelerin/kontrollerin yapılabilmesi ve ... hamillerinden gelebilecek olası itirazların değerlendirilebilmesi amacıyla, davacı ile imzalanan sözleşmenin 3.3 ve 6.1.m. ve uluslararası Visa/Mastercard kuralları uyarınca bloke konulduğunu, ayrıca tarafların uymasının zorunluluk teşkil ettiği, uluslararası geçerliliği bulunan Bankalararası Chargeback sistemi/süreci işleyişi kapsamında, yukarıda belirtilen ve sahihliği konusunda ciddi şüpheler içeren işlemler silsilesine dava dışı 65 adet ... sahibinin/hamilinin 120 gün içerisinde kendi bankasına harcama itirazında bulunabileceği, bu itiraza konu işlemlerin sıhhatli olmadığı hususunun ortaya çıkabileceği ve müvekkili tarafından itiraza konu işlemlerle ilgili ... hamiline veya bankasına ödeme yapılmak durumunda kalınabileceğini, dava dışı 65 adet ... sahibinin/hamilinin söz konusu harcamalara halen dahi itiraz edebileceğini, Bankalararası Chargeback sistemi/sürecine ilişkin belirtilen 120 günlük süre içerisinde müvekkiline her an harcama itiraz gelebileceğinden bu süre içerisinde henüz sebepsiz zenginleşmediğini, dolayısıyla iş bu davanın ... açıldığını, söz konusu blokenin gerekli kontrollerin yapılmasının ardından 01.12.2017 tarihinde kaldırıldığını, dolayısıyla davanın konusuz kaldığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını savunarak davanın hukuki yarar yokluğundan reddini, aksi halde konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının dava açıldıktan sonra 01.12.2017 tarihinde blokeyi kaldırdığı, davacının 25.01.2018 tarihinde davaya konu alacağı tahsil ettiği, asıl alacak yönünden dava konusuz kaldığı, davacının ödeme yapılması gereken günden fiili ödeme günü olan 25.01.2018 tarihine kadar ki faizin ödenmesini talep etmiş ise de, bu faizle ilgili harcı yatırılarak usulünce açılan bir dava bulunmadığından bu taleple ilgili olarak da davanın konusuz kaldığı, yargılamaya sadece davalının yargılama giderlerinden sorumlu olup olmadığı hususunda devam edildiği, davalının davanın açılmasına haksız olarak sebebiyet verdiğinden yargılama masrafları ve karşı taraf vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl alacağın tamamı ödenmediğinden davanın konusuz kalmadığını, müvekkilinin 25.01.2018 tarihinde ... asıl alacak ve işlemiş faizin bir kısmı olan 520.447,57 TL'yi tahsil ettiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü madde hükmü dikkate alındığında asıl alacağın sona ermediğini, yapılan kısmi ödemenin fer'ilerden düşeceği, bu yüzden davanın konusuz kalmadığının açık olduğunu, dava konusuz kalmadığından tam vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, asıl alacağın geç ödenmesi nedeniyle oluşan temerrüt faizi talepleriyle ilgili karar verilmediğini, ek raporda faiz alacağının 14.449,66 TL olarak hesaplandığını, ancak Mahkemece harcın tamamlatılması için süre verilmediğini, buna rağmen faiz alacağı için nispi harç yatırılmadığı gerekçesiyle esasa yönelik karar verilmediğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin davacı tarafından yapılan işlemlerin ticaretin olağan akışına uygun olmadığı, bu işlemlerin şüpheli işlem olarak değerlendirilmesi gerektiği, müvekkilinin şüpheli işlem sebebiyle visa/mastercard kuralları çerçevesinde bloke hakkının olduğu yönündeki tespitlerinin her biri ... başına bloke süresi beklenmeden zamansız açılan davanın reddi için yeterli iken, Mahkemenin kendisinin tespit ettiği hususlara aykırı olarak üstelik atıf yaptığı Yargıtay kararını dahi yanlış yorumlamak suretiyle ve hiçbir gerekçe de göstermeden davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet verdiği sonucuna ulaştığını, yerleşik Yargıtay kararlarında da sürekli ifade edildiği üzere usul, yasa, sözleşme ve uluslararası visa/mastercard kuralları çerçevesinde chargeback risklerinin teminine yönelik makul blokaj süresinin 120 gün olduğu, istisnai durumlarda bu sürenin 540 güne kadar uzayabildiğini, dolayısıyla müvekkilinin 120 gün boyunca bloke işlemi uygulayabileceğini ve süre dahi olmadan 45 gün sonra blokeyi kaldırdığını, Mahkemece atıf yapılan Yargıtay kararında ise blokenin yaklaşık 9 ay sonra kaldırılmış olduğunu, kararda müvekkilinin ne şekilde keyfi davranmış olduğunun açıklanmadığını, ilke olarak sürenin 120 gün olduğuna dair Yüksek Mahkeme kararlarını sunmakta olduklarını belirterek hükmün kaldırılmasını ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyaya sunulan 11.10.2017 ve 12.10.2017 tarihli işlem kayıtları incelendiğinde, aynı gün 5’... 10’ar dk. aralıklarla aynı ... numaraları ile birden fazla sayıda işlem yapılarak ... alındığı, provizyon limitinin yetersiz olması üzerine daha alt tutarlara indirilerek ... alındığı, yapılan tüm işlemlerin bu şekilde gerçekleştirildiği, bu durumda sözleşmenin 6.1 maddesi uyarınca işlemlerin şüpheli işlem niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, buna göre davalı bankanın bu işlemler tutarınca davacı hesabına bloke koymakta haklı olduğu ve yine sözleşme uyarınca bloke koyma süresinin 180 gün olarak kararlaştırıldığı, kaldı ki uluslararası visa/mastercard kuralları uyarınca da ilke olarak 120 gün sürenin makul olarak kabul edildiği,d ava tarihi olan 15.11.2017 tarihi itibariyle 180 günlük sürenin dolmadığının açık olup, davalının 01.12.2017 tarihi itibariyle yani bloke konulmasından yaklaşık 45 gün sonra blokenin kaldırıldığını, davacının da 25.01.2018 tarihinde ödeme yapıldığını bildirdikleri, bankaca yapılan ödemenin bloke edilen tutarın iadesi şeklinde olduğu ve 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmadığı, bu durumda dava konusuz kalmış olmakla Mahkemece davanın esası hakkında bir karar verilmesine yer olmadığı yönündeki kararında isabetsizlik bulunmamakla birlikte, davacının dava tarihi itibariyle talebinde haksız olduğu, davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediği dikkate alınarak yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği, Mahkemenin kabulüne göre ise, davalı bankanın blokaj işleminde haklı olduğu, ancak bu blokajı keyfi olarak sürdürmekte haksız olduğu kabul edilmiş ise de, davacının bloke koymakta haklı olduğu makul sürenin tespiti bankacılık alanında uzmanlık gerektirmekle, herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadan dava tarihi itibariyle devam ettirilen blokenin haksız olduğuna karar verilmesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmede imzalarının bulunmadığını, sözleşmenin sadece son sayfasında imzalarının bulunduğunu onun da davacıdan sadır olduğuna dair kabullerinin bulunmadığını, kaldı ki sadır olsa dahi sebebiyle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararını dayandırdığı 180 gün bekleme süresi, blokaj gibi maddelerinin bulunduğu kısımda imzalarının bulunmadığını dolayısıyla davacıyı bağlamadığını, davalı banka tarafından zamanında ödeme yapılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince makul süre hususunda uzman görüşü alınması gerektiğine işaret edilmesine rağmen bir rapor alınmadığını, davalı bankanın bilgi verme ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, POS cihazıyla yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki üye iş yeri sözleşmesine istinaden açılan alacak talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.