11. Hukuk Dairesi 2022/3956 E. , 2024/1574 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/557 Esas, 2022/567 Karar
DAVALILAR : 1.... vekili Avukat ...
2.... vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/1557 E., 2018/729 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ACTİVA markası altında otomatik kapı sistemleri üretip sattığını, davalılar tarafından SCHMELZ, ZENKE ve EMAY markaları altında müvekkili şirketin imal edip sattığı ürünleri satışa sunduklarını, davalıların bu eylemlerinin iltibas oluşturarak haksız rekabete yol açtığını, müvekkilinin markasının imajının sarsıldığını ve müvekkili tarafından olumsuz geri bildirimler alındığını, müvekkilinin zarara uğradığını belirterek, davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, bu haksız eylem nedeniyle uğranılan ve uğranılacak zararlardan fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tescilsiz tasarımlar için zamanaşımı süresinin 3 yıl olup, davanın zamanaşımına uğradığını, ilke olarak yurt dışında piyaasa sürülmüş ve Türkiye'de herhangi bir kişi adına tescili bulunmayan tasarımların herkesin serbest kullanımına açık olduğunu, davacının beyan ve eylemlerinin haksız rekabet mevzuatına aykırı olduğunu, tasarımcıya seçenek özgürlüğü tanımayan tasarımların koruma kapsamı dışında olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporlarında ürünlerin belirli noktalarda birbirine benzediği ancak bunun teknik zorunluluktan kaynaklandığı, global ürün pazarı nedeniyle benzer elemanların kullanımını gerekli kıldığı, her iki tarafın ürünlerin benzer tahrik sistemi tercihinden dolayı benzer yerleşimlerin bulunduğu ancak kontrol sistemlerinde farklılıklar bulunduğu, ürünler arasında genel görünüm, ürün tertip şekli, çalışma sistemi ve aksamların tasarımı konusunda benzerlikler ve farklılıklar olduğu, mevcut benzerliklerin teknik zorunluluktan kaynaklandığı ürünün müşteri gurubu olan fotoselli kapı imalatçılarının marka ve fonksiyon olarak karıştırma tehlikesinin bulunmadığı, çünkü bunların belirli bir tecrübeye sahip olduğunun belirtildiği dolayısıyla davalıların eyleminin haksız rekabet yaratmadığı ve davacının, davalıların eylemi nedeniyle zarara uğramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/2046 D. İş sayılı dosyası kapsamında davalıların adresinde ve ürünler üzerinde delil tespiti yaptırıldığını ve bilirkişinin, davalı ürünlerinin müvekkili ürünleri ile neredeyse birebir aynı olduğunu ortaya koyduğunu, dosyaya sunulan ilk raporda, müvekkilinin sınai hak sahibi olmaması nedeniyle sadece haksız rekabet yoluyla sınai bir hakkın sağlayacağı korumaya sahip olmayacağının ifade edildiğini ve yine aslında davacı ürünleri ile benzer olan davalıya ait ürünlerin teknik zorunluluktan dolayı bu şekilde üretildiğinin ifade edildiğini, raporda, hukuki pek çok yargı içermesi, teknik değerlendirmenin sübjektif yapılması ve özellikle piyasada mevcut modeller ile müvekkili ürünü ve davalı ürünleri arasında çapraz karşılaştırma yapılmamış olması nedeniyle rapora itiraz edildiğini, yeni bir heyetten rapor alınmasının talep edildiğini, ikinci (nihai/karara esas) İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından hazırlanan yeni raporun, itiraz edilen ilk raporu tekrarlamakla yetindiğini, davanın teknik hususiyetlerine dokunulmadığı gibi, itiraza konu olan "teknik zorunluluk nedeniyle haksız rekabetten söz edilemeyeceği" yargısını tekrarlamaktan öteye geçemediğini, yani aslında ortada tek bir bilirkişi kanaati mevcut olduğunu, Mahkeme kararının, davalı fiillerini teknik zorunluluğun gereği olarak değerlendiren bilirkişi raporlarına dayandığını, kararın dayanağı olan bilirkişi raporunda teknik anlamda yanlış ve eksik değerlendirmeler bulunduğu hususunun, rapora karış itirazlarında ifade edildiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/1124 E., 2017/3694 K. 13.06.2017 tarihli kararında da belirtildiği üzere, dava konusu ürünleri ilk kez üreten konumunda olan müvekkili şirketin haklarının teslim edilmesi gerektiğini, kararın dayanağı olan nihai raporun yeni hiçbir teknik değerlendirme içermeyip, ilk raporla ortaya konulan kanaatlerle ilgili yorumdan ibaret olduğunu, dava dışı delil tespiti neticesinde dosyaya sunulan (Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/2046 D.iş sayılı dosya) raporunun dikkate alınmadığını, ürünlerin neredeyse birebir aynı olduğu vakıasının gözardı edildiğini, dosyaya sunulan tüm raporlarda ve mahkeme kararında, müvekkilinin ciddi emek harcayıp geliştirdiği, ürettiği ve piyasaya sunduğu otomatik kapı sistemlerinin teknik yönden davalı ürünlerinin benzediği, ürünlerin (davalı ve davacı ürünlerinin) ayırt edici özelliklerinin bulunduğu, ancak benzer özelliklerin teknik zorunluluktan kaynaklandığı, bu nedenle haksız rekabet teşkil etmediği sonuç ve kanaatine varıldığını, oysa somut olayda teknik zorunluluk değil birebir taklit vakıası mevcut olduğunu, dosyaya sunulan tüm raporlarda ürünlerin benzer olduğunun ikrar ve kabul edildiğini, bilirkişilerin farklılık olarak ön plana çıkardığı unsurların makinelerin esas çalışma sistemine etkili olmadığını, geri kalan hususların bilirkişiler tarafından teknik zorunluluk kapsamına sokularak müvekkilinin emek ve çalışmasının kamuya mal edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin de bu kanaat üzerine karar verdiğini, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/2046 D.iş (Karar No: 2016/2120) sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu ve ilgili dosyaya sunulan kataloglar, ürün örnekleri, davalıların İnternet sitelerinde (http://www.zenkemakina.com/ ile http://emayasansor.com/) yer alan dokümanlar, kataloglar ve teknik resimlerin, müvekkili ile davalılar tarafından üretilen ve satılan ürünlerin birebir aynı olduğunu gösterdiğini, hemen hemen tüm parçaların aynı olduğu hususu tüm raporlarda tasdik ve kabul edildiği halde, "teknik zorunluluk" gibi öznel bir kavramın karara dayanak yapılmasının yerinde olmadığını, teknik zorunluluk kavramının sübjektif bir kavram olup somut olaya da tatbiki kabil olmayan bir iddia olduğunu, piyasada farklı sistem kullanan onlarca farklı ürün bulunduğunu, bu ürünlerden 1-2 tane ürünün seçilmesi suretiyle teknik zorunluluk kavramına dayanılmasının kabul edilemeyeceğini, dosyada Türkiye'de çok iyi bilinen 2 ayrı kapı sisteminin görsellerinin sunulduğunu, bu görsellerin bilirkişiler tarafından incelenmediği ve dikkate alınmadığının görüldüğünü, oysa bilirkişilerin hiç değinmediği motor teknolojisinin davada önem taşıdığını, zira müvekkili Manusa firması dışında Türkiye pazarında AC motor ile mekanizma üreten bir firma bulunmadığını, Türkiye'deki rakiplerin tamamının DC motor teknolojisi ile üretim yaptıklarını, belli başlı 3 ana rakip, Dorma (Almanya), Besam(Ana firma adı Assa Abloy diye geçer İsveç) ve Gilgen (İsviçre) olup hepsinin de DC Motor teknolojisi kullandıklarını, Türkiye'de satışı yapılan tüm markaların web sitelerinin linklerinin ekte sunulduğunu, yine bir kısım görsellerin örnek olarak sunulduğunu, buradan, Türkiye'de satışı yapılan 40’a yakın markanın elektronik ve mekanik aksamları ile alüminyum profiller ve contaları farklı tasarımda iken davalı firma Schmelz'in, müvekkili Manusa Activa modelin bu parçalarını bire bir kopyaladığı sonucuna ulaşıldığını, müvekkili ve davalıya ait katalogların sunulduğunu, bu katalogların bile kopyalandığının görüldüğünü, dosyaya sunulan belgelerde Türkiye'de önde gelen şirketlere ait tasarımların yer aldığını, bu ürünlerin hiçbirinin müvekkilinin sistemini kullanmadığını, sadece davalı şirketin müvekkili ile aynı sistemi kullandığını, dolayısıyla davalı bakımından teknik zorunluluk def'ine sığınılamayacağını, sundukları çizelgede davalı şirketin hangi parçaları kopyalayıp hangilerini kopyalamadığının açıkça ifade edildiğini, bilirkişilerin bu konuları ihmal ettiğini, otomatik yana kayar yaya kapısını oluşturan 4 bölüm bulunduğunu, sundukları çizelgede kapının 4 bölüme ayrıldığını, bu çalışmanın altındaki notlarda hangi parçaların kopyalanıp kopyalanmadığının yer aldığını, piyasada yer alan 50'ye yakın şirketin bu komponentlerin hiçbirini bu şekilde yapmazken bilirkişilerin teknik zorunluluk kolaycılığına kaçmasının kabul edilemeyeceğini, bu grubun en önemli parçası olan motorun kopyalanmış olup elektronik kart ve selektörün henüz kopyalanamadığını, operatörlerin yerleşiminin aynı olduğunu, Schmelz'in sadece ürünü değil müvekkili şirketin kullanma kılavuzunu da bire bir sadece logo değiştirerek kopyaladığını, ekte hem müvekkilinin hem de davalının web sitesinde de bulunabilecek olan davalı kullanma kılavuzlarının sunulduğunu, davalı tarafın, sattığı modelleri “Manusa Activa modelin aynısı” demek suretiyle kapı satışı şeklinde sattığını, yine, davalı tarafın "Manusa Activa model kapılar ile uyumlu tüm "yedek parçaları" aynısı diyerek sattığını, yedek parçalar kopyalanmış olduğu için bu hususta aslında davalı tarafın bir hakikati ifade ettiğini, yedek parçaların sahte ürünlerle değişiminden dolayı orijinal kapıların niteliğini kaybedip müvekkilinin marka imajına da zarar verildiğini, davalının halen müvekkiline ait ürünleri ve piyasadaki farklı ürünleri kopyalamaya devam ettiğini, ortada bilirkişilerin ifade ettiği gibi bir teknik zorunluluk bulunmadığını, zira her firmanın ürününün (davalı tarafınki hariç) birbirinden önemli oranda farklılık arz ettiğini, davalı tarafın fiilleri yüzünden müvekkilinin yeni ürünlerin de kopyalanması endişesi ile yeni ürünleri piyasaya sunamadığını, karara dayanak olan bilirkişi raporunda, tüketicilerin esas olarak marka tercihi yaptığı, bu bağlamda esas ayırt edici unsurun tarafların kullandığı markalar olduğunun ifade edildiğini, davalılarca üretilen ve SCHMELZ ve EMAY markaları altında satışa sunulan ürünlerin müvekkilinin ürünü ile birebir aynı olduğunu, tüketicilerin çok bilinçli tercihler yaptığı ve özellikle markalara göre tercih yaptığı ifadesinin, davalı tarafın fiillerini meşru gösterme dışında hiçbir amaca hizmet etmediğini ileri sürerek (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2002/10561 E., 2003/2897 K. 27.03.2003 tarihli kararı, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 2002/7938 E., 2002/10327 K. 12.11.2002 tarihli kararı) İlk derece mahkemesi kararının, takdiren bilirkişi incelemesi yaptırılarak incelenmek suretiyle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanak ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, mahkemece tespit edildiği ve bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, ürünler arasında genel görünüm, ürün tertip şekli, çalışma sistemi ve aksamların tasarımı konusunda benzerlikler ve farklılıklar olduğu, ürünler belirli noktalarda birbirine benzemekte ise de, bunun teknik zorunluluktan kaynaklandığı, ürünün müşteri grubu bakımından marka ve fonksiyon olarak karıştırma tehlikesinin bulunmadığı, dosya kapsamı ile davacının haksız rekabet ve bundan kaynaklanan zarar iddiasının ispatlanmadığı; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 282 nci maddesi uyarınca mahkemece alınan bilirkişi raporlarındaki tespitlerle birlikte diğer deliller de değerlendirilerek ve gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu, bilirkişi raporlarının karar vermek için yeterli olduğu, İlk Derece Mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davacı vekilinin istinaf nedenlerinin ayrıntılı olarak karşılandığı, yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!