11. Hukuk Dairesi 2022/3932 E. , 2024/376 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1691 Esas, 2022/436 Karar
DAVALILAR : 1....
2....
3.... vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2012/265 E., 2020/13 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların yönetim kurulu üyesi bulundukları Zen .... Sey. Tic. ve Org. A.Ş. ile aralarında 07.06.2007 tarihinde Zenaccom olarak isimlendirilen ve internet ortamında B2B ve B2C online otel rezervasyonu yapılmasına olanak sağlayan bilgisayar programı yazılması konusunda anlaşma yapıldığını, davalıların yasa ve sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri kasten yerine getirmediğini, bunun üzerine sözleşme gereğince öngörülen cezai şartın tahsili amacıyla dava açıldığını, dava sonucunda davanın kabulü ile 214.860,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte Zen .... Sey. Tic. Org. A.Ş.'den tahsile karar verildiğini, kararın icraya konulduğunu, ancak borcu ödememek amacıyla davalı şirket ortaklarının kasıtlı olarak şirket üzerinde kayıtlı mal bırakmadıklarını ve şirketi borcu ödeyemez hale getirdiklerini, faaliyetlerini ise O.T.S.-Open .... Sey. İnş. San. ve Tic. A.Ş. üzerinden yürüttüklerini, bu nedenle Zen .... Sey. Tic. ve Org. A.Ş.'den tahsil edilemeyen ve edilmesi mümkün olmayan 347.506,21 TL alacaklarının avans faizi ile birlikte yönetim kurulu üyesi olan davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin hangi hukuksal dayanağa yada maddi vakıaya dayandığının açıklanmadığını, ayrıca açılan davanın ne tür dava olduğunun dahi taraflarınca anlaşılmadığını, dava dilekçesinin öncelikle açıklanması gerektiğini, davalılara karşı yöneltilen davanın dayanağı olan 07.06.20007 tarihli lisans ve iş birliği sözleşmesinin davacı ile dava dışı Zen .... Sey. Ltd. Şti. arasında imzalandığını, davalıların söz konusu olayda taraf sıfatını taşımadıklarını bu nedenle davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının iddiasını mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin beşinci fıkrasına istinaden yönetim kurulunun kusuru nedeniyle tazminat talebine dayandırdığını ancak mülga 6762 sayılı Kanun'un 340 ıncı maddesinin gönderme yaptığı 309 maddesi dikkate alındığında davacının kendi adına tazminat talep edebilme hakkının bulunmadığını, bu nedenle davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, derdestlik itirazlarının bulunduğunu, ayrıca ortada henüz kesinleşmiş bir alacak bulunmadığı gibi olmayan bir alacaktan dolayı yönetim kurulu üyelerinin şahsen sorumlu tutulabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davalıların taraf sıfatı taşımadıkları bir ticari ilişki nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; şirket alacaklısının açacağı sorumluluk davası yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) farklı düzenleme getirdiği, şu hali ile somut olaya uygulanması gereken kanunun 6102 sayılı Kanun olduğunun anlaşıldığı, mevcut davada da dava dışı şirket hakkında verilmiş bir iflas kararı bulunmadığı gibi, davacının alacağının varlığı hakkında henüz verilmiş bir karar da bulunmadığı, davacının alacağının varlığının dava tarihi itibariyle sübut bulmadığı değerlendirildiğinde ileride alacağın varlığı ortaya çıksa dahi 6102 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca eldeki davanın dinlenebilmesi için dava dışı şirketin iflasının dava şartı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükümle birlikte yargılama giderlerinin müvekkili şirket üzerinde bırakılmasına ve 2.725,00 TL vekâlet ücretinin müvekkilinden alınarak davalılara verilmesine karar verildiğini, bir davada dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren ... bir kanun hükmü veya ... bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davanın reddine karar verilmesi halinde davacının haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı ve aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, davada 6762 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiğini, Mahkemenin kararının bu yönden de yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin uygulanması ile dolaylı zarara ilişkin açılan davada, hükmedilecek tazminatın şirket yararına istenmiş olması gerektiği, oysa ki davacının tazminatın kendisine ödenmesini talep ettiği, Mahkemece davanın dinlenemeyeceği gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya uygun değil ise de, karara karşı davalı tarafça aleyhe istinaf kanun yoluna başvurulmaması ve istinaf eden davacının aleyhine hüküm verme yasağı nazara alınarak bu hususun kaldırma sebebi sayılmadığı gerekçesiyle istinaf edenin sıfatına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; işbu davada uygulanması gereken 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309 uncu maddesi uyarınca şirketin 305, 306, 307 ve 308 ... maddelerinde yazılı fiillerle ızrar edilmesi durumunda bundan dolayısı ile zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakları bulunduğunu, ancak, hükmolunacak tazminatın şirkete verilir hükmünü içerdiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin bir kısım kararında kabul edildiği üzere, yöneticilerin şirkete verdiği ve ortakların dolayısı ile uğradıkları zararlar varsa, davacıların bu zarar karşılığı tazminatı kendi adlarına istediklerini beyan etmelerinin madde hükmü karşısında hukuki bir değeri olmadığını ve bu beyana dayanılarak davanın reddinin usulsüz olduğunu, hakimin yerleşmiş içtihatlar gereğince yasaları re'sen uygulamakla yükümlü olduğunu, 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesine göre dava açılması halinde davacının tazminatı kendi adına da istese, Mahkemece şirketin zararı tespit edildiği takdirde tazminatın şirkete verilmesine karar verilmesi gerektiğini, Kanun maddesinde talebin şirket adına talep edilmesi gerektiğinin belirtilmediğini, hükmolunacak tazminatın şirkete verileceğinin açıklandığını, davanın esasına ilişkin ve diğer beyan ve açıklamaları yinelediklerini belirterek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 309 uncu maddesi uyarınca şirket alacaklısı davacı tarafından anonim şirket yönetim kurulu üyelerine karşı açılan tazminat davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!