11. Hukuk Dairesi 2022/3070 E. , 2023/6727 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/916 Esas, 2022/297 Karar
HÜKÜM : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/439 E. - 2020/70 K.
BİRLEŞEN DAVA : Ankara 1 Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/143 E. sayılı dosyası
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu Kararının (YİDK) iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TPMK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; asıl ve birleşen davalarda, müvekkilinin "..." markasının uzun yıllardır kullanılarak, gerek ülke çapında gerekse de yurtdışında tanınır hale geldiğini, müvekkilinin 2015/20247 sayılı "..." ibareli başvurusunun, davalı şirketin kötü niyet nedenine dayalı itirazı sonucunda, 2017-M-8792 sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, kararın haksız olduğunu ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacı aleyhine İstanbul 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2008/18809 sayılı markanın 07, 11 ve 21 inci sınıflarda kullanılmadığı gerekçesiyle dava açıldığını, davacının bahse geçen davayı kaybedeceğini anlaması üzerine, tamamen yedekleme amaçlı olarak aynı marka için 2015/20247 sayı ile 07, 11 ve 21 inci sınıflarda tekrar başvuruda bulunduğunu, başvurunun tamamen kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/36 E., 2016/182 K. sayılı kararında, davalı firma tarafından bu davanın davacısı aleyhine, 2008/18809 sayılı markanın 07, 11 ve 21 inci sınıflarda kullanılmadığından iptali ve terkini istemli 11.02.2015 tarihli davanın açıldığı, mahkemece de 19.07.2016 tarihinde "davanın kabulüne, 2008/18809 sayılı markanın 556 sayılı Markanın Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesine göre 07, 11 ve 21 inci sınıflarda kullanılmadığından kısmen iptaline ve sicilden kısmen terkinine karar verildiği, bu kararın temyiz edilerek Yargıtay'a gönderildiği ve henüz kesinleşmediği, davacı tarafın ise kendisine karşı 11.02.2015 tarihinde açılan bu davadan hemen sonra, aynı asli unsurlu "..." ibaresi şeklinde, yine aynı sınıflarda 2015/20247 sayı ile 10.03.2015 tarihinde marka başvurusunu yaptığı, davacının dava konusu başvuruyu yapmasının anılan mahkeme kararının infaz edilebilir etkisini ortadan kaldırmaya yönelik, kötü niyetli bir davranış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunun, sadece İstanbul 3 Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/36 E., 2016/182 K. sayılı dosyası kapsamında değerlendirildiğini, bu konuda başkaca hiçbir argümanın ileri sürülmediğini, öncelikli olarak yerel mahkemenin, müvekkili şirket tarafından yapılan başvurunun kötü niyetli kabul edilmesinin dayanağı olan İstanbul (kapatılan) 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2015/36 E. sayılı dosyasının, Yargıtay tarafından “Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli 2016/148 E. ve 2016/189 K. sayılı kararı ile 556 sayılı KHK’nın 14 üncü maddesinin iptaline karar verildiğini, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek kararın bozulduğunu, bozma sonrasında, yapılan yargılama neticesinde, davanın reddine karar verildiğini ve temyiz yoluna başvurulmadığı için kararın kesinleştiğini, yerel mahkemeye birçok defa bu hususun bildirilmesine rağmen, mahkemece dikkate alınmadığını, İstanbul (kapatılan) 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/36 E. sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiği ve söz konusu kararın kesinleştiği göz önünde alındığında, bu kararın infaz edilebilir bir etkisinin de kalmayacağını, bu durumda mahkemece anılan kararın infaz edilebilirliği gözetilerek bir karar verilmesinin, hukukun genel ilkeleri ile bağdaşmadığını, müvekkili şirket tarafından "..." markası adıyla kahve makinası üretiminin ve satımının yapıldığını, davalı yabancı şirketin ise müvekkiline ait ve yurt çapında tanıtılmış olan “...” markasının tanınmışlığından bedelsiz olarak yararlanmak amacıyla "..." markalı kahve makinelerini ülke pazarına sokmaya ve "..." markasını tescil ettirmeye çalıştığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesin 2015/36 E.- 2016/182 K. sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.05.2018 tarih ve 2016/11951 E.- 2018/3754 K. sayılı ilamı ile davanın kullanmama nedeniyle iptal kararına ilişkin olduğu ve 556 sayılı KHK'nın kullanmama nedeniyle iptale ilişkin 14 üncü maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 tarih ve 2016/148 E., 2016/189 K. sayılı kararı ile iptal edildiği, bu iptal kararının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu, bozma sonrasında yapılan yargılama neticesinde, davanın reddine karar verildiği, dolayısıyla davacının dava konusu marka tescil başvurusu kötü niyetli olmadığından aksi yöndeki ilk derece mahkemesinin kabulü kararının isabetli görülemediğinden, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değilse de, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, 2017-M-8792 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TPMK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; başkasının markasından haksızı yarar sağlamak, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek ve maddi, manevi zarar vermek amaçlarına ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli olarak kabul edildiğini, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesin 2015/36 E., 2016/182 K. sayılı dosyası kapsamında davacının markayı kullanmadığının anlaşıldığını, davacının anılan davanın açılması üzerine dava konusu başvuruyu yaptığını, bu hususun davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğinden kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Asıl ve birleşen davalar, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 35 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı TPMK vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!