11. Hukuk Dairesi 2022/3064 E. , 2023/6765 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/795 Esas 2022/247 Karar
HÜKÜM : Yeniden hüküm kurularak davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/333 E. - 2018/103 K.
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının “...” ve “w ...” ibarelerini marka olarak tescil ettirmekte meşru herhangi bir hak ve menfaatinin bulunmadığını, davalının kötü niyetli olduğunu, davacının dünya çapında tescilli 651 adet markasının olduğunu ve bu tescillerin, 1900’lü yılların başından itibaren yapılmaya başlandığını, bu bakımdan müvekkili şirketin, anılan markaların gerçek hak sahibi olduğunu, davacı markasının tanınmış marka olduğunu, davalı adına tescilli 146071 no ile tescilli ” ...”, 2007/67875 ile tescilli “w ... tour şekil”, 2007/67873 no ile kayıtlı” w ... living şekil”, 2007/55284 no ile tescilli “... şekil” markalarının kötü niyetli tescil sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin teminat göstermesi gerektiğini, ... Ltd.’nin kendisinin Türkiye distribütörü olduğunu beyan etmesine rağmen buna ilişkin bir delil sunmadığını, bu bakımdan ... Ltd’nin faaliyetlerine ilişkin sunulan belgelerin davacı ile ilişkilendirilmesi imkânının bulunmadığını, müvekkilinin davaya konu markalarının tescil tarihinden itibaren işlemeye başlayan beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, bu bakımdan davanın süre aşımı yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin çanta üreticisi olduğunu, taraflar arasında bugüne kadar ihtilaf yaşanmama sebebinin taraf faaliyet alanlarının farklılığından kaynaklandığını, müvekkilinin, dava konusu markalarını, davacının faaliyette bulunduğu alana konu tenis raketi, tenis topu ve sair ürünlerde tescil ettirmediğini, bu bakımdan müvekkilinin davacıya karşı bir haksız rekabet amacı gütmediğini, sadece kendi faaliyet alanına ilişkin olarak tescil talebinde bulunması sebebiyle de kötü niyetli addedilemeyeceğini, müvekkili şirketin markalarının 1993 yılından itibaren kullanıldığını, dava dışı ... Ltd. tarafından 07.09.1995 tarihinde yapılan 95/009662 no.lu "... Türk Malı" markasının tesciline ilişkin talebin, çanta, bavul ve valiz emtiaları yönünden reddedildiğini, gelinen aşamada ... Ltd'nin 95/009662 no.lu markayı davacıya devrettiğinin; davacının da anılan markanın halefi olduğunu iddia ettiğinin anlaşıldığını, bu bakımdan davacının, müvekkilinden 1995 yılından beri haberdar olduğunu kabul ettiğini, davacı yan markasının tanınmış bir marka olmadığını, ayrıca müvekkiline ait markaları 1995 yılında öğrenmesine rağmen 21 yıl boyunca sessiz kaldığını bu bakımdan huzurdaki davanın ikame edilmesinin MK m. 2 hükmüne aykırı olduğunu, tarafların faaliyet alanlarının farklı olduğunu, TPMK kayıtları kapsamında “...” ibaresinin tıraş kolonyası, elektronik eşya gibi muhtelif emtiada, farklı kişiler adına marka olarak tescil edildiğini, müvekkilinin bu marka tescillerine itiraz etmeme sebebinin de tescillerin farklı sınıflarda olmasından kaynaklandığını, davacının 15.05.2007 tarihinde 2008 26385 no'suyla “...” markasının 18. 25. ve 28. sınıflarda tescili için yaptığı başvurunun reddedildiğini, bu bakımdan müvekkilinin 1993 yılından beri Türkiye’de hak sahibi olmasına rağmen davacının 2007 yılında dahi Türkiye’de hak sahibi olamadığını, davacı yanın çanta, bavul ve sair ürünlerine ilişkin herhangi bir faaliyeti bulunmaması sebebiyle kararın iptali ve hükümsüzlük davalarının açılmadığını, davacı yanın tanınmışlık iddiasında bulunabilmesi için, 1993 yılından önce dayanak markalarının tanınmış olduğunu ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı yanın “...” markasına ilişkin Türkiye’deki kullanımının, dava konusu markalardan en eski tarihli olan 146071 no.lu markanın tescil başvurusundan daha eski tarihli olduğu, bu bakımdan dava konusu işaret üzerindeki gerçek hak sahibinin davacı olduğu, ülkesellik ilkesinin istisnalarından olan tanınmış marka niteliğinin değerlendirilmesi davacı markasının gerek dünyada gerek de Türkiye'de, ilgili sektörde, dava konusu markaların en eski tarihlisinin tescil başvurusunun yapılmasından önce tanınmış marka niteliğinde olduğu, taraf markalarının işaretsel anlamda aynı/ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, ayrıca davacı yan markasının tanınmış marka niteliğinden ötürü tescilli olmadığı mal ve hizmetler yönünden de korunmasının şartlarının var olduğu, davalı yanın dava konusu markaların tescilinde kötü niyetli olduğu, bu durumun dava konusu markaların hükümsüzlüğünü ayrıca gerektirdiği ve bu durumun davacı yanın sessiz kalma suretiyle hak kaybına uğramasına da engel olduğu belirtildiğinden ve düzenlenen bilirkişi raporu denetim ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğundan hükme dayanak alınmış, davalı tescilleri kötüniyetli olarak gerçekleştirdiğinden, markaların gerçek hak sahibi davacı olduğundan davalı adına tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinin de eksik inceleme yapmak sureti ile rapor tanzim ettiğini ve raporun yazılı delillere aykırılık oluşturduğunu belirterek rapora itiraz ettiklerini, itirazılarının reddine karar verildiğini, raporun hukuki içerikli olup, raporun tanziminde işletmeci bilirkişi ve sektör bilirkişinin hiç bir katkısı olmadığını, davada tanınmışlık değerlendirmesinin 1993 yılı itibari ile davacının Türkiye’de tanınmış marka niteliğini haiz olup olmadığının incelenerek yapılması gerektiğini, ancak davacının bu husus ispat edemediğini, müvekkili markalarının tescilli olduğu emtiaların farklı olduğunu, mahkemece kesinleşmemiş kararın dikkate alınmasının hatalı olduğunu, müvekkilinin 46071 numaralı 1993 yılındaki marka tescilini, davacı ile iltibas oluşturmak amacı ile yapmadığından sadece kendi iştigal sahasında yaptığından kötü niyetli olmadığını, 1995 yılından beri müvekkilinin “...” marka tescilinden ve marka kullanımından haberdar olan davacının, müvekkilinin ticari yatırımlar yapmasını bekleyip 23 yıl sonra açtığı hükümsüzlük davasının kabulünün TMK 2' ye aykırı olduğunu, belirterek istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bir markanın tanınmış olup olmadığı ve tanınmışlık düzeyi, sonraki tarihli markanın başvuru tarihi esas alınarak, her bir dosyada bunu ileri süren tarafça ve dosyaya sunulacak delillerle ispat edilmesi gerektiği, tek başına tanınmış markaya konu ibarenin aynısının ya da benzerinin başkalarınca marka başvurusuna konu edilmesi kötü niyetli başvuru olarak kabul edilemeyeceği gibi davalı tarafın tescilli markasını tescil ettirdiğinden farklı şekilde kullanması veya markanın dünyanın çeşitli ülkelerinde tescilli olması da markanın kötü niyetli olarak tescil ettirildiği anlamına gelmeyeceği, Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyi niyetin asıl, kötü niyetin ise istisna olması sebebiyle davacının davalının kötü niyetli olduğunu kanıtlanması gerektiği, Marka Hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tescillerin kötü niyetli olarak kabul edildiği, buna göre sırf marka kullanımının davalının kötü niyetli sayılmasına olanak tanımadığı, davacının 1993 tarihli markasına yönelik olarak, davanın 21 yıl sonra açıldığı da dikkate alınarak, aynı ayırt edici işaretin, aynı mal ve hizmetler yönünden tescil ettirilmesinin kötü niyetli tescil olarak nitelendirilmeyeceği, bununla birlikte markaların, markayı kullanmak amacıyla değil başkalarının ticaretine engel olmak amacıyla yapıldığına ilişkin de dosya kapsamında delil bulunmadığı anlaşıldığından davalının marka tescillerinin kötüniyetle yapılmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kadırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, markanın en az bir ilgili sektörde tanınmış, iyi bilinen olmasının markanın tanınmış marka olarak kabul edilmesinde yeterli kabul edileceği, davalı yanın kötü niyetli tescilinden önceki tarihlerde müvekkili şirkete ait "..." "w" ve "w ..." ibareli markaların Türkiye'de ilgili sektör tarafından tanınmış olduğunu, dava konusu markaların en eski tarihlisinin tescil başvurusundan da önce Türkiye'de ilgili sektörde tanınmış olduğu sabit olan müvekkiline ait markaların Paris Sözleşmesi ve 556 sayılı Markanın Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinde düzenlenen korumadan faydalanması gerektiğini, davaya konu markaların birebir aynı olduğunu, bilirkişi raporu ile de bu hususların tespit edildiğini, davalı, adına tescilli markaları işletmesine ya da şahsına aidiyetini sağlama ve başkaca mal/hizmetler karşısında ayırt edicilik temin etme fonksiyonu amacıyla kullanmamakta olup, bunun aksine marka üzerinde gerçek hak sahibi olan müvekkilin markadan yararlanmasını engellemek ve müvekkil markalarının bilinirliğinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar elde etme amacı taşıdığını, tanınmış markanın birebir aynısını kullanmanın da kötü niyet kabul edildiğini, davalı tarafından açılan markaya tecavüz davalarının da kötü niyetin göstergesi olduğunu, kötü niyetin varlığı halinde hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!