WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/2942 E.  ,  2023/6939 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/80 Esas, 2022/130 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2018/628 E., 2021/541 K.

Taraflar arasındaki faydalı model ve tasarıma tecavüzün durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin 22.01.2013 tarihinde "Amortisör değiştirme ve fren körüğü makinası" konulu faydalı model başvurusu yaptığını, başvurunun tescil edildiğini, aynı zamanda söz konusu ürünün 10.01.2013 tarihi itibariyle tasarım olarak da tescilli bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin bu ürünleri geliştirerek 2016/04459 sayılı faydalı model belgesi ile 2016/02620 sayılı tasarımlara konu ettiğini, davalının ise müvekkiline ait ürünün birebir aynısını üretip, satışını yaptığını, bu durumun öğrenilmesi üzerine davalı aleyhine tespit yaptırıldığını, tespit dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunda, davalının üretip piyasaya sürdüğü ürünlerin müvekkili adına tescilli endüstriyel tasarıma tecavüz oluşturduğunun açıklandığını ileri sürerek davalının tecavüzünün durdurulmasına ve önlenmesine, tecavüz suretiyle üretilen ürünlere ve bunların üretiminde kullanılan araçlara el konulmasına, şimdilik 10.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının bu tecavüzünün her halükârda davacının sahip olduğu pazar payına olumsuz etkisinin bulunacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 ve 57 nci maddeleri uyarınca tazminata hükmedildiği, Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin tecavüz fiilleri nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği, eylemi gerçekleştirmede davalının kusurlu olduğu, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında manevî tazminat miktarının 3.000,00 TL olarak saptanmasının hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının davacı adına tescilli 2016/04459 ve 2016/02620 başvuru numaralı faydalı modelleri ile iltibas yaratacak kalemleri satışa sunmak suretiyle davacının faydalı modeli hakkına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün ref'ine ve men'ine, 3.000,00 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince müvekkilinin zararının tespiti hususunda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını, ancak yeterli araştırmanın yapıldığı kabul edilirse bu kez zararın 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesine göre belirlenmesinin yerinde olduğunu, ancak müvekkilinin uğradığı zarar göz önünde bulundurulduğunda, mahkemece takdir edilen maddi ve manevi tazminatın düşük olduğunu, maddi tazminat talebinin kısmen reddi nedeniyle davalı lehine 5.900,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de bu durumun Tarife'nin 13/3. maddesine aykırı bulunduğunu, ayrıca davalının tecavüz niteliğindeki fiilinin, haksız fiil niteliğinde olması nedeniyle maddi ve manevi tazminata dava tarihi itibariyle değil, haksız fiilin işlendiği tarih itibariyle faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporunda değinilmesine rağmen mahkemece önceki kullanımdan doğan hakka ilişkin inceleme yapılmadığını ve bu durumun dikkate alınmadığını, davacının tescil başvurusunun 30.03.2016 tarihinde yapıldığını ve korumanın da bu tarihte başladığını, ancak müvekkili tarafından dava konusu ürünün tescil tarihinden önce 11.02.2016 günü satışa konu edildiğini, satış işlemine ilişkin fatura ve işletme kayıt defteri nüshasının da dosyaya daha önceden sunulduğunu, buna göre müvekkilinin, dava konusu ürünü tescilin koruma tarihinden çok önceleri yaptığını ve satışa sunduğunu, bu şekilde önceki kullanımdan doğan hakkı kazandığını, nitekim bu nedenle dosyada mevcut bilirkişi raporunda, dava konusu durumun tecavüz olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tartışmalı olduğunun belirtildiğini, davacının yaptırdığı delil tespitinin de geçersiz bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece yalnızca 2016 tarihli tasarım ve faydalı model yönünden tecavüz hükmü kurulduğu, davacı tarafça ise 2013/00143 sayılı tasarıma tecavüz iddiası yönünden bir istinaf itirazı ileri sürülmediği, davacı adına tescilli 2016/02620 sayılı tasarımın başvuru tarihinin 30.03.2016 , 2016/04459 sayılı faydalı modelin başvuru tarihinin ise 06.04.2016 olduğu, 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (554 sayılı KHK) 12 ve 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (551 sayılı KHK) 72 nci maddeleri uyarınca söz konusu tasarım ve faydalı modelin korumasının, başvuru tarihlerinden itibaren başlayacağı, davacı tarafça davalı aleyhine 14.04.2016 tarihinde tespit talep edildiği, tespit talebine davalı kataloğu da eklendiği, davalı iş yerinde 22.04.2016 tarihinde yapılan tespitte davacının faydalı model ve tasarımına tecavüz teşkil ettiği belirtilen makinenin iş yerinde olduğu, bu durumda, davacının faydalı model başvurusundan 8 gün, tasarım başvurusundan ise 15 gün sonra, somut olayda olduğu gibi nitelikli bir makinenin üretilmesi ve üretildikten sonra satışa sunmak amaçlı broşür hazırlanması mümkün olmadığından, davalının, davacının tasarım ve faydalı model başvuru tarihlerinden önce tecavüz teşkil ettiği belirtilen makineyi ürettiği, ayrıca tespit tarihinin, davacının faydalı modelinin ve tasarımının yayın tarihinden önce olduğu da gözetildiğinde, davalının üretiminin davacı ürünlerinden habersiz olarak gerçekleştiğinin kabulünün gerektiği, bunun dışında davalının kötü niyetli olduğunun da ispat edilemediği anlaşıldığından, davalının davaya konu eyleminin önceki kullanımdan doğan hak kapsamında kaldığı, yukarıda anılan KHK hükümleri çerçevesinde bir tecavüzden söz edilemeyeceği, davalının kötü niyetli olduğunun dosya kapsamı ile ispat edilemediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;müvekkil adına tescilli 2013/00143 sayılı tasarım yönünden, istinaf kanun yoluna başvurulmadığı gerekçesiyle söz konusu tasarım yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadan hüküm kurulmasının, usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince gerekçe ve hüküm arasında çelişki bulunduğunu, taleplerin her biri hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince kamu düzeniyle alakalı bu hususlar üzerinde durulmadığını, müvekkilinin tasarımlar ile ilgili olarak yapmış olduğu başvurunun tarihi ile dava konusu ürünün tanıtım videosunun ve resimlerin web sitesinde yayınlandığı tarih göz önünde bulundurulduğunda, davalının ön kullanımdan doğan herhangi bir hakkının bulunmadığı aksine, müvekkiline ait 22.01.2013 tarih ve 2013/00782 sayılı faydalı model, 10.01.2013 tarih ve 2013/00143 sayılı tasarımı, 2016/04459 sayılı faydalı modeli ve 2016/02620 sayılı endüstriyel tasarım haklarının ihlal tarihinde koruma altında olduğunu, davalının, dava konusu ürünü müvekkilden önce üretip satmış olduğu, yani davalının müvekkilden önce kullanma hakkının olduğu hususu ispat edilemediği, davalının kötü niyetli olduğunu, tecavüzün bulunduğunun açık olduğunu, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, faydalı modele ve tasarıma tecavüzün durdurulması, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.