WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 24 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/2875 E.  ,  2023/5203 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/280 Esas, 2022/27 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul

Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.09.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan dış cephe boyası ve inceltici satın aldığını, bu malzemeleri Atatürk Üniversitesinin kampüs alanında bulunan binalarının dış cephe boyama işinde kullandığını, bir süre sonra binaların dış cephelerinde dökülme ve kabarmaların oluştuğunu, Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/52 D. İş sayılı dosyası ile alınan delil tespiti raporunda, boyanın duvardan parçalanarak kalktığı, sorunun astar boya ile uygulanan boya arasındaki bağlayıcıların uyumsuzluğundan kaynaklanmış olabileceği, bozulan kaplamanın, iş iskelesi kurularak kazınması, tamirlerinin yapılması, ilk astar boya sonrası kat kaplama yapılması işinin 567.691,07 TL olduğunun tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 570.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; boyanın usulüne uygun kullanılmadığını, davacıya satılan boyanın daha fazla yerde kullanıldığını, inceltilerek kullanılan boyada kabarmaların düştüğünü, müvekkilinin satıp teslim ettiği ürünün ayıplı olmadığını, davacının uygulama hatasından kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 10.02.2017 tarih, 2016/97 E. ve 2017/82 K. sayılı kararı ile davacı tarafın davasının kısmen kabulü ile 567.691,07 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı
Dairemizin 28.02.2018 tarih, 2017/2331 E. ve 2018/1038 K. sayılı kararı ile "... Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davalının sattığı inceltici astar boya ve kaplama malzemelerinin ayıplı olduğu, uygulanan dış cephelerde kabarmaların meydana geldiği, bu nedenle iş sahibi olan üniversiteye karşı sorumlu bulunduğu, oluşan zarar miktarından davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 567.691,07 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 2014/8643 E., 2015/6135 K. sayılı ve 27.04.2015 tarihli bozma ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkemece bozmaya uyulmuş, ancak bozma kararı yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında "Dava, satıcının ayıba karşı tekeffülü hükümlerine dayanmakta olup, uyuşmazlığın çözümünde dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesi ve bu maddenin yollamada bulunduğu TBK hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla, öncelikle; dava konusu malzemenin ayıplı olup olmadığının saptanması, ayıplı olduğunun belirlenmesi halinde ise yukarıda sözü edilen yasa hükmünde belirtilen sürelerde ayıp ihbarı bulunup bulunulmadığı belirlenerek, sorumluluk durumunun değerlendirilmesi icap etmektedir. Bu çerçevede mahkemece, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor yeterli incelemeyi içermediği gibi Yargıtay denetimine de elverişli görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi heyetinden ayıp iddiası yönünden, davalının itirazlarını de değerlendirecek biçimde ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, satılan malın ayıplı olduğunun tespiti halinde süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı yönünden de araştırma ve inceleme yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." denilmiştir. Mahkemece hükmüne uyulan bozma kararı gereğince 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken tek bilirkişiden rapor alındığı gibi bu raporda bozma kararında açıklanan hususlarda yeterli inceleme ve izahata yer verilmemiş olması da doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle hükmün taraflar yararına bozulmasına, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının 15.000 m² alan boyanması için kendisi tarafından yapılan hesaplamaya göre 480 teneke boya, 230 teneke inceltici ve 100 teneke astar temin edilerek davacı tarafa verildiği, davacı tarafından boyanın %95'i, astarın tamamı, incelticinin ise %90'nın kullanıldığı, davalının iddia ettiği gibi 15.298 m² alan boyansa dahi m²'de kullanılan boya miktarının 0,750 kg/m² olduğu, davalının m²'de 0,800 kg/m² oranında boya kullanılması gerektiğini ileri sürdüğü, davacı tarafından kullanılan oranın somut olayda olduğu gibi dökülme ve soyulmaları meydana getirebilecek nitelikte olmadığının bilirkişi raporlarında belirtildiği, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda da davalı tarafından temin edilen ürünün ayıplı olduğunun belirtildiği hususları dikkate alındığında davalının temin ettiği boyaların ayıplı mal niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı, davalı tarafından 06.08.2010 tarihinde malzeme tesliminin yapıldığı, davacının almış olduğu işi 22.12.2010 tarihinde teslim ettiği, Atatürk Üniversitesi tarafından 02.01.2012 tarihinde kesin kabulün yapıldığı, tamirat ve tadilatı yapılan bloklarda kesin kabulün yapılması sonrasında 2012 yılında soyulma ve dökülmelerin meydana gelmesi üzerine davacının 10.05.2012 tarihinde telefonla davalıya arayarak durumu bildirdiği, 07.06.2012 tarihinde tespit yaptırmak üzere Mahkemeye başvurduğu, davalının ise 28.06.2012 tarihli ihtarnamesiyle kendisine telefonla yapılan bu bildirimi kabul etmediği, iş sahibi olan Atatürk Üniversitesinin davacı tarafa 26.04.2013 tarihinde dökülme ve soyulmalara ilişkin yazılı bildirimde bulunduğu dikkate alındığında, davacının olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak olan ayıbın bulunduğunun anlaşılması üzerine derhal satıcıya haber verdiği, bu şekilde yasada ön görülen ihbar süresine uygun hareket ettiği, zira Atatürk Üniversitesi tarafından davacıya bildirim yapılmasından çok önce davacı tarafından davalıya telefon ile bilgi verilmiş olup davalının kendisine yönelik verilen bu bilgiyi kabul ettiği, aynı şekilde davacının kendisine iş sahibi tarafından ihbar bulunulmasından önce davalı tarafa durumu bildirdiği ve Mahkemeye başvurarak tespit yaptırdığı, davalının davacıya temin ettiği boyanın bağlayıcılık özelliğinin zayıf olduğu, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporlarında da bu hususun açıkça belirtildiği, buna göre davalının davacıya ayıplı mal teslim ettiği, davacının ayıplı mal nedeniyle davalı tarafa süresi içerisinde bildirimde bulunduğu, davacı tarafından kullanılan bu ürünler nedeniyle iş sahibi Atatürk Üniversitesine ait bloklarda soyulma ve dökülmelerin meydana geldiği, davacının bu soyulma ve dökülmeler nedeniyle aynı işi tekrar yapmak zorunda kaldığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre işin yeniden yapılması için gerekli olan maliyetin 567.691,06 TL olduğunun belirtildiği, davalının ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca meydana gelen bu zarardan sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 567.691,01 TL'nin dava tarihi olan 25.07.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının basiretli iş adamı gibi davranıp ayıp ihbarını yapmadığı gibi, yaptığını da ispatlayamadığı, Mahkemenin gerekçesine dayanak kıldığı ayıp ihbarının yapıldığı yönündeki hususların doğru olmadığını, davacının usulüne uygun bir ayıp ihbarının bulunmadığını, şifai ayıp ihbarının taraflarınca kabul edilmediğini, davalı tarafından gönderilen ihbarın içeriğinin çok açık olduğunu ve ayıp ihbarı yapılmadığının bildirildiğini, ayıp ihbarının süresinde ve usulüne uygun yapılmadığını, bu sebeple Mahkemenin gerekçesinin yerinde olmadığını, davacının malı teslim aldıktan sonra boyanın analizini yaptırmadığından ayıp ihbarının yine süresinde olmadığını, dosyada bulunan 15.11.2013 tarihli ODTÜ'den alınan raporda boyanın ayıplı olmadığının bildirildiğini, davacının boyaları teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelettirmek zorunda olduğunu, bunu yapmadığını, ısrarlı taleplerine rağmen yargılama aşamasında üniversiteye gidilip ne kadar alanın döküldüğünün analiz edilmediğini, davacının tek taraflı aldığı tespit raporuna göre hüküm tesis edildiğini, ODTÜ'den alınan rapora rağmen Mahkemenin boyayı ayıplı kabul etmesinin doğru olmadığını, Mahkemenin vermiş olduğu kararın gerekçesine dayanak olarak yapmış olduğu hususların doğru olmadığını, dosyada mevcut olan bilirkişi raporlarını değerlendiren Mahkemenin çok tuhaf olarak kesin ve kuşkuya yer vermeyecek derecede kesin ve net olan müvekkili şirketin vermiş olduğu boyanın ayıplı olmadığına dair teknik analizi yapılmış bilirkişi raporlarını yok saydığını, kaldı ki bilirkişi raporlarında boyanın bağlayıcılığının zayıf olmasının boyanın içine konulan incelticinin fazla konulmasından dolayı olduğunun belirtildiğini, davacıya uygulamayı anlatmak için boya yapılan alanda ve Rektörlük binasında dökülme olmadığını, boya ayıplı ise o zaman bu alanlarda da dökülme olması gerektiğini, davacı şirketin olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğu, bilirkişi raporlarında işaret edildiği gibi boyanın içine fazla miktarda inceltici koyduğunu, davacının alanda eksik boya kullandığını, bu hususta itirazlarının dikkate alınmadığını, satış yapılan başka yerlerde sorun çıkmadığını, bu savunmalarının Mahkemece dikkate alınmadığını, Mahkemeye sundukları numunelerin analize gönderilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, davacının daha fazla bir alanı az boya ile boyadığı hususunun Mahkemece dikkate alınmadığını, davalının verdiği boya ayıplı ise tüm alanın dökülmesi gerektiğini, iş sahibinin kesin kabul yapmasının boyanın ayıplı olmadığını gösterdiğini, iş sahibinin bildirdiği tarih itibariyle zamanaşımı süresinin geçtiğini, Mahkemenin hükmettiği tazminat miktarının da doğru olmadığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, satıcının ayıba karşı tekeffül hükümleri nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.