11. Hukuk Dairesi 2022/2795 E. , 2023/6594 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/609 Esas, 2022/65 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2017/394 E., 2019/529 K.
Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali, karşı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili tarafından davalı borçlulara karşı ödenmeyen borca ilişkin olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişkinin olduğunu, cari hesapların incelendiğinde davalının müvekkiline 393.379,79 TL borcunun bulunduğunu, davalının taraflarınca başlatılan takibe, borca ve yetkiye haksız olarak itiraz ettiğini, para borcunun götürülecek borç vasfında olduğundan alacaklı müvekkilinin yerleşim yeri olan Kahramanmaraş İcra Daireleri ve Mahkemelerinin söz konusu uyuşmazlıkta yetkili olduğunu, 07.08.2017 tarihinde ihtarname ile davalıya borcu ödemesi yönünde ihtarname keşide edildiğini, davalının borcu ödemediğini, müvekkili şirketin zarara uğradığını, davalı borçlunun borcun aslına ve faiz oranına ilişkin itirazlarının kabul edilemeyeceğini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile ... Dokumanın 2016 Ekim ayında lacivert, bej ve yeşil olmak üzere 3 adet 9.664 metre ceketlik dokuma kumaş siparişi konusunda anlaştıklarını, bunun üzerine müvekkili şirketin referans için renkler ve numune kumaşlar gönderdiğini, teslim tarihi olarak 05.12.2016 tarihinde anlaştıklarını ve kumaş üretimine başlandığını, üretiminin geciktirilmesi nedeniyle kumaşların belirlenen tarihte ... Dokuma tarafından teslim edilemeyeceğinin belirtildiğini, teslim süresinin 15.02.2017 tarihine ertelendiğini, ancak telefonda yine teslim edilemeyeceğinin sözlü olarak bildirildiğini, müvekkili şirketin zarara uğradığını, ... Dokuma şirketinin ise müvekkili şirkete ihtarname göndererek vade farkı faturasını ödenmesini talep ettiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin göndermiş olduğu ihtarname ile sipariş edilen kumaşların teslim alınmaması nedeniyle uğranılan yaklaşık zararın talep edildiğini, yetkili mahkemenin davalının ticaret merkezinin bulunduğu Bakırköy Mahkemesi olduğunu, davacı sözleşmeden kaynaklanan borcunu hiç ifa etmediği için müvekkili şirketin borçlu olmadığını, başlatılan icra takibinin haksız olduğunu, karşı dava ile ilgili olarak ise; müvekkili şirketin yoksun kaldığı kârı talep etme hakkına sahip olduğunu, sipariş teslim süresine az bir zaman kala ... Dokuma tarafıdan müvekkili şirkete sipariş edilen kumaşların teslimatının yapılmayacağının bildirildiğini, bu nedenle üretimin aksadığını, yeni bir firma ile anlaşılarak aynı kumaştan tedarik edilmesinin imkansız hale geldiğini, müvekkili şirketin sözleşmenin 8 inci maddesi uyarınca cezai şart talep etme hakkına sahip olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş sözleşmenin 8.2 maddesi ve 8.5 maddesine göre davacı/karşı davalı şirketin edimini ifa etmemesi durumunda ödenecek cezai şartın nasıl hesaplanacağının açıkça gösterildiğini, bu sebeple cezai şartın şimdilik 35.000,00 TL'sini talep edildiğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunu, her halukarda müvekkili şirketin uğradığı zararın en az 415.000,00 TL olduğunu, ... Dokuma şirketinin taleplerinin aksine müvekkili şirketin ... Dokuma şirketinden alacaklı durumda olduğunu, belirterek asıl dava yönünden davanın esastan reddi ile icra dosyasının iptaline, mahkemenin davacı şirketin müvekkili şirketten alacağının olduğuna karar verilmesi halinde, bu rakamın müvekkili şirketin alacağından mahsubuna karar verilmesine, karşı dava açısından ise karşı davanın kabulü ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirketin zararının şimdilik 450.000,00 TL'sinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davacı-karşı davalıdan alınarak müvekkili şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ticari defterler ve kayıtlara göre gerek 28.09.2018 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, gerekse 10.07.2019 tarihli talimat yoluyla alınan bilirkişi heyeti raporunda taraflara ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve defterlerin sahibi lehine delil teşkil ettiği, her iki rapora göre takip tarihi itibariyle davalı/karşı davacının davacı/karşı davalıya 393.379,79 TL borçlu olduğunun tespit edildiği, ticari kayıt ve defterlerinde alacak miktarı yönüyle uyumlu olduğu, taraflar arasında imzalanmış bir temerrüt sözleşmesinin bulunmadığı, temerrüt tarihi itibari ile malların sevkiyatının yapılmadığının belirtilmiş ise de, dosya içerisinde taraflar arasında kararlaştırılan bir temerrüt tarihinin bulunmadığı, dosyaya sunulan kumaş satın alma ana sözleşmesinde tarafların imzasının bulunmadığı, kumaş sipariş formunda davalının kaşe ve imzası bulunmakta ise de, davacı tarafın imzasının bulunmadığı, bu haliyle taraflar arasında karşı davaya konu kumaş sipariş anlaşmasının kurulduğu iddiasının davalı karşı davacı tarafça ispatlanamadığı, bununla birlikte karşı davaya konu kumaşların başka firmalardan tedarik edilebileceği, ceket, patolon, gömlek, kravat, takım elbise satış ve pazarlamasında ürünlerin kombin olarak satılma zorunluluğunun bulunmadığı, bu suretle davalı/karşı davacının takip dosyasına itirazının haksız olduğu, tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller ile anlaşılmakla, davacı ...nin davasının kabulüne, davalı karşı davacı şirket tarafından itirazi kayıtlı olarak İcra Müdürlüğü kasasına borç miktarının depo edildiği, takibe konu alacak yönüyle yargılamayı gerektirdiği, bu suretle yasal şartları oluşmadığından icra inkâr tazminat talebinin reddine, davalı-karşı davacı ... Teks. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, usulden reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmede yetki şartı bulunduğundan davaya konu icra takibi ve itirazın iptali davasında yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, davalının yerleşim yeri mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı karşı davalının sözleşmeden kaynaklanan borcu ifa etmediğinden müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, dosyada bulunan 23.08.2017 tarihli ihtarname ile siparişin onaylandığını ancak önceki siparişlere ilişkin ödeme yapılmadığı gerekçesiyle siparişe ilişkin teslimatın yapılmadığının açıkça kabul edildiğini, teslimatın yapılmaması ile müvekkili şirketin zarara uğradığını, davacının sipariş edilen kumaşların tesliminden kaçınmasının hukuki bir dayanağının bulunmadığını, müvekkili davalı karşı davacının zarara uğradığı için karşı dava açma zaruriyetinin hasıl olduğunu, siparişlerin teslim süresine az bir zaman kala kumaşların teslim edilemeyeceğinin bildirildiğini, sipariş edilen kumaşların termin tarihinin davacı karşı davalı tarafından önce ertelendiğini, daha sonra kumaşların teslim edilemeyeceğinin söylenerek müvekkili şirketin hedeflediği kârı elde edememesine ve zarara uğramasına neden olunduğunu, büyük markalarda olduğu gibi müvekkili şirketin de ürünlerini kombin olarak sattığını, kombinin tamamlayıcısı olan davaya konu ceket grubunun müşteriye sunulamamasının kombin edilecek ürünlerin satışında da azalmaya sebep olduğunu, ürün gruplarından birinde ceket üretiminin aksaması, onunla birlikte satılması planlanan pantolun, gömlek vb. ürünlerin de satışını düşürdüğünü, bu kalemlerin dikkate alındığında ıslah ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 415.000,00 TL kâr kayıplarının olduğunu, müvekkili şirketin büyük bir zararı oluşmuşken bunun gözardı edilerek karşı davalarının reddedilmesinin hakkaniyete, usule ve kanuna aykırı olduğunu, davacı karşı davalı tarafından ürünlerin teslim edilmeyeceğinin bilinçli olarak ve müvekkili şirkete zarar verme kastı ile geç bildirildiğini, davacı karşı davalı tarafından sipariş anlaşması kabul edilmese de taraflar arasında sipariş anlaşmasının olduğunu, bunun somut delillerle ispat edildiğini, davacı karşı davalının müvekkili şirket ile müzakerelere girildiğini, numune hazırlandığını, imalata başlanılması talebi ile sipariş konusu kumaşların teslimi için termin bildirildiğini, hatta bu termin tarihinin teyit edildiğini, davacı tarafından numuneler üretilerek daha sonra da termin tarihinin verilmesi ve teyit edilmesinin siparişin onaylandığı yönündeki iradeyi açıkça ortaya koyduğunu, davacı karşı davalının sözleşmeyi ve sipariş formunu zımni olarak kabul ettiği ve teslim yükümlülüğüne aykırılıktan dolayı sorumlu olduğunun açık olduğunu, yerel mahkemece sözleşmenin var olmadığına dair verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dosyasında birçok kez bilirkişi incelemesi yapıldığını, bilirkişilerce yeterli ve doğru tespitler yapılmadığını, raporların her seferinde dava dilekçesinin tekrarı ile sınırlı kaldığını, bilirkişi raporlarının yanlış ve yetersiz olduğunu, bu raporlar ile doğru hüküm tesis edilmesinin mümkün olmadığını, sipariş tesliminin gerçekleştirilmemiş olması nedeniyle müvekkili davalı karşı davacı şirketin cezai şart talep etme hakkının bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere ve usul ve yasaya uygun görülen 12.07.2019 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre; davacı-karşı davalının takip tarihi itibariyle davalı-karşı davacıdan 393.379,47 TL alacaklı bulunduğu, taraf ticari defter ve kayıtlarının alacak konusunda birbiriyle uyumlu olduğu, karşı davaya konu kumaş sipariş anlaşmasının kurulduğunun davalı-karşı davacı tarafından ispatlanamadığı, esasen davalı-karşı davacının davacı-karşı davalıya olan 393.379,47 TL borcunun bulunduğunu 15.08.2017 tarihli ihtarname ile kabul ettiği ve fakat 925.900,00 TL cezai şart alacağı ile 415.252,00 TL kâr mahrumiyeti alacağı olduğunu iddia ettiği ve aradaki farkı karşı dava ile talep ettiği, ancak karşı davasını ispatlayamadığı, bu haliyle ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada taraflar arasındaki ticari ilişkiden doğan alacağın tahsili talebiyle yapılan icra takibine itirazın iptali, karşı davada ise; sözleşmeye uyulmadığı iddiası ile cezai şart ve uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!