WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/2775 E.  ,  2023/6572 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/727 Esas, 2022/65 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Avanos Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/680 E., 2019/18 K.

Taraflar arasındaki alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davalı karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile davacı arasında akaryakıt istasyonunun satışı için anlaştıklarını, bu çerçevede davalıya 250.018,86 TL peşinat gönderildiğini, ancak satış konusu istasyonun üzerinde bulunduğu taşınmazda davalının önceden bildirmediği bir ipotek bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin kredi kullanamadığını ve devir alamadığını, davalının kötü niyetle istasyonu satmaya çalıştığını ve satış olmamasına rağmen peşinatı geri vermediğini, verilen paranın peşinat olduğunu ancak cezai şart olmadığını, zira taraflar arasında buna ilişkin bir sözleşme bulunmadığını ileri sürerek peşinatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesini talep etmiştir.

2.Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının kusuru ile sözleşmenin yerine getirilemediğini, daha karlı tekliflerden mahrum kaldıklarını, işletmelerine hukuken sorunlu izlenimi verdiklerini ileri sürerek karşı dava ile 15.000,00 TL menfi zararının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının sözleşme ile yüklendiği edimi yerini getirmeye hazır olduğunu bildirdiğini, davacının haksız olduğunu, ifa imkansızlığının olmadığını, taşınmaz üzerindeki ipoteğin bayilik sözleşmesi gereği olduğunu, davacıya kredi teminine yönelik garanti verilmediğini, davacının ödediği bedelin cezai şart mahiyetinde olduğunu ve bunun tanık delili ile ispatlanabileceğini savunarak davanın reddini istemiş, aksi kanaat ihtimaline binaen takas ve mahsup def'inde bulunmuştur.

2.Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; menfi zarar iddialarının dayanaksız olduğunu savunarak karşı davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı, bu nedenle ödenen bedelin cezai şart olmadığı ve bağlanma parası niteliğinde olduğu, sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle bu paranın iadesi gerektiği, menfi zararın ise ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davalı karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Asıl davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporuna itirazların değerlendirilmediği ve uzman görüşü ile aralarındaki ihtilafın giderilmediğini, müvekkilinin satış konusundaki talep ve teklif düşüklüğü yoluyla oluşan zararının incelenmediğini, sözleşmenin ifa edilememesi nedeniyle şirketlerinin itibar kaybettiğini, menfi zarar karşılanmadan sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanmayacağını, davacının kusuru ile sözleşmenin ifa edilemediğini, aksi kanaatte dahi takas mahsup def'ilerinin bulunduğunu, somut olayda ifa imkansızlığı bulunmadığını, ipoteğin bayilik ilişkisi gereği var olduğunu, davacının da satış ilişkisinden önce bu hususu araştırdığını, tarafların akaryakıt istasyonu satımı konusunda sözlü olarak anlaştıkları hususunun karşı tarafın da kabulünde olduğunu, kredi teminine yönelik bir garanti vermediklerini, davacının nakit temin edememesi nedeniyle ipoteği kaldıramamasının sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının yaptığı ödemeye dayanak banka dekontunda yapılan açıklama ve davalı tarafın bu yönde bir cezai şart belirlendiği yönünde yazılı delil sunulmaması karşısında davacı tarafça ödenen paranın cezai şart olduğunun kabul edilemeyeceği, davalı tarafın söz konusu ödemeyi alırken herhangi bir ihtirazi kayıt koymadığı, ödenen paranın peşinat bedeli olarak ödendiği, davalı karşı davacının menfi zarar kapsamında ne gibi zararları olduğunu yazılı delillerle kanıtlayamadığı gerekçesiyle asıl davalı karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davalı karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl davalı karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, ticari satımdan kaynaklanan alacak, karşı dava ise menfi zararın tazmini istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 177, 178 ve 179 uncu maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davalı karşı davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı- karşı davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.