WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/2672 E.  ,  2023/6124 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Davanın usulden reddi
(Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ : Salihli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/78 E., 2018/327 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankanın müvekkili aleyhine 07.03.2006 tarihli, 42.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak ilamsız icra takibi yaptığını ancak sözü edilen sözleşmede müvekkili adına atılı gözüken imzanın sahte olduğunu, bu hususun Salihli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/3182 numaralı soruşturma dosyası kapsamında yapılan grofolojik inceleme ile tespit edildiğini ileri sürerek zikredilen genel kredi sözleşmesi altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığının ve müvekkilinin bu genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu icra takibinin davacının imzaya itirazı üzerine durduğunu, bu nedenle davacının bu aşamada işbu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının aynı icra takibine ilişkin olarak aynı iddialarla açtığı davanın İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1398 E. sayılı dosyası üzerinden görülmeye devam ettiğini ve derdest olduğunu, müvekkilinin 07.03.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinden dolayı davacıdan alacaklı olduğunun İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/708 E., 2010/346 K. sayılı kesinleşmiş kararı ile sabit olduğunu, davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanın kesin hüküm ve derdestlik itirazında bulunduğu, kesin hüküm itirazına dayanak olan İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/708 E., 2010/346 K. sayılı dosyasına ilişkin gerekçeli karar incelendiğinde; davacı ...’ün bu dosyada da imza ve sahtelik itirazında bulunduğu, Mahkemece, ...'ün imza incelemesine esas imza ve yazı örneklerinin alınması için Soma Asliye Hukuk Mahkemesine talimat yazıldığı, talimat Mahkemesince, ...'e gönderilen tebligatın kendisine ulaşılamadığından bila tebliğ geri döndüğü, bunun üzerine Mahkemece, ...'ün sözleşmedeki adresinin talimat Mahkemecesince tebligat yapılan adres olduğu, genel kredi sözleşmesinde, bu adrese yapılacak her türlü tebligatın geçerli olduğunun düzenleme altına alındığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Mahkemece, imza incelemesi için ...'ün Soma'da bulunan adresine tebligat yapılmış ise de gerekçeli kararın İzmir'de bulunan adresine gönderildiği, bu nedenle kesin hükme dayanak yapılan davada imza incelemesi yapılamadığı, imza incelemesi yapılamadığından dolayı sözü edilen Mahkeme kararının kesin hüküm teşkil etmediğinin değerlendirildiği, derdestlik itirazına dayanak yapılan İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1398 E. sayılı dava dosyasının huzurdaki dava devam ederken karara bağlandığı ve davanın usulden reddine karar verildiği, bu davada da imza incelemesi yapılmadığından bu davaya dayalı kesin hüküm ve derdestlik itirazına da itibar edilmediği, Soma Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2011/3182 numaralı soruşturma dosyasında yapılan grofolojik inceleme neticesinde, davaya konu genel kredi sözleşmesi altında yer alan imzanın davacıya ait olmadığı tespit edildiği gibi huzurdaki davada Adli Tıp Kurumundan alınan 24.10.2018 tarihli raporda da imzanın davacıya ait olmadığının belirtildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davaya konu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının işbu menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığını, davacının aynı genel kredi sözleşmesine ilişkin imza itirazının taraflar arasında daha önceden görülen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/708 E., 2010/346 K. sayılı davasında değerlendirildiğini ve reddedildiğini, sözü edilen kararın işbu dava bakımından kesin hüküm teşkil ettiğini, davacı borçlunun imza inkârının gerçeğe aykırı olduğunu bu alacağa dayanak davacı/borçlunun imzası bulunan başkaca genel kredi sözleşmelerinin de mevcut olduğunu, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığını ve Mahkemece hüküm altına alınan vekâlet ücretinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, icra takip dosyalarına konu 07.03.2006 tarihli 42.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesindeki imzanın sahteliği iddiasına dayalı menfi tespit davası açıldığı, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/708 E., 2010/346 K. sayılı ilamının, bu menfi tespit davasına konu genel kredi sözleşmesinin de içinde bulunduğu bir kısım sözleşmelere istinaden yapılan takibe itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde düzenlenen kesin hükmün dava şartlarından olduğu, kesin hükümden söz edilebilmesi için daha önce açılmış olan davanın tarafları ile konusunun ve dava sebebinin aynı olması gerektiği, yukarıda zikredilen davada, aynı genel kredi sözleşmesine istinaden davacının borçlu olduğuna karar verilmiş olması ve kararın kesinleşmiş olması karşısında, bu davada verilen kararın davacı yönünden kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin taraflar arasında daha önceden görülen davaların kesin hüküm teşkil ettiğine ilişkin gerekçesinin doğru olmadığını zira İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/708 E. sayılı dosyasının İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2008/7959 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali istemine ilişkin olduğunu, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1398 E. sayılı dosyasının ise İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2008/7959 E. sayılı dosyasına ilişkin menfi tespit istemine ilişkin olduğunu, huzurdaki davanın ise, Salihli 1. İcra Müdürlüğünün 2015/673 E. sayılı dosyasına ilişkin menfi tespit istemiyle açıldığını, kesin hükümden söz edilebilmesi için sadece davanın tarafların aynı olmasının yetmediğini, dava konusunun ve sebebinin de aynı olması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta, dava sebebinin aynı olmadığının açık olduğunu, kaldı ki İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/708 E. sayılı dosyasında, müvekkilinin imza itirazına ilişkin olarak herhangi bir hüküm kurulmadığını, gerekçeli kararda, müvekkilinin imza örneklerinin alınamadığı belirtilmiş ise de hüküm kısmında imza itirazı ile ilgili herhangi bir hüküm tesis edilmediğini, bu nedenle bahsedilen davanın huzurdaki dava bakımından kesin hüküm teşkil etmesinin mümkün olmadığını, davaya konu genel kredi sözleşmesinde yer alan imzanın müvekkiline ait olmadığının dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ile sabit olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin, yukarıda zikredilen hangi dava dosyasını baz alarak kesin hüküm nedeniyle davayı reddettiğinin anlaşılmadığını, gerekçede, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/708 E. sayılı dosyasından bahsedildiğini ancak belirtilen esasın İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğunu, istinaf incelemesinde, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kast edilmiş olması halinde bu davanın kesin hüküm teşkil etmeyeceğini, zira bu davada usulden ret kararı verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir .

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında daha önceden görülen ve bilgilerine yukarıda yer verilen davanın huzurdaki dava bakımından kesin hüküm teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Dava, davalı banka tarafından davacı aleyhine 07.03.2006 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olup davacı, takibe dayanak yapılan genel kredi sözleşmesinde adına atılı olan kefalet imzasının kendisine ait olmadığını iddia etmiştir.

3.Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde taraflar arasında görülen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/708 E., 2010/346 K. sayılı şekli anlamda kesinleşmiş hükmünün, işbu dava bakımından maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

4.İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin anılan hükmünün, davalı bankanın, davacının da aralarında bulunduğu kefillere karşı İzmir 9. İcra Müdürlüğünün 2008/7959 E. sayılı dosyası üzerinden başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasına ilişkin olduğu, takibin, aralarında 07.03.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinin de bulunduğu bir kısım genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak başlatıldığı, takibin konusunun, asıl borçluya, genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak kat tarihi olan 12.06.2008 tarihinden önce kullandırılan nakdi kredilerin tahsili ve bir kısım gayri nakdi alacağın depo edilmesi istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, takibe, 07.03.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinde adına atılı gözüken imzanın kendisine ait olmadığından bahisle itiraz etmiş, Mahkemece, ...'ün usulüne uygun davete rağmen imza incelemesi için duruşmada hazır bulunmadığı gerekçesiyle anılan kredi sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve hüküm, bu haliyle kesinleşmiştir.

5.Davalı bankanın huzurdaki davaya konu Salihli 1. İcra Müdürlüğünün 2015/673 E. sayılı ilamsız icra takibiyle; 6.895,77 TL nakdi alacağın tahsilini ve 200.265,24 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesini talep ettiği, takip talebine ekli belgelerden, takibin dayanağının 07.03.2006 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, nakdi alacağın, asıl borçlu lehine verilip 15.09.2014 tarihinde tazmin edilen 7.000,00 TL tutarlı teminat mektubundan, deposu talep edilen gayri nakdi alacakların ise asıl borçlu lehine verilip halen meri olan teminat mektuplarından ve asıl borçlunun elinde bulunan çek yapraklarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

6.Bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, taraflarının, dava sebeplerinin ve dava konularının (ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun) aynı olması gerekmektedir. Somut olayda, önceki itirazın iptali davası ile huzurdaki davanın tarafları ve sebepleri (07.03.2006 tarihli genel kredi sözleşmesi) aynı olsa da konularının farklı olduğu, huzurdaki davaya konu icra takibiyle talep edilen alacağın, ilk davanın konusunu oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/708 E. 2010/346 K. sayılı şekli anlamda kesinleşmiş hükmünün huzurdaki dava bakımından maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmesi söz konusu olmayıp aksi yöndeki gerekçede isabet bulunmamaktadır.

7.Öte yandan, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında, ilamların, sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayılacağı belirtilmiştir. Aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak ve aynı hukuki ilişki hakkında açılan ikinci davanın konusu birinci davadakinden farklı olsa bile, birinci davada verilmiş olan kesin hüküm iki davanın da temelini oluşturan aynı hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı hakkında ikinci davada kesin delil teşkil eder. (Baki Kuru, Burak Aydın, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, C. II, Yetkin, Ankara, ikinci baskı, 2021, s. 1504) Somut olayda, önceki itirazın iptali davasında, 07.03.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinde adına atılı olan imzanın davacıya ait olduğu kabul edildiğine ve hüküm bu haliyle kesinleştiğine göre, önceki davayla tarafları ve sebebi aynı olan huzurdaki davada, 07.03.2006 tarihli genel kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı incelenemez. Başka bir deyişle, önceki davada, genel kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olduğuna dair verilen hüküm huzurdaki dava bakımından kesin delil teşkil eder.

8.Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davaya konu genel kredi sözleşmesinde yer alan imzanın davacıya ait olduğunun kabulü ile davaya konu alacak bakımından işin esasına girilmesi ve davacıdan talep edilebilecek alacak miktarı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.