WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 29 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAIRESI

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/2633 E.  ,  2023/6489 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/864 Esas, 2022/182 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2013/778 E., 2021/130 K.

Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının yokluk ve butlanla malul olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Ticaret Sicil Gazetesinin 02.07.2013 gün ve 8354 sayısında yayınlanan ve genel kurulda görüşüldüğü belirtilen yönetim kurulu üyesi sayısının değiştirilmesine dair ana sözleşme değişikliği için yeterli nisabın oluşmadığından kararın geçersiz olduğunu, 27.09.2013 tarihli genel kurul toplantısına ...'in 05.08.2013 tarihinde pay edinimiyle ilgili toplantıya katılmış ise de; bu şahsın dava dışı ... tarafından muvazalı bir şekilde ...'e devredilen payları devralmak suretiyle şirket ortağı olduğunu, 20.08.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 420 inci maddesine dayalı bilgi istendiğini, cevabi ihtarname ile bazı sorulara cevap verildiğini, 27.09.2013 tarihli genel kurul toplantısında hangi konuların cevapsız kaldığı dilekçe ve ayrıca yazılarak tutanağa geçirildiğini, şirket yönetiminin yetersiz de olsa cevap verildiği savunmasına itibar edilmeyerek cevapsız konularla ilgili raporların ve ibraların oylanmaması gerekirken oylandığını, açıklığa kavuşturulmayan hususlar için 6102 sayılı Kanun'un 438 inci maddesine dayalı özel denetim yapılması talebinin reddedilmesinin yasaya, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu, ...'nin üyeliğinin geçerli bir yönetim kurulu tarafından kabul edilmediğinden yönetim kurulunda nisaplar sağlanmadığını ve davacının istifasına dair sahte işlemlere dayalı bu şahsın yöneticilik görevinin tasdik kararının yerinde olmadığını, şirketin Haziran ve Ağustos aylarında yapılan genel kurullarda alınan kararların iptali ve butlanı istemi ile davacının istifasının ve bir başkasının yönetime ve üyeliğe kabulüne dair yönetim kurulu kararlarının batıl olduğuna dair açılan davalarda ve davacının güveni kötüye kullanma suçuyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan müracaatla ileri sürülen ve şirketin ortaklığının ve yönetiminin oluşumuna ilişkin hususlarda dayanılan delillere bu davada da dayanıldığını ileri sürerek davalı şirketin 27.09.2013 tarihli genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun, geçersizliğinin tespitine, yasa, ana sözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına aykırılığın tespiti ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; şirket ortaklarının davaya konu genel kurula usulüne uygun olarak davet edildiğini, toplantıda alınan kararların gerekli toplantı ve karar nisabıyla alındığını, davacının sorulan sorulara cevap verilmediği yönündeki iddialarının yerinde olmadığını, alınan kararların hissedarların hiçbirinin durumunu kötüleştirmediği gibi iyi niyet kurallarına aykırı bir karar da alınmadığını, davacının dava açılması mümkün olmayan ertelenen genel kurullar aleyhine dahi dava açıp sahibi olduğunu iddia ettiği ve üzerinde mülkiyet iddiasıyla üç ayrı tedbir kararı bulunan tartışmalı on pay ile kötüniyetle şirketi işlemez hale getirme çabası içinde olduğunu, davacının yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini daha sonra ise istifa dilekçesinin sahte olduğu iddiasıyla yönetim kurulu başkanı ... ile üyeler ... ve ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı suç duyurusunun kovuşturmaya yer olmadığı ile sonuçlandığını, şirket hissedarları arasında bir çok dava olduğunu, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/175 E. sayılı dosyası ile aynı dosya ile birleşen davalarda davacıya ait bulunan payların davacıya ait olmadığı yönünde dava açıldığını, davacının kötüniyetli hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirketin ortağı olup iş bu davayı açabileceği, davacı yanca, 02.07.2013 günlü Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan yönetim kurulu üyelerinin sayısının değiştirilmesine dair sözleşme değişikliğinin batıl olduğu iddia edilmiş ise de genel kurul kararının yokluğuna veya butlanına karar verilinceye kadar uygulama kabiliyeti bulunan karar niteliği taşıdığı, davetin, kanun ve ana sözleşmeye göre görevli ve yetkili organlar ve kişiler tarafından yapıldığı, her ne kadar bekletici mesele yapılan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesindeki asıl davada davayı kabul eden ...'a davet yapılarak toplantı yapılmış ise de; toplantıya katılan ... davacıya ait hisselerle ilgili de toplantıda görüşlerini dile getirdiği, 4.000 hisseye karşılık davacı genel kurula katılsa dahi toplantının karar nisabına herhangi bir etkisi olmayacağından bu hususa yönelik olarak genel kurulda alınan kararların butlan nedeniyle geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği, toplantı ile ilgili yapılan ilanlarının usulüne uygun olduğu, davacının özel denetçi seçimi talebinin 6102 sayılı Kanun'un 437 inci ve devamı maddelerindeki yazılı şartlara uygun olmadığından yerinde olmadığı, davacı yanca, her ne kadar istifasının geçersiz olduğu iddia edilmiş ise de yapılan şikayet sonucunda bu iddiaları ile ilgili kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğinden ve geriye kalan yönetim kurulu üyeleri de eksik yönetim kurulu üyesini seçip yeni genel kurula kadar seçilen yönetim kurulu görev yapacağından davacının bu yöndeki iddialarının da yerinde olmadığı, keza davacı yanca, denetçi ücretinin fahiş olduğu iddia edilmiş ise de belirlenen ücretler rayicin altında olduğundan davacının bu iddiasının da yerinde olmadığı, davaya konu genel kurulda alınan kararlarının butlan yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek bir durum bulunmadığı gibi kararların, kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına da aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket yönetim kurulunun oluşma süreci batıl olduğundan yönetim kurulu tarafından alınan tüm kararların da batıl olduğunu, bu nedenle öncelikle butlana ilişkin iddialarının incelenmesi ve bu konudaki dava sonucunun beklenmesi gerektiğini, şirket yönetim kurulunun, önceki genel kurulda sordukları bazı hususlara hiçbir cevap vermediğini, bu durumda yetersiz cevap verilmesinin değil hiç cevap verilmemesinin söz konusu olduğunu, bu nedenle soruların cevaplanması sürecinin işletilmesi ve bilanço ve bağlı hususların görüşülmesinin yeniden ertelenmesi gerektiğini, özel denetim yapılmasına ilişkin taleplerinin yöntemine uygun bir şekilde ileri sürülmüş olmasına rağmen bu konuda görüşme ve oylama yapılmadığını, bu hususu görüşülüp oylanmadan bilanço ve bilançoya bağlı hususların görüşülerek oylanması doğru olmadığını, ...'nin, müvekkilinin sözde yönetim kurulu üyeliğinden istifası ile birlikte alınan yönetim kurulu kararıyla şirkete üye yapıldığını, oysa şirkete üyeliği için yönetim kurulu kararı gerektiği kabul edildiğine göre ancak müvekkilinin katılımı ile oluşacak yönetim kurulu tarafından üyeliğe kabul edilebileceğini, davalı şirket yönetim kurulu başkanının daha doğrusu tek yönetici olan ...’nin şirkette sadece 1 payı kalmış gözüktüğünü, geçmişe dönük kararlarla hamiline yazılı senetler çıkartılarak bu payların neredeyse her genel kurulda bir başkasına devredilmiş gözüktüğünü ve fakat gözüken bu hususların muvazaalı ve muhtemelen paylar zaten kendisinde olduğu için anılan kişi tek payla şirkette halen ve yüksek maaşla yönetici seçildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu genel kurulda alınan kararların, yokluk ve iptal yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek şekilde kanuna, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı, 445 ve 447 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Dava, davalı şirketin 27.09.2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti ve kanuna, esas sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedenleriyle iptali istemine ilişkindir.
2.Davacının, 07.06.2010 ila 11.04.2012 tarihleri arasında davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı, 11.04.2012 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmiş, davalı şirket yönetim kurulu tarafından aynı tarihte alınan kararla, davacının yerine ilk genel kurulun onayına sunulmak üzere dava dışı ...'nin yönetim kurulu üyesi olarak atanmasına karar verilmiştir. Akabinde 26.06.2013 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ise, ana sözleşmenin 7 inci maddesi değiştirilerek yönetim kurulunun en az 1 en çok 3 üyeden oluşacağı (anılan maddenin değişiklikten önceki halinde yönetim kurulunun 3 üyeden oluşacağı belirtilmiştir.) düzenleme altına alınmış, aynı genel kurulda alınan kararla, dava dışı ...'nin tek başına yönetim kurulu yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine karar verilmiş, davaya konu olağan genel kurul toplantısına ilişkin çağrı, belirtilen şekilde teşekkül eden tek kişilik yönetim kurulu tarafından yapılmıştır.

3.Davacı, yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmediğini buna ilişkin evrakın hileyle elde edildiğini, keza 26.06.2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan ana sözleşme değişikliğine ve yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin kararların gerekli nisapla alınmadıklarından yok hükmünde olduğunu, bu nedenle davaya konu genel kurula ilişkin çağrıyı yapan yönetim kurulunun ve bu yönetim kurulunun çağrısı üzerine toplanan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunu ileri sürmüştür.

4.Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden, davacının, 26.06.2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunun tespiti için dava açtığı anlaşılmakta ise de bu davanın akıbeti anlaşılamamaktadır. Ancak bir an için çağrının yok hükmünde olduğu kabul edilse dahi 6102 sayılı Kanun'un 416 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, genel kurulun, bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin herhangi bir itirazda bulunmaksızın toplantıya katılması halinde çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın da toplanması mümkündür. Somut olayda, genel kurul toplantısına tüm ortakların katıldığı, ortakların, toplantının şekline ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadıkları ve toplantıyı terk etmedikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle çağrının yok hükmünde olduğu kabul edilse dahi davaya konu genel kurul toplantısının 6102 sayılı Kanun'un 416 ıncı maddesine göre çağrısız genel kurul toplantısı niteliğinde olduğunun kabulü gerekecektir. Bu durumda ise çağrının usulüne uygun olmasının bir önemi bulunmamakta olup tek başına bu husus genel kurulda alınan kararların yokluk yaptırımına tabi tutulmasını gerektirmez. Keza davacı, yönetim kurulundan istifa etmediği halde yönetim kurulunca, istifa etmiş gibi karar alındığını, yönetim kurulunun teşekkülünün usulsüz olup davaya konu genel kurulda alınan kararların bu nedenle de yok hükmünde olduğunu ileri sürmüş ise de yukarıda belirtilen gerekçelerle bu husus da davaya konu genel kurulda alınan kararların yokluk yaptırımına tabi tutulmasını gerektirmemektedir. Kaldı ki davacının, yönetim kurulu üyeliğinden istifasının ve yukarıda sözü edilen yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti amacıyla açtığı dava reddedilmiş ve karar temyizde onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

5.İptal talebinin incelenmesine gelince, 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre anonim şirketlerde, genel kurul kararlarının yasa, ana sözleşme ve afaki iyi niyet kurallarına aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalması ve bu keyfiyeti zapta geçirmesi gerekmekte olup bu husus dava şartı niteliğindedir. Dairemizin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere oylama öncesi yapılan görüşme sırasında, bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması, alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamaktadır. Davaya konu genel kurulda alınan 1 ve 2 numaralı kararlar oy birliğiyle alınmış olup davacının bu kararların iptalini istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Gündemin 6 ncı maddesi ise, şirket sermeyesinin artırılmasına ilişkin olup davacı adına toplantıya vekaleten katılan ...'un olumsuz oyuyla ve oy çokluğuyla sermeyenin artırılmamasına karar verilmiştir. Vekilin bu karara karşı muhalefeti bulunmadığı gibi davacının anılan kararın iptalini istemekte hukuki yararı da bulunmamaktadır. Bunun yanında, vekil, genel kurulda alınan 3, 4, 5 ve 9 numaralı kararlara karşı, bu kararların görüşülmesi sırasında peşin muhalefette bulunup muhalefet nedenlerini tutanağa geçirmiş ise de oylamanın yapılmasından sonra karara hangi nedenlerle muhalif olduğuna dair bir beyanda bulunup bu beyanlarını tutanağa işletmemiş, 7, 8, 10 ve 11 numaraları kararlara karşı ise sadece olumsuz oy kullanmakla yetinip gerek görüşme sırasında gerekse de oylamadan sonra herhangi bir muhalefet beyanında bulunmamıştır.

6.Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, yokluk isteminin yukarıdaki 4. bentte belirtilen sebeplerle esastan, iptal isteminin ise 5 bentte açıklanan nedenlerle dava şartı yokluğundan usulden reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddedilmesi doğru olmayıp kararının bozulması gerekir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ve davanın reddine dair verilen karar sonuç itibariyle doğru olduğundan 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin yazılı şekilde düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin yazılı şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.