WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/2630 E.  ,  2023/5164 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1708 Esas, 2021/1651 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/954 E., 2019/457 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.09.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Sebay Doğalgaz Isı Mühendislik Enerji İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile imzalanan kredi sözleşmesine davalıların kefil sıfatıyla imza atarak borcun sorumluluğunu yüklendiklerini, kredi borcu ödenmeyince ihtiyati haciz kararı alınarak başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiklerini, el yazıları ile müteselsil kefaletlerini bildiren limiti yazan davalıların şekil şartını karşıladıklarını, kredi ve kefalet sözleşmesi 13.11.2013 tarihinde imzalandığından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında 28.03.2013 tarihinde yapılan değişik uyarınca şirketin ortakları olan davalılar Muhittin ve Serkan’ın eş rızalarının aranmasına gerek bulunmadığını, sözleşmedeki adreslere kat ihtarının gönderildiğini, asıl borçlu lehine ipotek verilmesinin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kefiller aleyhine ilamsız takibe engel teşkil etmediğini, işlemiş faiz miktarı ile temerrüt faizi oranlarının sözleşmeye uygun belirlendiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; asıl kredi borçlusuna takip başlatılmadığını, müvekkilleri Muhittin 13.11.2013 tarihinde, Aykut’un 24.12.2015 tarihinde imzaladığı kefil kabul beyanı başlıklı belgede kredi kefalet limitlerinin belirlenmediğini, müvekkili Aykut’un imza tarihinden önceki kredi sözleşmeleri ile kullanılan kredilerden sorumlu tutulamayacağını, eş rızası alınmadığını, ihtarnamenin açıklık içermediğini, bu sebeple temerrüt de oluşmadığını, ipotek teminatları paraya çevrilmeden kefiller aleyhine takip yapılamayacağını, sadece kefiller aleyhine takip başlatılmasının hakkın kötüye kullanımı niteliği taşıdığını savunarak davanın reddini, kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.

2.Davalı ... vekili; müvekkilinin sadece 13.11.2013 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, takip talebinde bu kredi sözleşmesinin numarasına yer verilmediğini, kredi sözleşmesinin 3 üncü maddesi uyarınca davacının müvekkilinin imzasını içeren yazılı mutabakat ve ödeme tablosunu sunmasını gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka tarafından dava dışı Sebay Doğalgaz Ltd. Şti. lehine 1.000.000,00 TL limitli 13.11.2013 tarihli genel kredi sözleşmesi ile kredi açıldığı, bu sözleşme kapsamında rötatif, ticari, kredi kart, taşıt, kredili mevduat hesabı ve çek kredileri kullandırıldığı, davalılar Muhittin ve Serkan'ın bu kredi sözleşmesini 1.000.000,00 TL limitle imzaladıkları gibi aynı tarihli ek kefalet hükmü başlıklı bir sözleşmeye de imza attıkları, davalılardan Aykut’un ise anılan sözleşmeyi ve kefalet sözleşmesinde kefalet limitini hem yazıyla hem rakamla 1.000.000,00 TL müteselsil kefil olarak sorumlu bulunduğunu belirtip 24.02.2015 tarihinde imzaladığı, sözleşme tarihi itibarıyla davalılar Muhittin ve Serkan'ın kredi kullanan dava dışı şirketin ortağı olduğundan kefalet sözleşmesi için eş rızasına gerek olmadığı, söz konusu kefalet sözleşmesinin kefalet limiti ile kefalet tarihinin el yazısı ile yazılması nedeniyle 6098 sayılı Kanun’un 583 üncü maddesi kapsamında kefalet sözleşmesinin yasal olarak oluştuğu, davalıların imzaladığı sözleşmenin vadesiz bir kredi sözleşmesi niteliği taşıdığı, bu kredinin niteliği gereği davacının dava dışı borçluya her türlü krediyi kullandırma hakkına sahip olduğu, taraflar arasında yeniden yapılandırma kredisi adı altında herhangi bir sözleşme yapılmadığı, belirtilen kredi sözleşmesi kapsamındaki kullandırılan kredilerin ödeme güçlüğüne düşülmesinden dolayı davacı banka ile dava dışı borçlu arasında borçların yeniden yapılandırıldığı, yapılandırılan bu borç miktarının davalıların kefalet limitlerinin altında kaldığı, bunun davalıların kefalet sorumluluklarını ağırlaştırmadığı, kredinin yapılandırılmasından sonra dava dışı kredi borçlusunun taksit bedellerini ödememesi üzerine 07.08.2017 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıların takibe itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranındaki 126.913,27 TL icra inkâr tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yeniden yapılandırma olarak kabul edilen işlemin geri ödeme planı dışında başka bir ödeme planı ibraz edemediğini, ibraz edilende müvekkillerinin imzasının yer almadığını, yeniden yapılandırma kredisinin genel kredi sözleşmesi kapsamında kalmadığını, borç ödendiğinden kefillerin sorumluluklarının kalktığını, sözleşme gereği verilecek kredilerde tarafların mutabakatının ve ödeme planlarında kefillerin imzalarının gerektiğini, davacının asıl borç ilişkisini ispatlayamadığını, takip talebinde birden fazla sözleşmeye dayandığı halde sadece bir sözleşme ibraz ettiğini, sunulan sözleşme numarası ile müvekkillerinin imzaladığı sözleşme numarasının birbirini tutmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların kefalet tarihinde dava dışı asıl borçlu şirketteki ortaklıkları sebebiyle kefaletlerin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Kanun’un 583 vd. maddelerinde yer alan şekil koşullarını taşıdığı, kredi sözleşmesinin davacının Sanayi Eskişehir şubesi tarafından imzalandığı, şubenin işlemlerinden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu, yetki itirazında bulunan davalı ...'nun yerleşim yeri ise İzmir ise de yetkili icra müdürlüğüne ilişkin seçim hakkı sahibi davacının genel kredi sözleşmesini imzalayan şube gözetilerek Eskişehir icra müdürlüklerinde veya genel yetkili icra müdürlüklerinde takip başlatabileceği, davacının seçim hakkını Eskişehir icra müdürlüğü olarak kullandığı, genel kredi sözleşmesinin 3 üncü maddesinde hangi kredi türünün kullandırılacağının taraflarca varılacak mutabakata göre belirleneceğinin ve müşteri ile kefiller tarafından imzalanacak ödeme planının sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğunun hükme bağlandığı, anılan hükümde hangi kredi türünün kullandırılacağına ilişkin varılacak mutabakatın davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında sağlanacağı, kefilin ödeme planında imzasının şart olmadığı, banka kayıtlarında yerinde inceleme yetkisi verilerek bilirkişi raporu alındığı, raporda kredi borcunun ödenmediği, davacının davalılardan takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya incelendiğinde davacının “yeniden yapılandırma” olarak kabul edilen işlemin geri ödeme planı dışında başkaca ödeme planının ibraz etmediği, davacıya iki defa süre vermesine rağmen “kredi genel sözleşmesi” dışında belge sunmadığının tespit edileceğini, sözleşmenin 3 üncü maddesi uyarınca hangi kredi türünün kullanılacağının taraflarca varılacak mutabakata göre belirleneceğini, müşteri ve kefillerce imzalanacak ödeme planının sözleşmenin ayrılmaz parçası olduğunu, daha önce dava dışı firmaya kullandırılan kredilere ilişkin hiçbir belge dosyaya sunulmadığını, bu şekilde davacı delil sunma hakkını kaybettiğini, sadece yeniden yapılandırma kredisi iddiası kaldığını, iddiasını ispatlayamadığını, müvekkillerinin davacı tarafından kullandırılıp kullandırılmadığı belli olmayan kredilerden dolayı salt kefalet hükümleri kapsamında yüksek bir borcu ödemek zorunda bırakıldığını, borçların yeniden yapılandırılması kabul edilen sözleşmeye ait ödeme planının aynen kabul gördüğünü, bu işlem yeniden yapılandırma ise asıl borcun kaynağına ilişkin dosyaya hiçbir belge sunulmadığını, bağlaması için ödeme planlarının müvekkiller tarafından imzalanması gerektiğini, ibraz edilen ödeme fişi ile müvekkillerin imzasını taşıyan sözleşme kapsamında çekildiği iddia edilen ancak ispata yarayan belgeleri ibraz edilmeyen kredilerin ödendiğini, borcun ödenmiş olması nedeniyle kefillerin de sorumluluğunun kalmadığını, en az üç kişilik bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğini, sözleşme kapsamı içinde bulunan krediler tek tek açıklandığı ve kullanılma şartlarının da bu şekilde tespit edildiği halde yeniden yapılandırma kredisinin sözleşme kapsamında yer almadığını, bu nedenle kefalet kapsamında kalmadığını, yapılan işlemin borçların yeniden yapılandırması olarak nitelendirilmişse de buna ilişkin somut her hangi bir gerekçe ortaya konulmadığını, ibraz edilen ödeme planında müvekkillerin imzasının bulunmaması nedeni ile kefalet kapsamı dışında olduğunu, ödeme planı yeniden yapılandırma kredisi değil de yeniden yapılandırma hükmünde ise davacının asıl alacak iddiasını ispat etmesi gerektiği halde bu konuda dosyada her hangi bir delil bulunmadığını, müvekkillerinin kefillikten istifa ile çekildiklerini, bilirkişi raporunda davacının, dava dışı firmaya vermiş olduğu bir kaç kredi nedeniyle alacaklı olduğunun belirtildiğini, ancak bu kredilerin dava konusu kredi genel sözleşmesi kapsamında verilip verilmediği konusunda bir tespit yapılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkillerinin sorumluluğu kabul edilse bile kredinin ödenmesiyle sona erdiğini, bundan sonra yeniden yapılandırma yönünden müvekkillerin sorumluluklarının araştırılması gerektiğini, borçların yapılandırılmasına ilişkin her hangi bir belgenin dosyaya ibraz edilmediğini, kefillerin yapılan bu işlemlerin hiçbirinden haberi bulunmadığını, takip talebinde birden fazla sözleşmeye dayanıldığı halde sadece bir sözleşme ibraz edildiğini, sunulan sözleşme numarası ile müvekkillerinin imzaladığı sözleşme numarasının birbirini tutmadığını, bu hususların üzerinde durulmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

3.6098 sayılı Kanun'un 581 vd. maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"

2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.