11. Hukuk Dairesi 2022/255 E. , 2023/4328 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/836 Esas, 2021/998 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/215 E., 2018/162 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin bu kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuş ise de Bölge Adliye Mahkemesince 08.12.2021 tarihli ek karar ile temyiz isteminin ilamın kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili aleyhine 30.09.1998 vadeli 8.000,00 DM miktarlı ve 30.11.1998 vadeli 8.000,00 DM miktarlı iki adet kambiyo senedine istinaden kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığını, takibin itiraz edilmediğinden kesinleşerek maaş kesintileri yapıldığını, müvekkiline ait bir arsanın icra dosyasından satıldığını, müvekkili tarafından davalıya elden ödemeler yapıldığını, dosyaya sunulan ödeme tutanağından da anlaşılacağı üzere 09.07.1999 tarihinde davalıya yapılan ödemenin dosyaya bildirilmediğini, davalının avans faizi talep edebilecekken fahiş faiz talep ettiğini, takipten sonraki faizin değişken oranlarda avans faizi olarak icra müdürlüğünce resen hesaplanması gerektiğini, icra müdürlüğünden yapılan dosyanın bakiye borç hesabının avans faizi olarak hesaplanması talebi kabul edilerek kalan borcun yapılan hesap uyarınca icra dosyasına ödendiğini, davalının dosya hesabına itirazı üzerine icra hukuk mahkemesince faiz oranına süresi içinde itiraz edilmediği ve takibin kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın onandığını, icra hukuk mahkemesinin kararına göre dosya borcunun 07.11.2013 tarihinde 94.921,28 TL olduğunu, akabinde icra dairesinin kapak hesabı üzerine 19.986,21 TL'nin davacı tarafından dosyaya yatırıldığını ileri sürerek davacının fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 74.635,07 TL miktarda borçlu olmadığının tespitine, davalı kötü niyetli olduğundan haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere uğradıkları zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 1999 yılında başlatılan takip için 2016 yılında menfi tespit davası açmış olduğundan zamanaşımı süresi dolan davanın süre yönünden reddi gerektiğini, davacının takibe itirazının bulunmayıp takibin kesinleştiğini, takip talebinde yer alan ve itiraza uğramayan faiz oranı bakımından, icra hukuk mahkemesi dosyasında verilen kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini ve bağlayıcı hale geldiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyaya ibraz edilen “Ödeme Tutanağı” başlıklı belge içeriğine göre davaya konu takip kapsamında davalı alacaklıya 09.07.1999 tarihinde 300.000.000 TL ödeme yapıldığı, söz konusu belge altında davalı imzasının bulunduğu ve icra takip dosyasına atıf yapıltığı sebebiyle kabulünün gerektiği, takip hukukuna yönelik kesinleşen İcra Hukuk Mahkemesi ilamı karşısında dosya hesabının icra mahkemesi kararındaki hesap yöntemi gözetilerek yapılması gerektiği, bu hali ile kesinleşen takipte uygulanması gereken aylık %15 faiz oranı ve 09.07.1999 tarihinde yapılan ödeme gözetilerek hükme esas alınması için yeterli bulunan 12.01.2018 havale tarihli bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibariyle bakiye takip borcunun 80.499,72 TL olduğu, davacının bu miktardaki borcu ödediğine dair belge ibraz etmediği ve dava tarihi itibariyle davaya konu takipten dolayı bakiye borcunun 80.499,72 TL olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte, takipten sonrası için işleyecek faizin dönem dönem değişen avans faiz oranlarına göre hesaplaması gerektiğini, Asliye Hukuk Mahkemelerinin uyuşmazlığın esasına yönelik kesin hüküm teşkil edecek karar vermesi gereken mahkemeler olup icra mahkemesinin bu dosyadaki takip hukukuna ilişkin kararıyla bağlı olmadıklarını, Asliye Hukuk Mahkemesinin borcun hukuksal nedenini tespit ederek ona göre karar vermesi gerektiğini, somut olayda borcun hukuksal bir sebebi olmayıp ödeme emrine karşı süresinde şikayet yoluna başvurulmamasından kaynaklandığını, hukuksal bir sebebi olmayan borcun ödenmesi davalı tarafın sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, dava konusu borç, müvekkil tarafından ödense ve sebepsiz zenginleşme davası açılacak olsa yerel mahkemenin takip hukukuna dayanamayacağını ve işin esasına girerek bir karar vermesi gerekeceğini, menfi tespit davasında da işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın ödeme emrine itiraz etmemesi nedeniyle kesinleşen oran üzerinden faiz hesabı yapılmasında usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı, icra mahkemesince verilen kararın takip hukukuna ilişkin olduğu konusunda uyuşmazlık olmamakla birlikte faizin fazla hesaplanması nedeniyle açılan davanın da esasa ilişkin menfi tespit davası niteliğinde olmadığı, bu durumda istinaf başvurusuna konu uyuşmazlığın mahkemece doğru olarak nitelendirildiği, hukuk kurallarının somut olaya doğru uygulandığı ve yargılama evrelerinde kamu düzenine aykırılık oluşturacak başkaca bir ihlalin de bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilinin bu karara ilişkin olarak yaptığı temyiz başvurusu ise ilamın kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile 08.12.2021 tarihli ek kararı ile reddedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve ek kararlarına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili asıl ve ek karara yönelik temyiz dilekçelerinde özetle; karar tarihindeki temyiz sınırı dikkate alındığında verilen kararın kesin nitelikte olmadığını, aksi düşünülse dahi alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda temyiz sınırı alacağın tamamına göre belirleneceğinden ve menfi tespit davası kısmi olarak açılmış olduğundan borcun tamamına göre değerlendirme yapılması gerektiğini, davalının talep ettiği faiz oranının uydurma olduğunu, davalının borcun sebebini açıklayamamakta takibin kesinleştiği gerekçesiyle tarafımızı borcu ödemeye mahkum ettiğini, ilgili kararların hukuka aykırılı olduğunu belirterek asıl ve ek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu senetler nedeni ile yapılan takip sonrasındaki faiz nedeniyle fazla yapılan ödeme yönünden menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf edilmesi üzerine başvurunun esastan reddine dair verilen kararın miktar itibariyle kesin olduğu gerekçesiyle 08.12.2021 tarihli ek karar ile davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş ise de davacı vekili tarafından dava değeri 09.02.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile harcı tamamlanarak 80.499,72 TL ye yükseltilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi olan 30.09.2021 tarihi itibari ile temyiz sınırı olan 78.630,00 TL'nin üzerindedir. Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesinin 08.12.2021 tarihli ek kararının bozularak kaldırılıp davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2.Davacının talebi ile icra müdürlüğünce hesaplama yapılması davacının genel mahkemelerde dava açma hakkına engel teşkil etmeyecektir. O halde davacının menfi tespit davasına konu ettiği faiz borcunun, talebi doğrultusunda avans faizi esas alınarak hesaplanması için uzman bilirkişiden rapor aldırılıp değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararına yönelik davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile 08.12.2021 tarihli ek kararın BOZULARAK KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!