WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 11 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/245 E.  ,  2023/3738 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/570 Esas, 2021/1291 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/194 E., 2017/311 K.

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve meni davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2007/47483 numaralı "Sofia" ibareli markanın sahibi olduğunu, bu marka adı altında 2007 yılından bu yana tuvalet kağıdı ve kağıt havlu üretip sattığını, ürün satışlarında kullandığı ve kendisiyle özdeşleşen "Sofia" logosunu da adına marka olarak tescil ettirdiğini, (2012/25486 numaralı marka) "Softy" ibaresini kullanarak tuvalet kağıdı ve kağıt havlu gibi ürünler üretip satan davalı şirketin bu satışlar sırasında kullandığı ambalajın müvekkilinin markası ve ambalajıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalının müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız olarak istifade etmeyi amaçladığını, davalının belirtilen eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine ve menine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2001 yılından bu yana "Baby Sofy" markasıyla satış yaptığını ve bu ibareyi 2002 yılında adına marka olarak tescil ettirdiğini, müvekkilinin kullanımlarına 13 yıl boyunca sessiz kalan davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını ve müvekkilinin kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sürecinde alınan üçüncü bilirkişi raporu ve bu raporla aynı doğrultuda görüşler içeren ilk bilirkişi raporunda yer alan açıklamalardan, davalının tasarım tesciline dayalı olarak "Softy" ibareli ürünlerde kullandığı kullanımların davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının, adına tescilli olan "babysofty" markasını 2015 yılına kadar tescil edildiği haliyle kullandığını ancak 2015 yılından sonra markasını tescil edildiği haliyle değil müvekkilinin markasına yanaşacak şekilde kullanmaya başladığını, bu eylemden haberdar olur olmaz davalıya ihtarneme gönderdiklerini ve akabinde de iş bu davayı açtıklarını, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramalarının söz konusu olmadığını, davalının 2015 yılından sonraki kullanımlarının müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı adına tescilli tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince, yalnızca 11.08.2016 havale tarihli birinci bilirkişi heyet raporu ile 08.09.2017 tarihli üçüncü bilirkişi heyet raporuna atıfta bulunularak karar verildiği, her iki raporda varılan sonuç aynı olmakla birlikte, birinci raporda, iltibas tehlikesinin bulunmadığı, üçüncü raporda ise, iltibas tehlikesi var olmakla birlikte tescilli kullanımın hukuka uygunluk sebebi oluşturduğu gerekçelerine dayanıldığı, dolayısıyla tescile uygun bir kullanımın olup olmadığı, tescile uygun bir kullanım yok ise bu kullanımın, marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği tartışmasına girmezden evvel, somut olaya sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği, davacı vekilinin aşamalardaki beyanlarında, tecavüz teşkil eden eylemlerin 2015 yılında başladığını belirtmesi ve davanın da belirtilen yıl içerisinde açılması karşısında davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığından söz edilemeyeceği, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) yürürlükte olduğu dönemde, Yargıtay içtihatlarıyla, tescile dayalı kullanımının hukuka uygun bir kullanım olduğunun kabul edildiği, davalının davaya konu edilen ambalaj kullanımlarının adına 08.01.2015 tarihinde tescil edilen 2015/00056 numaralı endüstriyel tasarım tesciline dayalı olduğu ve davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve meni istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci ve ikinci alt bentleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 61 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.6100 sayılı Kanun'un "Duruşma Yapmadan Verilecek Kararlar" başlığını taşıyan 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendiyle, Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde başvurunun esastan reddine karar verileceği düzenleme altına alınmış, aynı Yasa hükmünün ikinci alt bendinde ise, Bölge adliye mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği belirtilmiştir.

2. Anılan Yasa hükümlerinden açıkça anlaşıldığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilebilmesi ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde söz konusu olabilecek olup İlk Derece Mahkemesi kararını eksik ya da hatalı bulan veyahut davanın esası hakkında farklı gerekçelerle bir karar verilmesi gerektiğine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp, esas hakkında yeniden hüküm kurması gerekmektedir. Aksi hal 6100 sayılı Kanun ile benimsenen istinaf sistemine aykırılık oluşturacağı gibi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçeleri arasında ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ve hükmü arasında çelişki oluşmasına da sebebiyet verebilecektir.

3. Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde benimsenen birinci ve üçüncü bilirkişi raporlarındaki tespitler doğrultusunda davalı kullanımlarının adına tescilli tasarım kapsamında olup davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, gerekçe kısmında, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığına ilişkin davalı savunması hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Karara karşı davacı yanca yapılan istinaf başvurusunu inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince ise İlk Derece Mahkemesince sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığından öncelikle bu hususun tartışılması gerektiği belirtildikten sonra yazılı gerekçeyle davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığı sonucuna ulaşılmış akabinde ise davalı kullanımlarının adına tescilli tasarım kapsamında kalıp davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda özetlenen gerekçesinden İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin yetersiz bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim gerekçedeki bu eksiklik Bölge Adliye Mahkemesince giderilmiş, İlk Derece Mahkemesince tartışılmayan hususlar da tartışıldıktan sonra ortaya konulan bu yeni gerekçeler doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu hale göre, Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıdaki (1) ve (2) numaralı bentlerde izah edildiği üzere İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp davanın esası hakkında ortaya konulan bu yeni gerekçe kapsamında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde başvurunun esastan reddine karar verilmesi doğru görülmemiş Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA,

2. Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.