WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/2269 E.  ,  2023/4447 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1231 Esas, 2021/2455 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/137 E., 2018/431 K.

Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.07.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin davalı şirketin borcunun teminatı olarak davalı banka lehine taşınmazını ipotek olarak gösterdiğini, davalı şirketin borcu ödememesi üzerine davalı bankanın müvekkilinin taşınmazı da dahil tüm ipotekli taşınmazlar için rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe giriştiğini, müvekkilinin davalı bankaya 155.000 TL ödediğini, davalı bankanın da 08.11.2012 tarihinde taşınmaz üzerindeki ipoteği terkin ettiğini, 155.000 TL'lik ödeme neticesinde davalı bankanın davalı şirketten olan alacağının 155.000 TL'lik kısmının müvekkiline devrolduğunu, ancak davalı bankanın kanunen zorunlu olduğu halde ödemeyi ve alacağın devrini İcra Müdürlüğü'ne bildirmediğini ileri sürerek icra dosyasında alacağın ve dosyaya bağlı ipotek haklarının 155.000 TL'lik kısmının 08.11.2012 tarihinden itibaren müvekkiline devredildiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ipoteği fek etmekle davacıya karşı üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile icra dosyasında alacağın ve ipotek haklarının 155.000,00 TL'lik kısmının 08.11.2012 tarihinden itibaren davacıya devir edildiğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı banka vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı banka vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip dosyasında takip konusu taşınmazlardan birinin maliki olan davacının yaptığı bu kısmi ödeme karşılığında kendisi gibi ipotek vere 3.kişilerin ipotekleri taşınmazları üzerinde alacak hakkı sahibi olmaması gerektiğini, kararın hatalı olduğunu belirterek kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eda davası niteliğinde tespit hükmü kurulamayacağı, ilk derece mahkemesince uyuşmazlık konusu ile ilgili kurulan hükmün eda davası niteliğinde bir tespit hükmü olduğu, davacının ödediği ipotek bedeli yönünden tespit davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı, davacının eda davası açabileceği hallerde bir tespit davası açmak hususunda kural olarak hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davalı bankanın istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bankanın müvekkili tarafından yapılan ödemeyi icra dosyasına veya Tapu Müdürlüğü'ne bildirmediğini, müvekkilinin icra dosyasına alacaklı olarak dahil olabilmesi için bu davayı açtıklarını, müvekkilinin davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu, alacağın devrinin kanunen gerçekleştiğini, bu halde de tahsil davası açmaksızın icra dosyasında müvekkilinin alacaklı olacağını ve müvekkilinin bunun tespitini istediğini, eda davası açmaları halinde diğer davalının bankaya borçlu olduğunun ispatının gerektiğini, oysa müvekkilinin elinde ilam sayılan ipoteğin bulunduğunu, kesinleşmiş icra takibi olduğunu, bu halde alacağın ayrıca ispatının gerekmediğini, ayrıca eda davası sonucu verilecek karar ile müvekkilinin icra dosyasına alacaklı olarak eklenmesinin mümkün oladığını, kararın gerekçesinin eksik olduğunu, davanın aslında muarazanın giderilmesi niteliğinde itibariyle eda davası olduğunu, Hukuk Genel Kurulu'nun 17.03.2010 gün ve 2010/3-119 Esas 2010/159 Karar sayılı ilamında da taraflardan biri tarafından muaraza (çekişme) çıkarılması halinde de, diğer tarafın kendisine zarar verebilecek nitelikteki bu duruma son vermek, hukuki durumunu tereddüt içinde olmaktan kurtarmak için tespit davası açmasında hukuki yararının bulunduğunun kabul edildiğini ileri sürerek belirtilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacağın ve ipotek hakkının devrinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı bankaya ödenmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Somut uyuşmazlıkta;
Davalı şirketin, diğer davalı bankaya olan borcu nedeniyle davacı taşınmazı üzerinde banka lehine ipotek tesis edilmiş, borcun ödenmemesi üzerine İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2012/3471 sayılı dosyası ile alacaklı tarafından, davacı taşınmazı ile birlikte ipotekli tüm taşınmazlar için, davacı, davalı şirket ile diğer ipotek verenler...ve ...... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu icra takibi yapılmıştır.

Davacı, takibe konu borçtan 155.000,00 TL'sini 08.11.2012 tarihinde dosya harici alacaklı bankaya ödemiş, bunun üzerine banka tarafından aynı tarihte davacı taşınmazı üzerindeki ipoteği fek edilmiştir.

Davacı TMK 884 maddesi gereğince banka alacağının ödediği miktar olan 155.000,00 TL temlik almış olup, banka alacağı ipoteğe bağlandığından bu miktar kadar tüm ipotek hakları da davacıya geçmiştir.

Ancak davalı banka, bu tahsilatı icra dosyasına bildirmediğinden ve bu miktar yönünden alacağı davacıya temlik etmediğinden davacı icra dosyasında diğer ipotek verenler...ve ...... aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine devam edememektedir.

Davalı bankanın tahsilatı icra dosyasına bildirmemiş ve alacağı davacıya temlik etmemiş bulunmasına göre bu halde HMK 106 maddesi gereğince davacının bu hukuki ilişkiyi hemen tespit ettirmekte hukuki yararı vardır.

Somuz uyuşmazlığın niteliğine göre davada gerçek hasım banka olup, Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünün aksine davacının, banka aleyhine açacağı bir eda davası bulunmamaktadır.

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibinin derdest olması ve davacının bu takibe devam etmesinin eldeki dava sonucunda alacağı ilamla mümkün bulunması karşısında davacıdan, diğer borçlular...ve ...... aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi yapmasının ve alacak davası açmasının beklenmesi HMK 27, 30 maddesi hükümlerine de aykırıdır.

Eda davasının açılması mümkün ahvalde tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığına ilişkin genel ve soyut nitelikteki ilkenin Bölge Adliye Mahkemesince gerekçe yapılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi, yukarıda yapılan açıklamalar karşısında usul ve yasaya aykırı bulunduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması yerine, mümeyyiz davacının temyiz gerekçeleri karşılanmaksızın yazılı şekilde onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.