11. Hukuk Dairesi 2022/1822 E. , 2023/4175 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/307 Esas, 2021/2105 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/149 E., 2018/951 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.07.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya satıp teslim ettiği mallar sebebiyle 1.468.542,14 TL bakiye cari hesap alacağı bulunduğunu, tahsil için başlatılan icra takibinde davalının yetkiye ve borca haksız itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın Sincan Mahkemelerinde açılması gerektiğini, taraflar arasındaki ticarette iskonto ve ciro primi uygulaması bulunduğunu, müvekkilinin düzenlediği ciro primi ve fiyat farkı faturalarının davacı tarafından kabul edilmemesinin kötü niyet taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı çalışanı ...’ın 07.12.2009 tarihinde davacıda işe başladığı, 18.12.2013 tarihinde çıkış yaptığı, uyuşmazlık döneminin başlangıcı olan 06.09.2013 tarihinden önce ... tarafından imzalanarak teslim alınan 23 adet faturanın hem davacı, hem de davalı defterlerinde kaydedildiği, bu tarihten sonra ise ... tarafından imzalanarak teslim alınan 25 adet faturanın tamamının davalı defterinde işlendiği, ancak davacı defterine yalnızca 8 adedinin kaydedildiği, davacı defterine kaydedilmeyen 17 adet faturanın toplam 1.283.463,22 TL tutarında olduğu, adı geçenin davacı adına fatura teslimi konusunda yetkili bulunduğu, davacının, yargılama sırasında çalışan ... hakkında adlî makamlara suç yönünden şikâyetinden de söz edilmediği, bu nedenle ...’ın davacıyı temsil ettiği kabul edilerek imzalanan iskonto faturalarının dikkate alındığı, benzer bir uyuşmazlığa ilişkin itirazın iptali davasında aynı çalışanın kestiği iskonto faturalarından dolayı davacı şirketin sorumlu olduğuna ilişkin kararın kesinleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 186.721,99 TL asıl alacak, 1.181,72 TL işlemiş faiz, 187.903,71 TL alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden yıllık %10,50 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 37.580,74 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili çalışanının iş birliği içinde hayali iskonto/ fiyat farkı faturaları düzenlediklerinin anlaşıldığını, temsil yetkisinin kötüye kullanıldığı hileli anlaşmaların sonucunın müvekkilini bağlamayacağını ifade ettiklerini, müvekkilinin %60 oranını aşan iskontoyu onamasının söz konusu olamayacağını, haberi olmayan faturalara itiraz edemeyeceğini, herkesin haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uyması gerektiğini, davalının iyi niyetle hareket etmediğini, emsal kararın içeriğinin farklı olduğunu, tanıklarının dinlenmediğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra inkâr tazminatı şartlarının oluşmadığını, müvekkili lehine tazminat verilmesini gerektiğini, harçlar yönünden hatalı karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamanın usul kurallarına uygun yapıldığı, kamu düzenine aykırılık taşımadığı, kararının gerekçesinde usul ve Kanuna aykırı bir yön bulunmadığı, davacının, temsilcisinin yetkisini davalı ile anlaşarak el birliği içerisinde zarara uğratmak kastı ile iskonto faturaları düzenlediği iddiasını ispat edemediği, ihtilaflı dönem içerisinde düzenlenen bir kısım iskonto faturasının davacı defterinde kayıtlı olduğu, likit olan alacak nedeni ile icra inkar tazminatına hükmedilmesinde ve davacının takip yapmasında kötüniyetli olmadığının kabulünün yerinde görüldüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili çalışanı ile iş birliğine girdiğini, hayali iskonto/ fiyat farkı faturaları düzenlediğini, bunun her şeyden önce temsil yetkisinin kötüye kullanılması olacağını, hakkın kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağını, müvekkilinin %60 oranını aşan iskontoyu onamasının söz konusu olamayacağını, eylemlerden haberinin bulunmadığını, itiraz edemeyeceğini, azmettirici ve gerçeğe aykırı faturaların düzenleyicisi davalının kötü niyetle hareket ettiğini, çalışanın istifası sonrası dahi davalının fatura düzenlemeye devam ettiğini, birine çalışanın imzasını alabildiğini, Mahkemenin bu faturaları dahi tenzil ettiğini, iskonto faturalarının büyük kısmının müvekkiline intikal ettirilmediği halde haksız yere borçtan düşüldüğünü, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uygun davranması gerektiğini, mutabakattan önceki iskonto oranlarının %10,45- %11 aralığında olmasına rağmen ihtilaflı dönemde %60’ların üzerinde uygulanmasının hayatın olağan akışına aykırılık taşıdığını, müvekkilinin şikayet zorunluluğunun bulunmadığını, emsal alınan kararın içeriğinin farklılık arzettiğini, tanıkların dinlenmediğini, deliller toplanmadan eksik tahkikatla karar verildiğini, muvazaalı işlemlerin korunamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Davacı, cari hesap alacağının bulunduğunu ileri sürerek başlattığı icra takibine itirazın iptalini istemiş, davalı ise düzenleyip davacıya teslim ettiği faturalara süresinde bir itiraz ileri sürülmediğini savunmuştur. Davalının düzenlediği iskonto/fiyat farkı faturalarının davacı defterlerine kaydedilmediği sürece davacı çalışanına teslimi içeriğinin kabulü anlamına gelmez ve tek başına sonuç doğurmaz. Mahkemece bu hususlar gözetilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. 1
K A R Ş I O Y
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!