WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/1797 E.  ,  2023/5508 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/466 Esas, 2021/1932 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1668 E., 2019/1476 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ... ve ...'in müvekkili firma... İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.nin eşit oranda hissedarı olduklarını, Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2017/117479 sayılı dosyası ile müvekkilleri aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile toplam 226.883,26 TL'lik icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak olarak her biri 6.850,00 euro olmak üzere toplamı 13.700,00 euro olan iki adet senet ve her biri 76.000,00 TL olmak üzere toplamı 152.000,00 TL olan iki senetten oluşan dört adet üzerinde nakden ibaresi yazılı bononun gösterildiğini, müvekkili firmanın davalı şirket ile 2006-2010 yılları arasında ticari ilişkilerinin olduğunu, sürekli devam eden alışverişleri nedeniyle davalı şirkete nakit, çek senet gibi araçlarla ödemelerin yapıldığını, takibe konu senetlerin teminat senedi olduğunu, müvekkili şirketin senetlerin metninde yazılı olan tanzim ve vade tarihlerinde davalı şirket ile herhangi bir ticari bağlantısının bulunmadığını, senet üzerinde yer alan vade tarihi, tanzim tarihi ve nakden ibaresinin sonradan yazıldığını, diğer müvekkillerinin ise hiçbir zaman davalı şirketle şahsi alışverişinin bulunmadığını, münhasıran davalı defterlerine dayandıklarını belirterek müvekkillerinin Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2017/117479 sayılı icra dosyasından dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taraflar arasında süre gelen bir ticari ilişki bulunduğunu, davacı şirketin davalıya olan bakiye borcunun, emtia satışının döviz bazlı yapılmasından kaynaklı kur farkı ve geçmiş günler faizi olup, mutabakatla belirlenip senede bağlandığını, takibe dayanak senetlerin buna ilişkin olduğunu, senetlerin teminat senedi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, keşide-vade tarihi ve tahsis sebebi açık olarak verildiğini iddia ettiği senetlerin teminat amacıyla verildiğini ve anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia ettiği, davalının ise, senetlerin davacıdan mutabakat neticesinde belirlenen bakiye borç karşılığında alındığını, teminat amacıyla alınmadığını belirttiği, davalının, anılan ifadesinin nakden düzenlenen senetleri talil mahiyetinde olmadığı, bir an için talil niteliğinde olduğu kabul edilecek olsa dahi, davacı da teminat iddiasında bulunduğundan, olayda çift taraflı talilden söz edileceğinden ispat külfetinin yer değiştirmediği, buna göre, somut olayda kambiyo senedine karşı ispat yükünün davacı borçluda olduğu, taraflar arasında, davaya konu senetlerin, davalıya, açık ya da teminat senedi olarak verildiğine ilişkin bir sözleşme olduğunun davacı tarafından usulünce ispat edilemediği, davacının ayrı ve açık bir biçimde yemin deliline dayanmadığı, münhasıran davalı ticari defterlerine dayandığı, davalının ticari defterlerinde, davaya konu senetlerle ilgili herhangi bir kaydın bulunmadığı, buna göre davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın ve şartları oluşmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, davalı şirketin defter kayıtlarına göre müvekkili şirketten 39.766,59 TL alacaklı olduğunun, takip konusu senetlerin kaydının bulunmadığının tespit edildiğini, davalı firmanın talep edeceği alacağın 39.776,59 TL olup cari hesap ekstresinden kaynaklı bu alacağın ayrı bir ilamsız takibe ya da davaya konu edilmesi gerektiğini, Mahkemece bu hususun gözönüne alınmadığını, ticari defterlerin kesin delil niteliğinde olduğunu ve davalı şirketin var olduğu iddia edilen alacağının takibe konu senetlerden değil, cari hesap ekstresinden kaynaklandığının ortaya çıktığını, kararının gerekçesinde yer alan “davalı tarafın cevaplarının bir an için talil mahiyetinde olduğu” gerekçesinin eksik olduğunu, zira davalı tarafın kendi beyanı ile iddia ettikleri alacağın senede dayalı bir alacak olmadığını, aralarındaki ticari alışverişten doğan kur farkına dayalı bakiye alacak için alınmış senetler olduğunu kabul ettiklerini, bu beyanın ikrar olduğunu, davalı tarafın takibe konulan senetlerden kaynaklı bir alacağının söz konusu olmadığını, kambiyo senetlerinin nakit yerine geçen ödeme aracı olduğunu, davalı şirketin anonim şirket olduğunu, bütün ticari alışverişlerinin, ödemelerin ve ödeme araçlarının Vergi Usul Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca kayıtlarında yer almasının zorunlu olduğunu, defter kayıtlarına işlenmeyen kambiyo senedi alacağının talep edilemeyeceğini, dava konusu senetlerin davalı anonim şirketin defter kayıtlarında bulunmayışının defterlerin usulüne uygun tutulmadığının göstergesi olduğunu, ticari defterlerin kesin delil olma niteliği karşısında, davalı şirket kayıtlarında dava konusu senetlerin yer almayışının kesin delille ispatlanmış olması karşısında yemin deliline dayanılmadığı yönündeki gerekçenin doğru olmadığını, İlk Derece Mahkemesince kısmi talil sayılan hususun ispat yükünü değiştirmediğinden davanın reddine karar verildiği ancak irdelenmesi gereken hususun ispat yükünün yer değiştirmesi değil davalı şirketin iddia ettiği mutabakat uyarınca belirlenen ve senede bağlanan alacağın neden cari kayıtlara işlenmediği olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bonoda davalının alacaklı olduğu, bonoları sunmak suretiyle alacağın varlığını ispat ettiği, davacının ise senetlerin teminat senedi olduğunu ve bedelsiz kaldığını belirtmek suretiyle senet metninde bulunmayan teminat olma iddiasını ileri sürdüğünden (talil ettiğinden) ispat külfetinin senedi talil eden tarafta olduğu, bu hali ile ispat külfeti yer değiştirmediğinden, ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacı tarafın, dava konusu senetlerin teminat senedi olduğunu, senetlerin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ve senet nedeniyle borçlu olmadığı yönündeki iddiasını yazılı ve kesin delil ile ispatlayamadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun)196 ncı maddesi ve Maliye Bakanlığı'nın 234 sayılı genelgesi uyarınca birinci ve ikici sınıf tacirlerin tutmak zorunda oldukları kambiyo senedi defterinde yer alması gereken hususlar incelendiğinde, davacılar vekilinin iddia ettiği gibi kambiyo defterine işlenmeyen senetlerin alacak doğurmayacağı yönünde bir yaptırımın bulunmadığı, kambiyo senedinin hangi hukuki ilişkiye dayalı olarak aldığını defterlerinde göstermek zorunda olmadıkları, İlk Derece Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacıların icra takibine konu menfi tespit talep edilen senetlerin teminat senedi olduğuna dair iddiasını yazılı delil ile ispatlayamadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu senetlerde nakden ibaresi bulunduğunu, davalının bahse konu senetlerin emtia satışının döviz bazlı yapılmasından kaynaklı kur farkı ve geçmiş gün faizlerinden dolayı alındığını savunduğunu, münhasıran davalı defterlerine dayandıklarını, bu durumda takip konusu senetler ile emtia satışının eşleştirilerek incelenmesi gerektiğini, dosyada alınan rapora göre davalı iddiasının temelsiz kaldığını, davalı beyanının talil niteliğinden olduğunu, istinaf mahkemesi gerekçesinden çift taraflı talil anlaşıldığından ispat yükü yer değiştirmeyeceğinden, senede karşı ticari defterlerin kesin delil olma özelliğinin inceleme konusu yapılmadığını, davalı kayıtlarında dava konusu senetlerin bulunmadığını, davalı tarafça ileri sürülen emtia satışından doğan kur farkı ve faiz farkının ilintili olduğu ticari alışverişin olmadığını, nakden ibaresine rağmen nakit para çıkışının olmadığını, istinaf mahkemesinin, kambiyo defterlerine işlenmeyen senetlerin alacak doğurmayacağı şeklinde bir yaptırımın bulunmadığında dair gerekçesinin doğru olmadığını, zira 213 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesinin usulle ilgili olduğunu, içeriğinde yer almayan kayıtların ne sonuç doğuracağı konusunda düzenleme bulunmamasının uyuşmazlığı tek başına çözmeye yeterli olmadığını, KDV Kanunu'nun 24 üncü maddesinin (c) fıkrasına göre kur farkı gibi değerlerin matrahta gösterilmesi gerektiğini, matrahta yer almayan bir kalemin talep edilemeyeceğini, bilirkişi raporuna davalının alacaklı olduğu miktarın 39.766,59 TL olarak belirlendiğini, davalı şirketin ancak bu miktarı ayrı bir ilamsız takipte talep edebileceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedine dayalı başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesinin beşinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.