11. Hukuk Dairesi 2022/1714 E. , 2023/5425 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1012 Esas., 2021/1249 Karar
HÜKÜM : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/105 E., 2018/413 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında tanzim etmiş oldukları 01.05.2015 tarihli sözleşme ile malzeme taşıma hususunda anlaştıklarını, ayrıca davalının şantiye içi taşıma işi nedeni ile 08.06.2015 tarihli sözleşme imzaladıklarını, anılan her iki sözleşme uyarınca da müvekkilinin bir takım taşıma işlerini ifa ederek davalıya sözleşme gereğince ifa edilen işleri fatura ettiğini ve davalı taraftan 103.733,58 TL alacağı bulunduğunu, cari hesap alacağının yanı sıra davalı ile müvekkili arasında imzalanan 05.06.2015 tarihli sözleşme uyarınca da yarı römorkun müvekkiline satışı hususunda anlaştıklarını, sözleşme ile müvekkilinden 30.000,00 TL bedelli çekin teslim alındığını, ancak çekin yasal süresinde ödenmiş olmasına rağmen anılan aracın bugüne kadar müvekkiline devir ve teslim edilmediğini, anılan sözleşmelerde belirtilen ödeme düzenine de uymayarak ödemelerini geciktirdiğini, müvekkilinin 29.04.2016 tarihinde sözleşmeyi feshedip cari hesap alacağını davalıdan talep ettiğini, ihtarnamelere rağmen davalı tarafın müvekkiline olan borcunu ödemediğini, takip başlatıldığını, davalının ödeme emrine de süresi içinde borca itiraz ettiğini, bu nedenle icra takibinin durdurulduğunu, davalı tarafın icra takibini sürüncemede bırakmak için haksız ve kötü niyetli olarak itirazlarda bulunduğunu, tarafların ticari defterlerini incelendiğinde ve 05.06.2015 tarihli sözleşme gereğince verilmiş olan çekin kim tarafından tahsil edildiğinin ciro silsilesinin incelenmesi ile alacağının ortaya konulmuş olacağını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak suretiyle, Yalova İcra Müdürlüğünün 2016/9050 E. sayılı takip dosyasındaki itirazın iptaline, icra takibinin devamına, borçlu yan aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafından sevkiyatın bırakılması nedeniyle müvekkili tarafından 25.05.2016 tarihli ihtarname ile feshedildiğini, davacının müvekkilinden bu iş sebebiyle alacaklı olduğu iddiasının doğru olmadığını, davacının yaptığı iş karşılığı hak ettiği ücretin gerek davacının nakliyesini yaptığı malların alacısı olan firmaların davalı müvekkiline verdiği çeklerin davacıya ciro edilmesi gerekse davalı müvekkiline verilen çeklerin ve nakit bedellerin ödenmesi suretiyle ödendiğini, taşıma sözleşmesi ile kamyon satış sözleşmesinin irtibatlı olmadığını, 20.05.2015 tarihli sözleşmede yer alan 4 kamyonun alım satımından karşılıklı olarak vazgeçildiğini, davacının 01.05.2015 tarihli nakliye sözlemesine konu işi A.B. ile adi ortaklık olarak ifa ettiğini, müvekkilinin davacıyı temsilen A.B. ile de muhatap olduğunu, anlaşmazlık sebebiyle davacı tarafın davalı müvekkilinin dava dışı ortağa yaptığı ödemeleri görmezden gelerek müvekkilinin aleyhine alacak iddiasında bulunduğunu, ticari defter kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile davalı müvekkilinin davacıya hiçbir borcunun olmadığının ispatlanacağını, römorkun da davacıya fiilen teslim edildiğini, araç sözleşme tarihinden bu yana davacı tarafça işletildiğini, ancak araç kaydında davalı müvekkilinin vergi borcu sebebiyle haciz olduğundan devir yapılmadığını, vergi borcu bittiğinde noter devrini de yapacaklarını, aracın müvekkiline iadesi halinde davacının aracı kullanığı döneme ilişkin kira bedeli ödemesini talep ettiklerini savunarak davanın reddine, asıl alacak miktarının %20'sinden az olmamak üzere davacının tazminat ödemeye mahkûmiyetine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... ve dava dışı A.B. arasında adi ortaklığın bulunduğu, Yalova'daki işbu taşımyla A. B. ve kardeşinin ilgilendiği, bu hususun tanık beyanlarıyla tespit edildiği, davalı şirket tarafından ödemelerin de imza karşılığı bu kişiye yapıldığı, ödemeler sürecinde ... tarafından bu duruma karşı herhangi bir itirazın olmadığı, bu ödemelerin davalı şirket ticari defterlerinde de yer aldığı, bu hususun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının kendi ortak iş yaptığı A.B. ile arasındaki anlaşmazlık nedeniyle tanık beyanlarına göre bizatihi oluru kapsamında bu kişiye ödenen alacaklarıyla ilgili olarak davalı hakkında takip başlattığı, bu takibin iyi niyetli olmadığı gerekçesi ile itirazın iptali talebine ilişkin davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin 103.733,58 TL faturaya dayalı cari hesap alacağını müvekkiline ödenmediği gibi ve 05.06.2015 tarihli sözleşme uyarınca römorkun da verilmediğini, davalı ile müvekkil arasındaki sözleşmeden kaynaklanan işle ilgili 3 üncü kişilere yapıldığı iddia olunan ödemelerin gerçek dışı olduğunu ve müvekkilinin bu ödemelere ilişkin talimatının olmadığını, müvekkilinin bilgisi dışındaki yetkisiz tahsilat gerçek olsa dahi müvekkilinin haklarına halel getiremeyeceğini, müvekkilin cari hesapları arasındaki uyuşmazlığa sebebiyet veren 6 kalem ödemenin A. B.'ye yapıldığı yönündeki tüm iddiaların yasal dayanaktan yoksun, haksız ve asılsız olduğu, yine yarı romörkün müvekkili adına tescil edilmeyip müvekkiline de teslim edilmemiş olmasına rağmen, anılan romörk bedelinin iadesi isteminin hiçbir açıklama yapmaksızın diğer alacak talebi ile birlikte haksız görülerek reddedilmiş olduğunu belirterek yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin cari hesap borcuna ilişkin kurduğu hükmün yerinde olduğu, ancak römork devrinin yapılmadığının tarafların kabulünde olduğu, buna ilişkin yapılan çek ödemesinin iadesinin gerekeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, vaki itirazın kısmen iptali ile; takibin 30.000,00 TL asıl alacak, icra gideri, vekalet ücreti ile 30.000,00 TL asıl alacağa 09.09.2016 takip tarihinden tahsil gününe kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte itirazın iptaline, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmolunan alacak miktarının %20'si üzerinden hesap edilen 6.000,00 TL icra-inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, reddedilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 20.746,71 TL haksız takip tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline sözleşmelerde vadedilen kadar taşıma işi verilmediğinden aldığı kamyonlar nedeniyle zarara girdiğini, ödeme aldığı belirlenen A.B.'nin müvekkilinin ödeme alamama nedeniyle durdurduğu işini yeğeni ile birlikte üstlendiğini, bu kişinin davalı ile danışıklı olduğunu, uyuşmazlık doğduktan sonra muvazaalı biçimde ödemelere ilişkin makbuzların imzalandığını, müvekkili adına para tahsil etme yetkisinin bulunmadığını, bunun tanık beyanı ile de ifade edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili cevaben verdiği temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu römorkun davacı tarafından haricen satın alınıp bedeli mukabilinde üçüncü kişiye satıldığını, 05.06.2015 tarihli sözleşmede davacının aracı istediği zaman teslim alacağı yerin kendi şantiyesi olduğunu, haciz nedeniyle devrin yapılamadığının 20.05.2015 tarihli sözleşme gereği davacının kabulünde olduğunu, davacının bir alacağının kalmadığının tanık beyanları ile de sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taşıma işi ve taşınır devrinden kaynaklanan alacağa dayalı başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'nu (6098 sayılı Kanun) 620 ve devamı maddeleri.
4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 702 nci maddesi.
3. Değerlendirme ve Sonuç
Dava konusu taşıma işi ve taraflar arasındaki alım-satım ilişkisine ilişkin sözleşmelerin tarafların beyanı, dosya içerisindeki deliller ve hüküm mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulünde olduğu gibi davacı ile dava dışı ... arasında kurulan adi ortaklık ve davalıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta 6098 sayılı Kanun'un 620 nci maddesi ve devamındaki adi ortaklık hükümlerinin uygulanması gerekir. 6098 sayılı Kanun'un 625 inci maddesine göre "Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir.
Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir.
Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir." hükümden de anlaşılacağı gibi ortaklık aktif ve pasifi üzerinde ortakların elbirliği ile mülkiyeti söz konusu olup 4721 sayılı Kanun'un 702 nci maddesi hükmü de bu yöndedir. Bu durumda somut olayda, adi ortaklık alacağına dayalı davanın iki ortak tarafından birlikte açılabileceği, davacının tek başına aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, kaldı ki davacı davasını adi ortaklık adına açmamış, şahsi alacağının tahsiline yönelik olarak açmış olup, davacının davada bu nedenle de aktif dava ehliyeti olmadığı gözetilmeksizin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/d. maddesi uyarınca dava şartının gerçekleşmediği dikkate alınmaksızın davanın reddi gerektiği halde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!