WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 10 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/1393 E.  ,  2023/4718 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2011 Esas, 2021/2198 Karar
HÜKÜM : Yeniden karar verilerek davanın kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/578 E. - 2018/586 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri aleyhine 456.000,00 TL bedelli çeke dayanılarak icra takibi başlatıldığını, ancak söz konusu çekin müvekkilleri tarafından cirolanmış bir çek olmayıp sahte bir çek olduğunu, takibe konulan çekin diğer borçlu ... tarafından 28.02.2013 keşide tarihli ve 20.445,00 TL bedelli olarak keşide edilerek müvekkiline teslim edildiğini, müvekkili tarafından işbu çekin diğer çeklerle beraber 26.07.2012 tarihinde çek - senet tevdi bordrosu hazırlanarak Denizbank Bebek Şubesine teslim edildiğini, daha sonra çek borçlusu ... ile ayrı bir mutabakata varılmak üzere bu çeklerin bankadan müvekkili tarafından geri alındığını, davaya konu çekin, şirket müdürünün elinden keşideci tarafından geri getireceğini beyan ederek rızası dışında alındığını, çekin alındığı anda 28.02.2013 keşide tarihli ve 20.445,00 TL meblağlı olduğunu bu durumun Denizbank Bebek Şubesi kayıtları ile sabit olduğunu, çekin ne zaman teslim edileceğinin ...'dan sorulması üzerine sürekli müvekkilini oyaladığını, geri vermediğini, yapılan icra takibi ile söz konusu çekin miktarının ve tarihinin değiştirilmek suretiyle yeniden tedavüle çıkartıldığını, takip alacaklısı ile veya diğer ciranta ... ile müvekkilinin hiçbir ticari alışverişinin bulunmadığını, müvekkili tarafından ...'dan alınarak Denizbank'a verilen çekin ilk orijinal hali ile zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı süresi geçmiş olduğundan çekin kambiyo takibine konu edilemeyeceğini belirterek söz konusu çekten dolayı müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davacıların basiretli bir tacir gibi davranarak yeniden alamayacakları bir çeki keşideciye iade ederken cirolarını iptal etmek zorunda olduklarını, yine basiretli tacir davranışı gereği hataen veya rızaen ciroları iptal edilmeden keşideciye verilmiş olan çeklerini iade etmesini talep etmeli ya da buna ilişkin yasal yollara başvurulmuş olması gerektiğini, müvekkili şirketin tüm bu iddiaların muhatabı olamayacağını, ticari ilişkisi karşılığında çeki aldığını, bankaya ibraz ettiğini, bankaca çekin karşılıksız olduğunu çekin arkasına şerh edildiğini, davacının delil olarak söz konusu çeki 2012 yılında Denizbank'a ibraz ettiğini gösterir çek tevdi bordrosunun sunulmasının davaya bir etkisi olmadığını, kaldı ki bu hususta ihtilaf da bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda bulunduğunu, davacının söz konusu iddiaları olsa olsa keşideciye ve ...'a karşı ileri sürebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Diğer davalı cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu çek incelendiğinde, çek nedeniyle icra takibini başlatanın davalı Sakarya Ada... Ltd Şti olduğu, Sakarya Ada ile davacı Dohan Çocuk arasında ... isimli ciranta yer aldığından Sakarya Ada şirketinin davacılara karşı temel ilişkiye dayalı talepte bulunamayacağı, yine sebepsiz zenginleşme iddiasının da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci maddesine göre sadece keşideciye karşı ileri sürülebileceği, davacıların lehtar ve ciranta olduğu, takibi başlatan ... olmamakla birlikte ...'ın da, davacılar keşideci olmadığından davacılara karşı sebepsiz zenginleşme iddiası ile başvurması mümkün olmadığı, ... tarafından temel ilişkiye dayalı olarak Sakarya Ada şirketi ile arasında temel ilişki olduğunu iddia etmesi halinde bu iddiayı ispatlayacak olanın ... olduğu, işbu davada ise ... tarafından dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı gibi duruşmalarda takip edilmemiş temel ilişki iddiası ileri sürülmemiş, ileri sürülse dahi bu iddiayı ispatlayacak hiçbir delil bildiriminde bulunmamış olduğu, tüm bu nedenle davacıların söz konusu çekten dolayı davalılara borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı taraf ile keşidecinin müvekkili zarara uğratmak kastıyla hareket ettiklerini, davacının keşideci ile mutabakata vararak çeki bankadan alarak keşideciye teslim ettiğini iddia ettiğini, oysa davacının iade ederken çekteki cirosunu iptal etmesi gerektiğini, keşideci Mehmet Aslan'ın mahkemeye verdiği cevapta, çekteki değişikliklerin davacıların bilgisi dahilinde yapıldığını beyan ederek buna ilişkin delilleri sunduğunu, müvekkilin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olması nedeniyle, 6102 sayılı Kanun'un 687 nci maddesi gereğince taraflar arasındaki defilerin müvekkile karşı ileri sürülemeyeceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın, çekin iddia edildiği gibi keşideci tarafından rıza dışı olarak ele geçirildiğini ispat etmesi gerekeceğini, davacının bu hususta ispata yarar delil sunamadığı anlaşıldığından, davanın reddi yerine kabulü hatalı olduğundan, davalı Sakarya Ada Petrol... Ltd. Şti vekilinin istinaf isteminin kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, davacıların, istinaf isteminde bulunmayan davalı ...'a yönelik davasının kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; takipte borçlu gözüken müvekkillerinin, değiştirilmiş metinden sorumlu tutulabilmesi için, kendilerinin değişikliğe senet üzerinde rıza göstermiş olması gerektiğini, aksi halde sorumluluğunun bulunmadığını, senet üzerinde yapılan değiştirilmiş metne göre sorumlu tutulmak istenen her bir borçlunun senet üzerindeki değişikliği paraflamış olması gerektiğini, senet metninde yapılan değişikliklerin müvekkiller senedi imzaladıktan sonra yapılmış olduğunu, çekin tarihinde ve miktarında değişiklik yapıldığını, bu durum sonucunda çekin ibraz süresi ve zamanaşımına uğradığı tarihin değişeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.