WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/1239 E.  ,  2023/5150 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/610 Esas, 2021/1479 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/692 E., 2018/1340 K.

Taraflar arasındaki men davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı asıl borçlu ile davalı banka arasında genel kredi ve teminat sözleşmesi akdedildiğini, kendisinin kefil olduğunu, ancak eşinin kefalet sözleşmesine muvafakat etmesi gerektiğinin belirtildiğini, eşinin kefalete muvafakat etmediğini ve sözleşmeyi imzalamadığını, müvekkilinin de eş rızası olmadığından imzaladığı sözleşmenin geçersiz olduğu kanaati ile bankaya tekrar gitmediğini, müvekkilinin eşi adına sahte imza atıldığının anlaşıldığını ve Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı'na bu konu ile ilgili şikayette bulunulduğunu, müteselsil kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespitine, müteselsil kefalet sözleşmesi dolayısı ile davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davasının kabul ettiklerini ancak sehven gönderilen ihtarnamenin davacının hukuksal durumunda herhangi bir değişiklik yaparak onu borçlu durumuna getirmediğini, kaldı ki başlatılan icra takibinde davacıya borçlu olarak yer verilmediğini, davanın açılmasına müvekkili bankanın sebebiyet vermediğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı olmadığı gibi esasen tespit davası açılmasının koşullarının oluşmadığını belirterek davanın kabulüne ve fakat davanın açılmasına sebebiyet verilmediğinden müvekkili aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu vekaletname belgesinde "Davayı Kabul" yetkisinin olmadığı, davayı kabul yetkisini içeren vekaletname belgesini dosyaya ibraz etmek üzere davalı vekiline süre verildiği, davayı kabul yetkisi içeren vekaletname belgesinin dosyaya sunulmadığı, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispatı için menfi tespit davası açabileceği, somut olayda davacı aleyhine icra takibi açılmamış ise de, davalı banka tarafından davacıya Kadıköy 30. Noterliği'nden 12.07.2017 tarih 36868 yevmiye numaralı, 23.06.2017 tarih 34126 yevmiye numaralı, 27.07.2017 tarih 39094 yevmiye numaralı ihtarnamelerin keşide edildiği, davacının iş bu davayı açmakta hukukî yararının bulunduğu, uyuşmazlık konusu olan 26.08.2013 tarihli 500.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesinde kefil olan davacının eşi adına atfen atılı imzanın sahte olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi uyarınca davacının kefalet sözleşmesi geçersiz olduğundan, anılan sözleşme nedeni ile sorumluluğunun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, müvekkil aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesinin de doğru olmadığını, sehven gönderilen ihtarname nedeni ile davacının sorumlu hale gelmediğini, nitekim hakkında icra takibine girişilmediğini, davanın kabul edildiğini, buna göre vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kefaletin geçersizliğine dayalı olarak davalı banka ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.