WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2022/1132 E.  ,  2023/4317 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1134 Esas, 2021/1563 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Hayrabolu Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2020/6 E., 2021/32 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı asıl borçlu ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olduğunu, gönderilen ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu, asıl borçlu hakkında ipotekli takip yapılmasının, davalı müteselsil kefil hakkında takibe negel olmadığını ileri sürerek Hayrabolu İcra Müdürlüğünün 2019/864 sayılı dosyasına davalının itirazının iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili, 11.01.2021 tarihli dilekçesi ile icra dosyasını infaz edilmiş olması nedeniyle işbu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı bankanın kredi alacağının ipotek ile teminat altına alındığını, asıl borçlu hakkında ipotekli takip başlatıldığı halde müvekkili hakkında asıl borçluymuşcasına ipotekli takip sonuçlanmadan takip yapılamayacağını, icra emrinde tahsilde tekerrrür olmamak kaydına yer verilmediğini savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 586 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca kefilin, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını üstlenmesi halinde, alacaklının asıl borçluya müracaat ve rehinleri paraya çevirmeden evvel kefil aleyhinde takip yapabileceği, davacı tarafın müteselsil kefil sıfatına haiz davalı aleyhine takip yapmasında haklı olduğu, davacı vekilinin 11.01.2021 dilekçesi ile icra dosyasının infaz olduğunu, davanın konusuz kaldığını beyan ettiği, Çerkezköy İcra Müdürlüğünün 2019/7728 sayılı dosyasında dava dışı asıl borçlu aleyhine takip yapıldığı, bu kez aynı icra müdürlüğünün 2019/7729 sayılı dosyasında aynı alacak için tahsilde tekerrür olamamak kaydıyla davalı aleyhine takip yapıldığı, dava dışı asıl borçlunun taşınmazı satılarak dava konusu alacağın karşılandığı, iki takibin asıl alacak ve faiz yönünden aynı olduğu, davanın konusuz kalması durumunda yargılama giderlerinin dava açılmasına sebebiyet verme ve davadaki haklılık durumuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın konusuz kalması nedeniyle davacının davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; öncelikle ipoteklerin paraya çevrilmesi gerektiğini, ipotek paraya çevrildikten sonra dosya borcunun kapanmaması halinde rehin açığı belgesi alınarak kefiller hakkında işlem yapılabileceğini, davacının Hayrabolu İcra Müdürlüğünün 2019/864 sayılı dosyasında asıl borçlu, müvekkiliymiş gibi icra takibi yaptığını, müvekkilinin davacı bankaya ödenmemiş şahsi bir borcu bulunmadığını, Hayrabolu İcra Müdürlüğünün takip dosyasında, Çerkezköy İcra Müdürlüğünün 2019/7728 ve 7729 E. sayılı dosyalarında 'tahsilde tekerrür olmamak' kaydı düşülmesi gerektiğini, konusu kalmayan davaya ilişkin olarak nisbi vekâlet ücreti hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine tazminata hükmedilemeyeceğini, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kefalet beyanının aynî teminat olan ipotekten ayrı ve bağımsız bir kefalet sözleşmesi olduğu, çünkü resmi ipotek sözleşmesinde, ipoteğin kefaletten doğan borç için verildiğine dair bir kayıt olmadığı, somut olayda asıl borçlu sıfatındaki dava dışı...'ın, asıl borcunun teminatı olarak ipotek verdiği, davalı tarafça ipotekten ayrı bir kefalet taahhüdünde bulunulduğu, bu kefaletin geçerli ve ipotekten ayrı bir şahsi teminat olduğu, Hayrabolu İcra Dairesinin 2019/864 sayılı dosyasında, ipotekli takip olan 2019/7728 sayılı dosya ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip başlatılmış olduğunun açıkça belirtildiği, asıl borçlunun kendi borcunu teminen kendi taşınmazı üzerine koyduğu ipoteğin eldeki davanın davacısı olan kefilin şahsi nitelikteki kefalet borcunu ilgilendirmediği, bankaca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipten ayrı olarak kredi borcunun kat' edilerek davalı kefil aleyhine ipotek tutarını aşan kısım için, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kefalet sözleşmesine dayalı ilamsız takip yapılmasında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm tesis edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan, davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi, 02.01.2020 tarihli ve 30996 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı maddesi, eldeki davanın 06.01.2020 tarihinde açıldığı, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra 15.12.2020 tarihinde ipotekli taşınmazlara ilişkin satış bedelinin icra dosyasına yatırılarak tahsil edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine hükmedilen nisbi vekâlet ücretinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf aşamsındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.

3. 6098 sayılı Kanun'un 586 ncı maddesi.

4. 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesi.

5. 2020 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6 ncı maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde yer verilen "... kefil aleyhine ipotek tutarını aşan kısım için..." ibaresi sonuca etkili değildir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.