WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2021/9219 E.  ,  2023/4112 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI :2020/307 Esas, 2021/1106 Karar
HÜKÜM :Asıl dava yönünden ret, birleşen dava yönünden kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2015/30 E., 2018/1103 K.
BİRLEŞEN DAVA :İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/465 E.

Taraflar arasındaki asıl alacak, birleşen menfi tespit, istirdat ve tazminat davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl davalı birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dosya dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında 16.11.2009 tarihli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile davalı tarafın işletmeciliği kendisinde bulunan gayrimenkul üzerine kurulu akaryakıt istasyonunda münhasıran davacıdan ve davacının belirleyeceği yerden satın alacağı akaryakıt petrol müştaklarını, madeni yağlar ile diğer malları evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı, teşhir etmeyi ve reklamını yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı bayinin sözleşmenin imzalandığı tarihten bu yana sözleşmenin 2 nci maddesinde kararlaştırılan akaryakıt ve madeni yağ alımına ilişkin yıllık tonaj taahhüdünü yerine getirmediğini, mal bedellerini ödemediğini, davalı şirketin sözleşmeyi ihlal etmesi nedeniyle davacının cezai şart alacağı ile kar mahrumiyeti alacağı doğduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL cezai şart alacağının işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacılar vekili birleşen dosya dava dilekçesinde; davacı şirket ile davalı şirket arasında 16.11.2009 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirket tarafından keşide edilen 16.05.2014 tarihli ihtarname ile söz konusu sözleşmenin 16.11.2014 tarihinde sona ereceği, ticari koşullarda uzlaşmamaları halinde yeni bir sözleşme yapmayacaklarını bildirdiğini, bunun üzerine davalının 08.12.2014 tarihli ihtarname ile müvekkili şirketten eksik alınan ürün nedeniyle 116.400,00 USD cezai şartın ödenmesini talep ettiğini, ardından 29.12.2004 tarihinde müvekkilinin sözleşme şartlarına uymadığını belirterek 120.000,00 TL bedelli teminat mektubunun nakte çevrilmesini talep ettiğini, davalının teminat mektubunun paraya çevrilmesinden sonra cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağından bakiye kaldığını iddia ederek 08.12.2014 tarihli ihtarname keşide ettiğini ileri sürerek davacıların davalıya "ceza-i tazminat" alacağı iddiası bakımından 116.400,00 USD borçlu olmadıklarının tespitine, davalı tarafından haksız bir biçimde nakde çevrilen kesin teminat mektubu bedeli olan 120.000,00 TL'nin nakde çevrildiği 29.12.2014 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatı ile davacı şirkete ödenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL kâr mahrumiyetinden kaynaklanan tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Asıl davalı vekili cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.

2.Davalı vekili birleşen dosya cevap dilekçesinde; haksız ve mesnetsiz davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı şirket ile davalı şirket arasında 16.11.2009 tarihinde "Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi" imzalandığı, sözleşmeye göre davalı şirketin sahibi olduğu taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunda davacının üretimi olan petrol mahsullerini evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı, teşhir etmeyi kabul ve taahhüt ettiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 7 nci maddesinde "Bayi adayı, ... her sene için ayrı ayrı en az 1.500.00 m3 beyaz akaryakıt türü ürünleri ile 1 ton madeni yağ satın alacağını ve bu taahhüdünü akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesinde de aynen tekrar edeceğini kabul ve taahhüt eder. Yapmış olduğu taahhütlerini yerine getirmez ise akaryakıtta ton başına 50,00 USD, madeni yağda 300,00 USD cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün mevcut olduğu, sözleşmenin bu hükmüne göre davalının taahhüt ettiği ürünleri satın almaması durumunda cezai şart ödemeyi açıkça kabul ettiği, ancak davalının bu taahhütlerinin yıllar itibariyle belirlenen miktarlarda alınmayarak yerine getirilmediği, bu nedenle davacı tarafından davalıya ihtarnameler ile bildirimde bulunulduğu, davacının haklarını saklı tuttuğu, aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının davalıdan 117.500,00 USD cezai şart isteminde bulunabileceği, bu cezai şartın TL değerinin 282.121,37 TL olarak belirlendiği, davacı tarafça davalının teminat mektuplarının paraya çevrildiği ve bu teminat mektuplarından 120.000,00 TL'nin cezai şart alacağına mahsuben tahsil edildiği, davacı tarafça yapılan bu tahsilat düşüldüğünde davacının davalıdan 162.121,37 TL daha eksik ürün alımına bağlı cezai şart isteyebileceği, ancak bu şekildeki bir cezai şartın davalının ekonomik olarak mahvına sebep olabileceği, davalının ödeyebileceği cezai şart bedelinin bilirkişiler tarafından 100.665,49 TL olacağının hesap edildiği, davacı tarafça ise dava dilekçesinde 10.000,00 TL cezai şart isteminde bulunulduğu, davasını da ıslah ile arttırmadığı, bu itibarla davacının talep edebileceği cezai şart miktarı ile talep ettiği cezai şart miktarı gözönüne alındığında, davacının talep ettiği cezai şartta hakkaniyet indirimi yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile 10.000,00 TL cezai şart alacağının dava tarihi olan 12.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden ise birleşen dosya davacısı şirket tarafından taraflar arasında imzalanan 16.11.2009 tarihli "Akaryakıt İstasyonu Bayilik Sözleşmesi" gereği alım taahhüdünde bulunulduğu ve sözleşmeye göre satın almayı taahhüt ettiği miktarda akaryakıtı satın almadığı, imzalanan sözleşmenin 7 nci maddesi ile de cezai şart ödemeyi kabul ettiği gerekçesiyle davacının davalı Turkuaz Petrol Ürünleri A.Ş.'ne cezai şart bedeli ile borçlu olduğu, bu nedenle nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl davalı - birleşen davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Asıl davalı birleşen davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden, bilirkişi raporunda müvekkili şirketin ödeyebileceği cezai şart miktarının 100.665,49 TL olarak tespit edildiği ve davacının raporlara itiraz etmemesi nedeniyle kesinleştiği, 100.665,49 TL cezai şart borcundan, nakde çevrilen 120.000,00 TL miktarlı teminat mektubu tenzil edildiğinde davacının 16.334,51 TL fazla tahsilatı olduğunun anlaşılmasına rağmen davanın reddedilmesi gerekirken kabul edildiği, asıl davacı şirket müvekkiline rutin olarak her yıl başlamadan önce ihtarname çekmiş ise de, sözleşmenin feshedilmeyip mal verilmeye devam edilmesi nedeniyle cezai şartın talep edilmeyeceği yönünde haklı güven oluşturulduğu, birleşen dava yönünden, davalının keşide ettiği ihtarnamelerle 116.400,00 USD cezai şart talep edildiği, dava tarihi itibarıyla TL karşılığının 273.400,00 TL olduğu, bu nedenle menfi tespit davasının 273.400,00 TL üzerinden açıldığı, davalı tarafından bu alacağın 120.000,00 TL'si tahsil edildiğine göre, bildirilen cezai şart alacağından tahsil edilen 120.000,00 TL'nin tenzili ile bakiye 153.000,00 TL'den borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken menfi tespit davasının reddedilmesinin hatalı olduğunu, teminat mektubunun paraya çevrilmesinin mümkün olmadığının dava dilekçesinde ayrıntılı olarak açıklanmasına rağmen inandırıcı olmayan gerekçelerle istirdat isteminin de reddinin hatalı olduğunu, tazminat istemi yönünden deliller toplanmadan karar verilmesinin de doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın reddine birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 16.11.2009 tarihli 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesi ile aynı tarihli Bayilik Protokolü imzalandığı, süre sonu olan 16.11.2014 tarihi itibarıyla sözleşmenin taraflarca sona erdirildiği, protokolün 7 nci maddesi uyarınca bayi olan şirketin yıllık 1.500,00 m3 (1.5 ton) akaryakıt almayı ve eksik alımı halinde ton başına 50,00 USD cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, bayinin sözleşmedeki asgari alım taahhüdünü yerine getiremediği, akaryakıt bayiilik sözleşmelerinde yer alan ''yıllık asgari alım taahhüdü"ne uymama halinde öngörülen cezai şartın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince ifaya ekli ceza koşulu niteliğinde olduğu, alacaklının hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili ihtirazi kayıt bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği, asıl davada davacı şirket, sözleşmenin devam ettiği süre içerisinde davalı bayiye eksik alım nedeniyle cezai şart alacağının doğduğunu ve bu alacağını saklı tuttuğunu bildirmişse de söz konusu ihtarın birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü yıllar için mal verilmeye başlanmasından sonra gönderilmesi sebebiyle davacının sözleşmenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü yılları için eksik alım nedeniyle cezai şart isteminde bulunamayacağı, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği artık eksik ifanın benimsendiği ve ceza koşulunu isteme hakkının sona erdiği, davacının 31.12.2014 tarihli ihtarnameyi göndermesi ve eldeki davayı açmasına göre sadece 16 Kasım 2013-16 Kasım 2014 tarihleri arasındaki beşinci ve son yıl için ceza koşulunu isteyebileceği, tanzim edilen bilirkişi raporuna göre davalının son yıldaki eksik alım miktarının 650 m3 olduğu, sözleşmenin 7 nci maddesinde, eksik alınan akaryakıt için ton başına 50,00 USD cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığı, buna göre davalının 27.462,50 USD cezai şarttan sorumlu olduğu, 31.12.2014 tarihindeki kura göre, 27.462,50 USD'nin karşılığının 64.017,83 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesince alınan raporda, davalı şirketin mali durumuna göre 100.665,00 TL ve bu miktarın üzerinde kalan cezai şart tutarının davalı şirketin iktisaden mahvına sebebiyet vereceğinin belirlendiği, bu husus taraflarca istinaf konusu yapılmadığından, davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşturduğu kabul edilerek bu konuda yeniden araştırma yapılmasına gerek görülmediği, taraflar arasında akdedilmiş akaryakıt istasyonu işletme sözleşmesinden doğacak hak ve alacaklar ile yapılan ticari muamelelerden faiz, cezai şart ve mahrum kalınan kâr dahil olmak üzere doğmuş ve doğacak azami 120.000,00 TL'ye kadar olan borcun teminatı olarak verilen 120.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun 29.12.2014 tarihinde tazmin edilerek davalının cezai şart borcundan mahsup edildiği, cezai şart alacağının 64.017,83 TL olmasına ve davacı tarafından cezai şart alacağına mahsup edilen mektup bedelinin 120.000,00 TL olmasına göre, artık davacının istenebilir cezai şart alacağının bulunmadığı aksine aradaki fark olan (120.000,00-64.017,83=55.982,17) 55.982,17 TL tutarında fazla tahsilatı olduğu gerekçesiyle davalı-birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine, birleşen davada mektup bedelinin iadesi isteminin kısmen kabulü ile 55.982,17 TL'nin 29.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davadaki diğer talep olan sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi yönünden bu iddianın ispatı anlamında delil ibraz edilmediği gibi sözleşme devam ederken sözleşmeye aykırı davranışın giderilmesini teminen davalıya gönderilen bir ihtarın bulunmadığı, sözleşmenin süre nedeniyle sona ermesinden sonra ileri sürülen zarar iddiası artık dinlenmeyeceğinden birleşen davada davacıların tazminat isteminin ve fazlaya dair istemlerinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davacı - birleşen davalı vekili ve asıl davalı - birleşen davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davacı - birleşen davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin bayisini eksik alımdan kaynaklanan cezai şart bedelini tahsil edeceğine dair düzenli olarak ihtar ettiğini, bayinin cezai şart bedelinin kendisinden tahsil edileceğini bilerek ticari ilişkiye devam ettiğini, Bölge Adliye Mahkemesince 30.01.2011 tarihli uyarı yazısının tebliğine dair belge olmadığından bahsedildiğini, ancak davalı tarafça tebellüğ alınmadığı gibi bir iddianın da bulunmadığını, bayiden beş yıllık cezai şartı talep etme hakkının doğduğunu, davalının tacir olduğunu, cezai şartta tenkise gidilemeyeceğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmediğinden bu kapsamda öngörülen cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2.Asıl davalı - birleşen davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; "cezai tazminat" alacağı iddiası bakımından 116.400,00 USD borçlu olmadıklarının tespitine ilişkin istemlerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında 16 Kasım 2013 - 16 Kasım 2014 tarihleri arasındaki dönemde 27.462,50 USD cezai şarttan sorumlu olduğu kabul edildiğine göre 116.400,00 TL - 27.462,50 TL=88.937,50 USD borçlu olmadıkları halde bu taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kabul edilmesi gereken miktar yönünden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada cezai şart alacağının tahsili, birleşen davada ise, cezai şart nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi ve sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davacı - birleşen davalı vekili ve asıl davalı - birleşen davacılar vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.