11. Hukuk Dairesi 2021/9114 E. , 2023/3263 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/427 Esas., 2021/1262 Karar
HÜKÜM : Asıl davanın kısmen kabulü, karşı davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/663 E., 2018/379 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne-karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı ile davalı şirket arasında 01.10.2014 tarihinde lojistik hizmetleri sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ile davalı arasında düzenlenen sözleşme gereği, müvekkilinin davalıya başlangıçta iki araç ile hizmet vermeye başladığını ancak iki aracın talebi karşılayamaması üzerine araç sayısının üçe çıkarıldığını ve yaklaşık son bir yıl boyunca müvekkilinin davalı şirkete üç araç ile hizmet vererek ek km ler ve eve teslimler hariç olmak üzere aylık 15.000,00 TL bedelli fatura düzenlediğini ve bu fatura bedellerinin davalı tarafından ödendiğini, davalı şirketin 2016 yılı Nisan ayında lojistik müdürü değişikliği olduğunu ve yeni göreve başlayan müdürün kendi kurduğu veya kendisinin bulup sözleşme düzenlediği başka bir firma ile çalışmak istediğinden müvekkiline karşı verilen hizmet ve verilen hizmet karşılığı düzenlenen faturalara ilişkin suçlayıcı beyanlarda bulunmaya, düzenlenen fatura karşılığı kadar iş yapılmadığı yönünde ithamlarda bulunmaya başladığını, bunların ardından müvekkilinin verdiği 01.05.2016 tarihli 28.302,30 TL bedelli ve 15.05.2016 tarihli 9.416,40 TL bedelli faturaların ödenmediğini, müvekkilinin 16.05.2016 tarihinde verdiği hizmete ilişkin davalı şirketin ana deposundan aldığı beyaz eşyaları bildirilen mağazalara götürdüğünde, mağazalardan kendisine şirket merkezinden mail gönderildiğini, sevkiyat ekiplerinin değiştiğinin bildirildiğini, Abulkadir Bozdemir ve...ile çalışmayacaklarının açıklandığını bugünden itibaren kendilerinden mağazalara gelen araçlara ürün teslim etmemeleri hususunda uyarıldıklarını yeni teslimat ekibi olarak başka kişilerin bildirildiğinin sözlü olarak ifade edildiğini, e-mail ile davalı şirketin tüm mağazalarına aynı e-mail gönderilerek sözleşmenin tek taraflı olarak fesh edildiğinin görüldüğünü, müvekkiline sözleşmenin tek taraflı olarak fesh edildiğinin sözlü olarak da bildirildiğini, davalı şirketin sözleşmedeki, sözleşmenin feshi hakkındaki sürelere uymadığını, sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili ile davalı arasında 01.10.2014 tarihinde yapılan lojistik hizmetleri sözleşmesinin 6.4 maddesi gereğince 5.1.3.1 fıkrasındaki aylık araç kira bedelinin 12 katı olan 180.000,00 TL ile 01.05.2016 düzenleme tarihli 28.302,30 TL bedelli ve 15.05.2016 düzenleme tarihli 9.416,40 TL bedelli faturalar olmak üzere toplam 217.718,70 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile birlikte ve 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinde itibaren yasal faizi ile birlikte müvekkiline ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davacı yanın sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle sözleşmeyi tek taraflı olarak ve haksız olarak fesh ettiğini, sözleşmenin müvekkili tarafından fesh edildiği iddiasının doğru olmadığını açılan davanın haksız ve mesnetsiz, davacının taleplerinin kabul edilemez olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, karşı dava yönünden davacı tarafından sözleşmenin tek taraflı ve haksız olarak sonlandırıldığını, müvekkilinin zarara uğradığını davalının müvekkiline aylık araç kira bedelinin 12 katını ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek fazlaya dair talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 120.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ihtilafın sözleşmesel dayanağının 01.10.2014 tarihli ''Lojistik Hizmetleri Sözleşmesi'' olduğu, sözleşmenin ve sözleşmenin maddelerinin varlığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın sözleşmenin hangi tarafın kusuru ile fesh edildiği, tarafların haksız fesih için tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, davacı-karşı davalı tarafın fatura alacağı olup olmadığı hususunda olduğu, sözleşmenin 6.4. maddesinde; 6.3 maddesine aykırı olarak sözleşmenin sonlandırılması durumunda sözleşmeye aykırı hareket eden tarafın 5.1.3.1. maddesindeki aylık araç kira bedelinin 12 katının karşı tarafa peşinen ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği hükmünün mevcut olduğu, tarafların cezai şart taleplerinin sözleşmesel dayanağının bu madde olduğu, davalı-karşı davacı tarafından gönderilen mail ile ''Bugünden itibaren sevkiyat ekibimiz değişmiştir. Kadir ve...ile artık çalışmayacağız. Bugünden itibaren kendilerinden mağazanıza gelen araçlara hiçbir ürün teslim etmeyiniz'' şeklinde davacı-karşı davalı taraf ile sözleşmenin 16.05.2016 tarihi itibari ile fiili olarak fesih edildiğinin görüldüğü, dinlenen tanık beyanları ve delil olarak ibraz edilen mail ile sözleşmenin davalı-karşı davacı tarafça fesih edildiği ve sözleşmenin haklı fesih edildiğini gösterir bir delilin karşı davacı tarafından ibraz edilemediği, davacı-karşı davalı tarafın cezai şart talebinin kabulüne, karşı davacı tarafın cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacı-karşı davalı taraf her ne kadar manevi tazminat talebinde de bulunmuş ise de; somut olayda sözleşmenin haksız olarak fesih edilmesinde kişilik hakkının zedelenmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı gibi davalı tarafın davacının kişilik haklarına saldırdığına yönelik herhangi bir eyleminin bulunduğunun yasal ve yeterli kanıtlarla ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı-karşı davalı tarafın davasının kısmen kabulü ile davacı tarafın sözleşmenin 6.4 maddesi uyarınca talep ettiği cezai şart talebinin kabulü ile; 180.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek (reeskont faizini aşmamak üzere) avans faizi ile davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalı tarafa verilmesine; davacı-karşı davalı tarafın fatura alacağına ilişkin talebinin reddine, davacı-karşı davalı tarafın manevi tazminat talebinin reddine, davalı-karşı davacı tarafın davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı-karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin dosyadaki somut delilleri incelemediğini, delillerin ve sürecin bir bütün olarak değerlendirmediğini, tanık beyanları incelendiğinde, davacının 07.05.2016 tarihinde depoya gelerek kendilerine artık müvekkili firma ile çalışmayacağını; 09.05.2016 tarihinde ise taşıma sözleşmesinin yürütümünde kullanılan aygıtları iade ettiğinin beyan edildiğini, dolayısıyla sözleşmenin davacı tarafından 07.05.2016’da beyan edilerek 09.05.2016’da da sözleşmede kullanılan aygıtların iadesi ile fiilen sona erdirildiğinin belli olduğunu, çalışanlarca yapılan şirket içi yazışmayı davacı aleyhine delil olarak dikkate alamayacağını belirten Mahkemenin, sözleşmenin müvekkil şirketçe feshedildiğine dair kanaatini oluşturan dayanağı ise yine çalışanlarca yapılan bir şirket içi yazışmaya dayandırdığını, müvekkil şirket çalışanlarınca birbirlerine gönderildiği iddia edilen ve mahkemece feshin taraflarınca yapıldığına dair kanaat oluşturan, taraflarınca kabul edilmeyen 16.05.2016 tarihli email ile müvekkil şirket çalışanlarının birbirlerine bundan sonra davacı ile çalışılmayacağını yazdıklarını, bunun da sözleşme feshi için yeterli delil olduğunu kabul ettiğini, müvekkilce dosyaya sunulan ve bilirkişice değerlendirilerek tespiti yapılan 3 üncü şahıs depo AVM’sinden alınan kamera kaydına dair tespit yazısının değerlendirilmeye alınmadığını, tanık beyanları, gerek davacının sözleşmeye dair aygıtları iade etmesi üzerine tutulan şirket içi demirbaş tutanağı, gerekse de 3 üncü şahıs olan depo AVM'sinden alınan yazı cevabı davacının 09.05.2016 tarihindeki fiili feshinden sonra müvekkil şirkete hizmet vermek üzere gelmediğini, sözleşmeyi fiilen feshettiğini açıkça gösterdiğini, buna rağmen bu delillerin kronolojik olarak, nitelik olarak değerlendirilmemesi, mahkemece verilen “kanaat kararı”nın delile dayanmadığını gösterdiğini, müvekkili aleyhine cezai şarta karar verilmesinin dürüstlük ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı sonuç doğuran yerel mahkeme kararının reddini talep ettiklerini, davacının sözleşmeyi haksız olarak kendisinin fesh ettiğini, davacı aleyhine cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, müvekkil aleyhine karar verilmesi halinde talep ettikleri cezai şart indirimini gerçekleştirmeden hakkaniyete aykırı olarak cezai şarta hükmedildiğini, ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davacı-karşı davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil ... (Çözüm Teknik)’in davalı-karşı davacı şirkete verdiği hizmet karşılığı olan 01.05.2016 düzenleme tarihli, 28.302,30 TL meblağlı ve 15.05.2016 düzenleme tarihli, 9.416,40 TL meblağlı faturaların bedellerinin de, davalı karşı davacıdan alınıp müvekkil ... (Çözüm Teknik)’e ödenmesine karar verilmesi gerektiğini ancak Mahkemece fatura alacağının reddine karar verildiğini, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, ileri sürerek davalının istinaf talebinin reddine, usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının kaldırılmamasına ve müvekkil ... (Çözüm Teknik)’in fatura alacağı yönünden kabul edilip düzeltilerek, talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin her iki tarafın kusuruyla fiilen sonlanmış olup, sürekli ilişkilerde varlığı zorunlu olan güven ilişkisi zedelendiğinden her iki yanın sözleşmenin sürdürülemez hale gelmesinde eşit kusurlu olduklarının kabulü gerektiği, feshin her iki yanın ortak kusuruyla sona erdiği, bir tarafı ağır kusurlu kabul ederek diğer yanı cezai şartla yükümlü tutmanın yasal koşulları bulunmadığının kabulü gerektiği, davacının hizmet bedeli faturalarından 1.5.2016 tarihli faturadan 23.722,52 TL, 15.5.2016 tarihli faturadan 9.416,40 TL olmak üzere toplam 33.138,92 TL alacaklı olduğu halde hizmet bedeli alacağı bakımından davanın reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği, davalı karşı davacı vekilinin asıl davada cezai şarta hükmedilmemesi gerektiğine ilişkin olarak yaptığı istinaf başvurusu yerinde ise de karşı davada cezai şarta hükmedilmesi talebinin yerinde görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına asıl davada, davanın kısmen kabulüne 33.138,92 TL'nin (2 adet faturadan) dava tarihinden itibaren reeskont faizi işletilerek davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, cezai şarta ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebinin reddine, cezai -şart istemine ilişkin karşı davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davada yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada davanın kısmen kabulü yönündeki kararı kabul ettiklerini, bu karara itirazları bulunmadığını, cezai şarta ilişkin kararı kabul etmediklerini, kararın davalı–karşı davacı tarafın mahkemeyi yanıltması sebebiyle, hukuken hatalı olduğunu, manevi tazminat talepleri yönünden verilen kararı kabul etmediklerini, cezai şart istemine ilişkin karşı davanın reddi yönünde bölge adliye mahkemesince verilen kararı kabul ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davaya ilişkin cezai şart ve manevi tazminat taleplerine ilişkin verilen ret kararlarında, dosyaya sunulan belgelerin değerlendirilmesinde, davalı-karşı davacı tarafın mahkemeyi yanıltmaya yönelik olarak, dosyaya yanlış belge sunmalarından dolayı, hataya düşüldüğünü, davalı-karşı davacı, Mahkemeye sunduğu AVM yönetiminden aldığı kamera kayıtlarına ilişkin yazı ile yerel mahkemeyi ve Bölge Adliye Mahkemesini hataya düşürdüğünü, davalı-karşı davacının AVM yönetiminden aldığı söylenen ve dosyaya ibraz edilen yazının taraflarına tebliğ edilmediğini, bu sebeple bu yazıya cevap vererek, bu yazının gerçeği yansıtmadığının taraflarınca ifade edilemediğini, bölge adliye mahkemesince bu yazıyı esas alarak hüküm tesis ettiğini ancak müvekkili ...’in davalı- karşı davacı şirketine ait beyaz eşyaları taşımak için tahsis ettiği üç adet aracın hiçbir zaman AVM otoparklarının giriş kapılarından giriş yapmadığını ve yine AVM otoparklarının çıkış kapılarından çıkış yapmadığını, bu sebeple müvekkilinin tahsis ettiği araçlara ilişkin AVM yönetiminden alındığı söylenen belgenin mahkemeyi yanıltmak ve hukuken haksız karar elde etmek amacıyla düzenlendiğini, taraflar arasında düzenlenmiş olan sözleşmenin haksız ve kötü niyetli olarak feshedilmesi halinde cezai şart ön görüldüğünden, şirketin lojistik müdürü ... sözleşmeyi doğrudan yazılı olarak feshetme yerine, dolanbaçlı yollara saparak müvekkili işi bırakmaya zorladığını ve müvekkilin işi kendiliğinden bırakmaması üzerine de müvekkilinin eşyaları teslim aldığı tüm beyaz eşya bayilerine elektronik posta yoluyla talimat göndererek müvekkilin üstlendiği işi yapmasını engellediğini davalı-karşı davacı şirketin lojistik müdürü ...’un tüm beyaz eşya bayilerine elektronik posta yoluyla gönderdiği ve "Bugünden itibaren sevkiyat ekibimiz değişmiştir. Kadir ve...ile artık çalışmayacağız. Bugünden itibaren mağazamıza gelen araçlara hiçbir ürün teslim etmeyeniz. Yeni sevkiyat ekibimiz ...ve...’dır. Herhangi bir iş teslimat aksaklığı yaşanmayacaktır." şeklinde davalı Simport Ev Aletleri ve Müh. Hiz. Tic. Ltd. Şti.’nin resmi mail adresinden Lojistik Operasyon Uzmanı ... tarafından gönderilen elektronik postanın hukuken iş akdinin yazılı şekilde feshedilmesi olduğunu, davalı-karşı davacı şirketin sözleşmedeki ‘sözleşmenin feshi’ hakkındaki sürelere uymadığını ve sözleşmeyi tek taraflı olarak fesh ettiğini, müvekkiline yeni iş emirleri göndermediğini, müvekkilinin sözleşmenin sona ermesine yönelik hiçbir eylemi olmadığını, oysa ki, davalı-karşı davacı şirket yöneticisi bayilere yazılı olarak elektronik posta göndererek sözleşmenin sona erdiğini ifade ettiğini, sözleşmenin davalı-karşı davacı tarafından yazılı olarak tek taraflı olarak feshedildiğinin dosyada bulunan bilgi ve belgelerden açık ve net olarak belli olduğunu, ayrıca İstanbul ilinde faaliyet gösteren tüm beyaz eşya bayilerine elektronik posta göndererek artık ... ve ...’le çalışmadıklarını bildirerek müvekkilinin potansiyel müşteri adayları gözünde ticari itibarını zedelediğini, manevi tazminat talepleri yönünden de karar verilmesi gerekirken manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek cezai şart taleplerinin ve manevi tazminat taleplerinin ret kararının bozulmasına ya da düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava taraflar arasında akdedilen 01.10.2014 tarihli Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle cezai şart alacağı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179, 49 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin asıl davada aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki manevi tazminata yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Asıl dava taraflar arasında akdedilen 01.10.2014 tarihli Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshi nedeniyle cezai şart alacağı, fatura alacağı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince sözleşmenin davalı tarafından fesh edildiği ve sözleşmenin haklı olarak fesh edildiğine ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle asıl davacı davasının kısmen kabulü ile cezai şart alacağının tahsiline, fatura alacağı ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince feshin her iki tarafın ortak kusuruyla sona erdiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın kısmen kabulü ile manevi tazminat ve cezai şart taleplerinin reddine, fatura alacağının tahsiline karar verilmiştir. Somut olayda taraflar arasında akdedilen 01.10.2014 tarihli Lojistik Hizmetleri Sözleşmesinin varlığı her iki tarafın da kabulündedir. Sözleşmenin sözleşme süresi başlıklı 6.1 ‘‘İş bu sözleşme 01.10.2014 tarihinden itibaren geçerli olup ve sözleşmede yer alan koşullara uygun olarak feshedilmediği sürece, başladığı tarihten itibaren 1 (bir) yıl için akdedilmiştir.’’ 6.2. ‘‘Tüm fesih tebliğleri yazılı olarak yapılmak zorundadır. Bunun dışındaki bildirimler geçersiz olacaktır.’’ 6.3. ‘‘Sözleşme bitiminde taraflar karşılıklı mutabakat sağladıkları takdirde sözleşme 1(bir) yıl daha yenilenmiş sayılacaktır. İşbu sözleşme müddeti içinde Hizmet Alan 1(ay), Hizmet Veren 3 (üç) ay önceden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle hiçbir sebep ve her ne nam altında olursa olsun hiçbir tazminat ödemeden sözleşmeyi tek taraflı sona erdirebilir.’’ ve 6.4. ‘‘ Sözleşmenin 6.3. maddesine aykırı sonladırılması durumunda sözleşmeye aykırı hareket eden taraf 5.1.3.1. maddesindeki aylık araç kira bedelinin 12 katını karşı tarafa peşinen ödemeyi kabul ve taahhüt eder .’’ hükümlerine haizdir. Davacı tarafça dosyaya mailler ibraz edilmiş, davalı tarafından mağazalara gönderilen 16.05.2016 tarihli ‘‘Sevkiyat Ekibi değişikliği hak. çok önemli !!! ’’ konu başlıklı mailde ‘‘ Bugünden itibaren sevkiyat ekibimiz değişmiştir.Kadir ve...ile artık çalışmayacağız. Bugünden itibaren kendilerinden mağazanıza gelen araçlara hiçbir ürün teslim etmeyiniz !!! Yeni sevkiyat Ekibimiz ...ve......dır ’’ ifadelerinin yer aldığı görülmüştür. Gönderilen mail ve dosya içeriğinden taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak fesh edildiği anlaşıldığından sözleşmenin 6.4. maddesi gereğince davacının cezai şart talebinin kabulü gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince cezai şart talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin asıl davada bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının asıl dava yönünden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!