11. Hukuk Dairesi 2021/8716 E. , 2023/3367 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2685 Esas, 2021/1551 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/132 E., 2018/258 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 2014 yılı için Doğalgaz Satım Sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşmeye göre 2014 yılı için 8.000.000,00 m3 doğalgaz çekimi için taahhütte bulunduğunu, müvekkili şirketin taahhüt ettiği hacmin bir önceki yıldan kalan eksik kullanıma göre davalı yetkilisinin gönderdiği mail yazısında yer alan yönlendirme dikkate alınarak Botaş'a verildiğini ancak bu miktarın içerisine 2013 yılından artan ve müvekkilinin kullanmadığı doğalgazın dahil olmadığını, 2013 yılından kalan 7.164.000,00 m3 doğalgaz çekim hakkı bulunduğunu, müvekkilinin taahhüt ettiği 8.000.000,00 m3 doğalgaz çekiminin Haziran 2014 itibariyle dolduğunu, bunun üzerine davalı tarafından düzenlenen ve müvekkili şirkete tebliğ edilen 25.08.2014 tarihli faturanın davalıya iade edildiğini, sözleşmenin 7.4.3 maddesi hükmü gözetildiğinde faturanın müvekkili şirkete bu tarihte tahakkuk ettirilmesinin mümkün olmadığını, 2014 yılı Aralık ayı için yapılması gerektiğini, kaldı ki müvekkilinin haksız ve hukuka aykırı olarak fazla kullanım yapmadığını ileri sürerek müvekkilinin 25.08.2014 tarihli faturadan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile imzalanan sözleşmenin 4.5 hükmüne göre davacının eksik çekiş miktarının bulunduğunun tespiti üzerine davacıya 07.07.2014 tarihli yazı gönderilerek eksik çekiş miktarı ve bu miktarların telafisine yönelik bilgilendirme yapıldığını, davacının 7.164.000,00 m3 doğalgaz çekim hakkı bulunduğu şeklindeki sonuca nasıl vardığının anlaşılamadığını, taraflar arasında 2014 yılı doğalgaz alım-satım için ayrı bir sözleşmenin akdedildiğini ve bu sözleşme kapsamında 8.000.000,00 m3'lük satımın söz konusu olduğunu, davacının sözleşme kapsamında belirlenen doğalgaz alım miktarının artması sebebiyle davacı tarafından talep olunan 14.860.000,00 m3'lük gazın sağlanmasına ilişkin ilave satış şartlarını içeren 18.08.2014 tarihli protokol imzalandığını, protokol kapsamında davacının 01.01.2014-31.07.2014 döneminde seramik ve refrakter malzeme üretimi için proses amaçlı gaz kullanımına ait 6.900.000,00 m3'lük azami yıllık çekiş miktarı üzerinden geçerli olan doğalgaz satış fiyatının %25'i esas alınarak azami yıllık aşım bedeli hesaplanacağını ve bu bedelin kendisine fatura edileceğinin taahhüt ettiğini, davacının 2013 yılı sözleşmesinden kaynaklanan eksik çekiş miktarlarının buna ilişkin telafi hakkı ve bu hakkın kullanılmaması sonucu yükümlü olacağı eksik çekiş bedeliyle 2014 yılı sözleşmesine dayalı fatura alacağı arasında herhangi bir ilişkinin bulunmadığını, hesaplamada mahsuplaşma yapılacağına ilişkin bir hükme yer verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.4.3 maddesiyle; azami çekim miktarının aşılması halinde aşılan bedeller için sözleşme yılının son ayında (somut olayda 2014 yılının Aralık ayında) fatura düzenleneceğinin kararlaştırıldığı, ancak davalının sözleşme hükmüne aykırı olarak azami çekim miktarının üzerinde kalan kısım için 25.08.2014 tarihinde fatura düzenlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirketin, 2014 yılının Mayıs ayı itibarıyla yıllık çekiş miktarını aştığını ancak buna rağmen gaz çekmeye devam ettiğini, davacı tarafından müvekkiline gönderilen 23.07.2014 tarihli yazıyla, ihtiyaç olduğundan bahisle sözleşmedeki günlük, aylık ve yıllık azami çekiş miktarlarının revize edilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine tarafalar arasında 18.08.2014 tarihinde imzalanan protokolle, azami çekiş miktarlarının revize edildiğini ve davacıya 14.860.000 m3 ilave gaz çekme hakkı tanındığını, belirtilen ek protokolle, protokolün 01.08.2014 tarihi itibarıyla yürürlüğe gireceğinin ve 01.01.2014 ila 31.07.2014 tarihleri arasındaki dönemde azami çekiş miktarını aşan kısım için davalıya aşım faturası düzenlenip gönderileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilince düzenlenen faturanın 01.01.2014 ila 31.07.2014 tarihleri arasındaki dönemde azami çekiş miktarını aşan kısım için düzenlendiğini ve protokole uygun olduğunu, İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususun gözden kaçırıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",
1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"
2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!