WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Temmuz 2026

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

11. Hukuk Dairesi         2021/8595 E.  ,  2023/2851 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/724 Esas, 2021/1711 Karar
HÜKÜM : Asıl davanın reddi, karşı davanın hukuki yarar yokluğundan reddi
2-Katılma yolu ile asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/7 E., 2020/406 K.

Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, karşı davada menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, karşı davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-karşı davada davalı ...Ş. vekili ve katılma yolu ile asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Osmanlı Alm. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile müvekkili banka arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesini davalının kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun asıl borçlu tarafından ödenmemesi üzerine ihtarname keşide edilerek hesabın kat edildiğini, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğini, ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığını, borçlunun icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Karşı davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davacı bankanın başlattığı icra takibinde belirtilen miktar kadar bankaya borçlu bulunmadığının tespitine, bankanın müvekkilinin borçlu sıfatının doğmadığını bilerek hareket etmesi nedeniyle kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; kredi sözleşmesinin dava dışı şirket ile davacı banaka arasında akdedildiğini, davalının 11.05.2011 tarihinde ortaklıktan çıktığını, müvekkilinin sadece 18.02.2010 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, bu sözleşmeye istinaden kullanılan kredinin ödendiğini ve borcun kapandığını, diğer dayanak kredi sözleşmelerinde müvekkilinin kefaleti olmadığından borçlu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine ve davaya konu edilen nakdi ve gayri nakdi kredilerin davalının kefaletinin bulunduğu 18.02.2010 tarihli sözleşme kapsamında değil, daha sonra 03.11.2011 ve 21.06.2013 tarihlerinde akdedilen sözleşmeler kapsamında kullandırılmış olduğunun incelenen banka kayıtlarından net bir şekilde tespit edildiği, davalının 03.11.2011 ve 21.06.2013 tarihli genel kredi sözleşmelerinde kefaletinin bulunmadığı, bu durumda davalının kefaleti bulunmayan sözleşmeler kapsamında kullandırılan kredilerden dolayı kefalet sorumluluğunun söz konusu olamayacağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-karşı davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava ve takip konusu borcun 18.02.2010 tarihli çerçeve nitelikli genel kredi sözleşmesine istinaden devam eden cari hesap ilişkisi içerisinde 20.04.2012 tarihinde kullandırılan krediden kaynaklandığını, kredi sözleşmelerinin birbirinin devamı niteliğinde olduğunu, dava konusu kredinin davalı-karşı davacının kefalet imzası olan sözleşme kapsamında kullandırıldığını, bilirkişi raporlarının kendi içerisinde çeliştiğini ve bu çelişki giderilmeden hüküm verildiğini, davalı-karşı davacının kefaletinin sona ermesi talebini içerir bir ihtarnamesinin bulunmadığını, usulüne uygun açılmış bir karşı dava bulunmadığını, karşı dava yönünden talebin aşılarak karar verildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile son olarak aldırılan bilirkişi ek raporunda takibe konu alacağın davacının kefaletinin olduğu 18.02.2010 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanmadığının belirlendiğini, asıl davada itirazın iptali talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, davalı-karşı davacının kendisine karşı açılmış olan itirazın iptali davasında savunma yapma imkanı varken, karşı dava yoluyla asıl alacağa konu edilen talep yönünden menfi tespit davası açmasında hukuki yarar bulunmadığı, mahkemece bu husus gözden kaçırılarak karşı davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı- karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl davanın reddine, karşı davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-karşı davada davalı ...Ş. vekili ve katılma yolu ile asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı-karşı davada davalı ...Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının kefaleti bulunan sözleşme ile kurulan cari hesap ilişkisinin müvekkili bankaca hesabın kat edilmesi ile sona erdiğini, bilirkişi raporunda cari hesap ilişkisinin sona erdiğine dair bir belirlemenin mevcut olmadığını, icra takibine konu alacağın davalının imzasının bulunduğu 18.02.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını ve kredinin 20.04.2012 tarihinde kullandırıldığını, diğer sözleşmelerin revizyon vadesinin dolması nedeniyle ilaveten yapılan sözleşmeler olduğunu, yani kredi ilişkisinin bitirilip yeni bir kredi sözleşmesinin tesis edilmediğini, sözleşmelerin birbirinin devamı ve ayrılmaz parçası niteliğinde olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğnu, davalının kefaletinin sona ermesi talebini içeren bir ihtarnamesinin mevcut olmadığını belirterek asıl davanın reddine dair kararın bozulmasını istemiştir.

2.Katılma yolu ile asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada Bölge Adliye Mahkemesinin müvekkili lehine hüküm altına aldığı nispi vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, asıl davanın vekalet ücreti yönünden temyiz edildiğini, karşı davanın sadece davaya konu icra takibi nedeniyle açılmadığını, davalı banka tarafından müvekkiline sürekli olarak farklı rakamlarla ihtarnameler gönderildiğini, davalı bankanın tutarsız talepleri nedeniyle menfi tespit davası açıldığını, müvekkili aleyhine karşı davada vekalet ücretine hükmedildiğini, müvekkilinin menfi tespit davası açmasında hukuki yararı bulunduğunu ve haklı olması nedeniyle aleyhine yargılama gideri hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada genel kredi sözleşmesine kefaletten dolayı ödenmeyen kredi borcunun tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali, karşı davada ise aynı icra takibinden dolayı borçtan sorumlu olunmadığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 ve 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl davada davacı vekilinin tüm, asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Asıl davada davacı taraf icra takip talebinde 116.005,81 TL asıl alacak, 26.957,86 TL işlemiş faiz, 1.336,29 TL gider vergisi, 66,20 TL masraf, 300,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 144.666,16 TL alacağın tahsilini talep etmiştir. Asıl dava itirazın iptali talebine ilişkin olup dava dilekçesinde dava değeri 144.666,16 TL olarak gösterilmiş olup, harç bu bedel üzerinden alınmıştır.

Bölge Adliye Mahkemesince asıl davadaki istemin reddine karar verilmiştir. Ancak reddedilen dava değeri yönünden kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 21.330,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hatalı hesaplama ile vekalet ücretlerinin takdir edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl davada davalı yararına bozulması gerekmiştir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl davada davacı vekilinin tüm, asıl davada davalı-karşı davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Asıl davada davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının (3) numaralı hüküm fıkrasının (D) bendinde yer alan “17.693,29 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “21.330,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı-karşı davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.