11. Hukuk Dairesi 2021/8420 E. , 2023/3712 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/79 Esas, 2020/505 Karar
HÜKÜM : Davanın Kabulü
Taraflar arasındaki menfi tespit ile manevi tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 40.415,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacı aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yaptığı icra takibinde, davacının 15.04.2011 tarihinde dosya borcunu davalıya ödemesine rağmen davalının takip işlemlerine devam ederek 10.05.2011 tarihinde davacının evinde haciz işlemi yaptığını ileri sürerek davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalıya toplam 4.000,00 TL ödendiğini, davacının davalıya dosya borcunun tamamının tahsil edildiği şeklinde ibare bulunan belgeyi imzalatmak istemesi üzerine, davalının bu belge altına 4.000,00 TL yazarak imzaladığını, ancak davacının bu belgeye ekleme yaparak ''14.000 TL'' miktarın tahsil edildiğini yazdığını, oysa dosya borcunun 14.000,00 TL olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 17.07.2014 tarih, 2014/297 E. ve 2014/434 K. sayılı kararı ile takip dosyası borcunun 15.04.2011 tarihi itibarıyla değişen faiz oranının uygulanması halinde 13.582,13,00 TL, %29 sabit faiz uygulanması halinde 15.083,78 TL olduğu, davacı tarafın ibraz ettiği ve davalı tarafın imzasını kabul ettiği 15.04.2011 tarihli belgede tahrifat yapıldığına dair bulguların olmadığı,belgenin düzenlenme tarihi itibarıyle dava konusu takip dosyası borcunun ödendiği, yapılan ödemeye rağmen icra takibine devam edilmesi ve davacının evinde haciz yapılması nedeniyle davalının kötüniyetli olduğu ve yine dosya borcunun ödenmesine rağmen davacının evinde 24.04.2012 tarihinde haciz yapılarak ev eşyalarının muhafazaya alındığı, bu nedenle davacının sosyal ve iş çevresinde saygınlığının zedelendiği, bundan dolayı manevi zarar gördüğünün anlaşıldığı, takip konusu borç 15.04.2011 tarihinde ödendiği halde takibe devam edildiği ve 16.05.2011 tarihinde bu davanın açıldığı, dolayısıyla davacıyı dava açmaya zorlayan sebep, takip konusu borç ödendiği halde takibe devam edilip davacının evinde haciz yapılması olgusu olduğundan 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrasındaki şartlarında oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; davacının dava konusu icra takip dosyasında 15.04.2011 tarihi itibarıyle borçlu olmadığının tespitine, dava konusu yapılan alacağın %40'ı oranında hesaplanan 4.400,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 31.10.2018 tarih, 2018/196 E. ve 2018/5367 K. sayılı kararı ile ‘’..Mahkemece, bozma ilamına direnilerek ilk karar gibi davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.04.2018 tarih, 2013/19-374E., 2018/943 K.sayılı ilamı ile "alacaklı (davalı) tarafından 30.01.2007 vade tarihli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla 28.03.2007 tarihinde borçlu (davacı) aleyhine icra takibi başlatılmış, adres araştırması nedeniyle aradan uzun bir süre geçtikten sonra 25.02.2011 tarihinde ödeme emri borçluya tebliğ edilmiş ve borçlu tarafından 15.04.2011 tarihli belgeyle borç ödenmiştir. Görüleceği üzere davalı gerçekte alacaklı olup, alacağı icra takibinden sonra ödenmiştir. Bu nedenle vadesinde ödenmeyen bir borç nedeniyle alacaklının başlattığı icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu söylenemez. Ancak, borcun ödenmesinden sonra alacaklının icra takip işlemlerine devam etmesi ve bundan sonra eldeki menfi tespit davasının açılmış olması nedeniyle "haksız ve kötüniyetlilik" olgusunun icra takibinden sonra gerçekleşmesi hâlinde de tazminata karar verilip verilemeyeceği hususu tartışılmış ve 2004 sayılı Kanun 72 nci maddesinin beşinci fıkrasındaki borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan "takibin" haksız ve kötüniyetli olmasını aradığı, burada "takibin" denilmekle takip tarihindeki haklılık durumunun esas alındığı, böyle olunca da somut olayda davacı lehine 2004 sayılı Kanun 72 nci maddesinin beşinci fıkrasındaki tazminat koşullarının oluşmadığı kurul çoğunluğu tarafından kabul edildiğinden bu husus bakımından özel daire kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya uygun değildir.” gerekçesiyle direnme kararı kötüniyet tazminatı açısından bozulmuştur. Ancak Yargıtay HGK, haksız haciz ve muhafaza işlemi nedeniyle kusurlu olan davalının davacının uğradığı manevi zarardan sorumlu tutulmasına ilişkin direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğuna, manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazları üzerinde inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiş, karar gereği Dairemizce sadece davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminatın miktarına ilişkin temyiz itirazı incelenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca yerel mahkemenin manevi tazminata hükmetmesinin esası yönünden yerinde olduğuna karar verildiğinden Dairemizce manevi tazminatın sadece miktarı yönünden yapılan temyiz incelemesine göre miktar da uygun olduğundan davalı vekilinin yerinde görülmeyen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükmün manevi tazminat yönünden onanmasına, direnme kararının bozulan kısmı yönünden yerel mahkemece yeniden karar verilmesi gerektiği .. ’’ gerekçesiyle kararın gönderilmesine verilmiş, Karar davalı vekilince karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
C. Karar Düzeltme Kararı
Kapatılan 19. Hukuk Dairesinin 15.10.2019 tarih, 2019/3091 E. ve 2019/4779 K. sayılı kararı ile Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince karar düzeltme ile ilgili parasal sınırın altında olan davalara ait hükümlerin onanmasına veya bozulmasına ilişkin Yargıtay kararları hakkında karar düzeltme yoluna başvurulamayacağı, bu nedenlerle davalı vekilinin hükme bağlanan 6.836,00 TL ve 5.000,00 TL ile ilgili karar düzeltme isteminin reddi gerektiği gerekçesiyle karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2007/4211 E. sayılı takip dosyasında 15.04.2011 tarihi itibari ile davacının borçlu olmadığının tespitine, icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini, manevi tazminatı gerektirecek bir durumun olmadığını, yargılama harç ve giderler ile vekalet ücretinin müvekkiline yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilini %100 engelli olup şu anda çalıştığı bir işi de bulunmadığından davanın yargılama harç ve giderlerini de karşılaması mümkün olamayacağını, temyiz kanun yolunun yargılama harç ve giderlerini de karşılamanın mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından yapılan kambiyo senetlerine özgü takip sırasında takip borcu ödenmesine rağmen takip ve haciz işlemlerine devam edilmesi nedeniyle borçlu olunmadığının istemi ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrası 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınmadığı anlaşılan 751,41 TL temyiz ilam harcı ile 886,80 TL temyiz başvuru harcının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339 uncu maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!