WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2024/842 E.  ,  2024/5494 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/503 E., 2023/576 K.
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İlk Derece Mahkemesinin bozma öncesi 27.10.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında 2011 ve 2012 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme suçundan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 359 uncu maddesinin (b) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 ve 53 üncü maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dairemizce İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın ve vekalet ücretiyle sınırlı olmak üzere katılan vekilinin temyiz başvurusunun kabulüne karar verilerek "...Hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
3. Bozma üzerine yapılan yargılamada, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesinin (b) bendi, 5237 sayılı Kanun'un 43, 62 ve 53 üncü maddeleri gereğince 3 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 28.01.2024 tarihli ve 2024/6989 sayılı, hükmün gerekçesiz olduğu, zamanaşımı kapsamında bulunan takvim yılı olmasına rağmen bu hususun tartışılmadığı ve kazanılmış hakkın ihlal edildiği gerekçeleriyle hükmün bozulması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sübuta, eksik incelemeye, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Tınaztepe Vergi Dairesi mükellefi olan sanığın POS tefecilik kapsamında 2011 ve 2012 takvim yıllarında gerçek bir alışverişe dayanmayan belgeleri sahte olarak düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a aykırılık suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanığın inkara yönelen savunması, vergi tekniği, inceleme ve suç raporları, sanığa ait adli sicil ve nüfus kaydı ve diğer deliller dosya arasında olduğu tespit edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Gerekçeli karar başlığından 2011 olarak eksik gösterilen suç tarihinin, düzenlenen son belgenin tarihi olan 31.12.2012 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
2. Gerekçeli kararın Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olduğu, Yargıtayın bu işlevini yerine getirebilmesi için sonuca etkili tüm argümanların, kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre Mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dava dosyasındaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmelerin gerekçeye yansıtıldığı, bu itibarla Mahkeme kararının kanunî gerekçenin özelliklerini taşıdığı; 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7394 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesiyle 213 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesine eklenen “Bu maddede düzenlenen suçların birden fazla takvim yılı veya vergilendirme dönemi içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında işlenmesi halinde, Türk Ceza Kanununun 43 üncü maddesi uygulanır.” fıkrası ve 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “Zamanaşımı, ... zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, ... itibaren işlemeye başlar” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, dosya kapsamında toplanan delillere göre, sanığın farklı takvim yıllarındaki eylemleri arasında hukuki veya fiili kesintinin bulunmaması nedeniyle eylemlerin birden fazla takvim yılı içinde aynı suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde gerçekleştirildiği ve düzenlenen son belgeye göre suç tarihi 31.12.2012 olup dava zamanaşımının gerçekleşmediğinin anlaşılması karşısında, tebliğnamede bu hususlara değinen bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
3. Dosya kapsamında toplanan delillere göre, hububat, un ve zahire parekende ticareti, altın ve diğer değerli metallerin parekende ticareti ile bilgisayar ve bilgisayar çevre birimleri ve yazılımları toptan ticareti faaliyeti işi ile iştigal edeceğini bildirerek mükellefiyet tesis ettiren sanığın, BA-BS analiz raporlarına göre, 2011 takvim yılında 98.873,00 TL emtia alışı ve 30.803,00 TL mal veya hizmet satışı bildirmesine rağmen aynı takvim yılında POS cihazlarından gerçekleştirdiği işlemlerin 2.525.632,99 TL olduğu, 2012 takvim yılında 199.309,00 TL emtia alışı ve 189.991,00 TL mal ve hizmet satışı bildirmesine rağmen aynı takvim yılında POS cihazlarından gerçekleştirdiği işlemlerin 2.781.000,76 TL gibi yüksek rakamlara tekabül ettiği ve bu hacimlerde işlem yapacak organizasyon yapısının bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
Bozma öncesi verilen kararın sanık ve katılan vekili tarafından temyiz edildiği ancak, katılan vekilinin temyiz isteminin vekalet ücretiyle sınırlı olduğu gözetilmeden, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrasına aykırı olarak sanık hakkında bozma öncesindeki cezadan fazla cezaya hükmedilerek kazanılmış hak kuralının ihlal edilmesi, hukuka aykırı görülmüş olup bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 5. paragrafından sonra gelmek üzere “Bozma öncesi aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanığın kazanılmış hakkının dikkate alınması suretiyle 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2024 tarihinde karar verildi.