WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2024/564 E.  ,  2024/3049 K.
"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/4 Değişik İş
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.10.2018 tarihli ve 2017/9 Esas, 2018/224 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 35 inci, 62 nci ve 52 nci maddeleri gereğince 2 yıl 2 ay 7 gün hapis ve 3.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 14.07.2020 tarihli ve 2019/1050 Esas, 2020/698 Karar sayılı istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilerek kesinleşmesi üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Ağır Ceza İlamat Masası'nın 15.12.2021 tarihli ve 2020/1-11624 sayılı yazısı ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un (5275 sayılı Kanun) 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 108 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince koşullu salıverme tarihinin ve infaz rejiminin tespiti amacıyla infaza konu suçun silahlı terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği hususunda karar verilmesine yönelik talebi nedeniyle, atılı suçun 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığının kabulüne ilişkin Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12.2022 tarihli ve 2017/9 Esas, 2018/224 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.01.2022 tarihli ve 2022/4 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle 10.01.2022 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.12.2023 tarihli ve 2022/2429 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.01.2024 tarihli ve KYB-2024/2312 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.01.2024 tarihli ve KYB-2024/2312 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01/11/2018 tarihli ve 2016/6-1177 esas, 2018/495 sayılı kararında "...Bununla birlikte, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 17. maddesi; “Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır....” şeklinde düzenlenmiş olup bu maddeye ilişkin Komisyon gerekçesi de; “Terörle Mücadele Kanununun, Tasarının çerçeve 11 inci maddesiyle değiştirilen 17 nci maddesinin birinci fıkrasında, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesine yapılan yollamanın, bu maddenin dördüncü fıkrasıyla sınırlandırılmasına yönelik değişiklik yapılmıştır. Böylece, örgüt mensubu suçlu olmasalar bile, Terörle Mücadele Kanununun örneğin 6 ncı maddesi ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan suçların failleri hakkında da Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin örgüt mensubu suçlulara ilişkin koşullu salıverilme ve hatta, mükerrirlere özgü güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.” biçiminde ifade edilmiştir. Bu hükümde açık bir ifadeyle TCK'nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasından söz edilmemekle birlikte, bu fıkrada öngörülen infaz koşullarını düzenleyen 5275 sayılı Kanun'un 107 ve 108. maddelerine yapılan atıf karşısında, 3713 sayılı Kanun’da sayılan suçların işlenmesi amacıyla kurulan silahlı örgütler açısından özel ve istisnai düzenleme getirildiği, dolayısıyla bu Kanun'da sayılan suçları işleyen faillerin tehlikelilik durumları dikkate alınarak haklarında söz konusu infaz usulünün uygulanabilmesi için “örgüt mensubu suçlu” olma şartının aranmadığı anlaşılmaktadır.
İştirak hâlinde işlenen suçlarda sorumluluk rejimine ilişkin TCK'nın 40. maddesinde öngörülen bağlılık kuralının güvenlik tedbirleri açısından uygulama alanının bulunmaması, bunun yanında 3713 sayılı Kanun'da yer alan infaz usullerine ilişkin düzenlemenin bu Kanun'da sayılan suçları işleyen faillerin özel tehlikelilik hâlleri öngörülerek getirilen istisnai bir düzenleme olması karşısında, uygulama alanının 3713 sayılı Kanun'da sayılmayan suçlar yönünden kıyasen genişletilememesi hâli birlikte değerlendirildiğinde; 3713 sayılı Kanun kapsamında olmayan suç örgütüne yardım ettiği kabul edilen failin, neticeleri itibarıyla bu yardım kapsamında işlediği ya da iştirak ettiği suç yönünden tehlikelilik durumu da, örgüt mensupları hakkında uygulanan güvenlik tedbirlerinden bağımsız biçimde kendi hukuki durumuna, bu bağlamda da sonuç olarak “örgüt mensubu suçlu” olarak kabul edilip edilmemesine göre belirlenmelidir... örgüte yardım etme kastıyla, örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen ve 3713 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan suçlar yönünden sanığın tehlikelilik hâlinin de örgüt mensubu suçlu olup olmadığına göre belirlenmesinin gerekeceği hususu ile birlikte değerlendirildiğinde; örgüt mensubu suçlu olmayan sanık hakkında örgüte yardım etme ve azmettirdiği tehdit suçları yönünden TCK'nın 58. maddesinin dokuzuncu fıkrasının uygulanma imkânının bulunmadığının kabulü gerekmektedir...." şeklinde belirtildiği üzere infaza ilişkin lehe oluşan hataların kazanılmış hakka konu olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede,
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 17/1. maddesinde yer alan "Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/65 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır.", aynı Kanun'un 4. maddesindeki "Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır:
a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar.
b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar.
c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları.
ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.
d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar.
e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç." şeklindeki ve,
5275 sayılı Kanun'un 107/4. maddesinde yer alan "Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek cümle:14/4/2020-7242/48 md.) Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır. " şeklindeki düzenlemeler karşısında,
3713 sayılı Kanun'da sayılan suçların işlenmesi amacıyla kurulan silahlı örgütler açısından özel ve istisnai düzenleme getirildiği, dolayısıyla bu Kanun'da sayılan suçları işleyen faillerin tehlikelilik durumları dikkate alınarak haklarında söz konusu infaz usulünün uygulanabilmesi için "örgüt mensubu suçlu" olma şartının aranmadığı, ancak 3713 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan suçlar yönünden sanığın tehlikelilik hâlinin de örgüt mensubu suçlu olup olmadığına göre belirlenmesinin gerekeceği hususu ile birlikte değerlendirildiğinde, terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemleri amaç edinen silahlı terör örgütü adına suç işleyen kişilerin, anılan Kanun'un 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan suçlardan olmasa dahi, suç içeren eylemi silahlı terör örgütünün amacına hizmet etmek adına yapılması nedeniyle hükmedilen cezanın infazı sırasında 5275 sayılı Kanun'un 107/4. maddesindeki özel infaz rejiminin uygulanması gerektiği anlaşılmakla,
Somut olayda, infazda tereddüt olması nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat Masası tarafından 5275 sayılı Kanun'un 107/4 ve 108/1-d maddeleri gereğince koşullu salıverme tarihinin ve infaz rejiminin tespiti amacıyla infaza konu suçun silahlı terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediği hususunda karar verilmesi talebi hakkında sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu FETÖ/PDY silahlı terör örgütü faaliyeti kapsamında işlemediğine dair mahkemesince karar verilmiş ise de, sanığın mahkumiyetine konu Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/10/2018 tarihli kararının delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında cezalandırmaya konu suçun FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaç ve bu amaca yönelik eylemleri doğrultusunda gerçekleştiğinin sabit olduğu, bu haliyle sanığın silahlı terör örgütünün emir ve talimatları doğrultusunda eylemlerini gerçekleştirdiği, sanığın silahlı terör örgütü mensubu olarak hareket etmesi nedeniyle Mahkemesince sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçunu silahlı terör örgütü mensubu olarak işlediği kabul edilerek hapis cezasının infazının 5275 sayılı Kanun'un 107/4. maddesi gereğince yapılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5275 sayılı Kanun'un "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama
" başlıklı 98 inci maddesinin birinci fıkrasında; "Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
" hükmü yer almaktadır.
2. 5237 sayılı Kanun'un "Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular" başlıklı 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrasında; "(9) Mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir." denilmektedir. Aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde ise; "Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişi, anlaşılır.” denilmektedir.
3. 5275 sayılı Kanun'un "Koşullu salıverilme" başlıklı 107 nci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi, "(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler."; aynı Kanun'un "Mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri" başlıklı 108 nci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, "(1) Tekerrür hâlinde işlenen suçtan dolayı mahkûm olunan;...d) Süreli hapis cezasının üçte ikisinin infaz kurumunda iyi hâlli olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanılabilir. (Ek cümle:14/4/2020-7242/49 md.) Ancak, koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır." şeklindedir.
4. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) "Terör suçlusu" başlıklı ikinci maddesinde, "Birinci maddede belirlenen amaçlara ulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da, bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veya amaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur. Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işleyenler de terör suçlusu sayılır."; aynı Kanun'un "Terör amacı ile işlenen suçlar" başlıklı dördüncü maddesinde, "Aşağıdaki suçlar 1 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlendiği takdirde, terör suçu sayılır: a) Türk Ceza Kanununun 79, 80, 81, 82, 84, 86, 87, 96, 106, 107, 108, 109, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 142, 148, 149, 151, 152, 170, 172, 173, 174, 185, 188, 199, 200, 202, 204, 210, 213, 214, 215, 223, 224, 243, 244, 265, 294, 300, 316, 317, 318 ve 319 uncu maddeleri ile 310 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar. b) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan suçlar. c) 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları. ç) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar. d) Anayasanın 120 nci maddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde, olağanüstü halin ilanına neden olan olaylara ilişkin suçlar. e) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 inci maddesinde tanımlanan suç.
"; yine "Koşullu salıverilme" başlıklı 17 nci maddesinin birinci fıkrasında ise, "Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır. (Ek cümle:14/4/2020-7242/65 md.) Ancak, süreli hapis cezaları bakımından düzenlenen koşullu salıverilme oranı, dörtte üç olarak uygulanır." şeklindeki düzenlemelere yer verilmiştir.
5. 5275 sayılı Kanun'un 108 inci maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi; özel bir infaz rejimi olmayıp, tekerrür veya özel tehlikeli suçluluk hâllerinde hükümlünün şartlı salıverilmeden yararlanabilmesi için infaz kurumunda geçirmesi gereken süreyi uzatan özel bir durumdur. Bununla birlikte 5237 sayılı Kanun'da tekerrür, mahkûm olduğu hapis cezasının infazından sonra kişi hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının bir nedeni olarak da sayılmıştır. Özel tehlikeli suçlular düzenlenmesine ilk kez 5237 sayılı Kanun'da yer verilmiş olup, kanun koyucu itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi ve örgüt mensubu suçluyu özel tehlikeli suçlu olarak kabul etmiştir. Özel tehlikeli suçlular bakımından, mükerrirliğin şartları oluşmaksızın mükerrirlere özgü infaz rejimi ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması esası getirilmek suretiyle, cezanın özel önleme amacı ön plana çıkarılmıştır.
6. Bu açıklamalar ışığında incelenen dava dosyası içeriğine göre; Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.10.2018 tarihli ve 2017/9 Esas, 2018/224 Karar sayılı, hükümlü hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü, 5237 sayılı Kanun'un 62, 53 ve 58 maddesinin dokuzuncu fıkrası yollamasıyla altıncı fıkrası uyarınca neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 14.07.2020 tarihli ve 2019/1050 Esas, 2020/698 Karar sayılı istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi sonrası, sanık müdafinin temyizi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 28.12.2022 tarihli ve 2022/39810 Esas, 2022/10187 Karar sayılı kararı onama kararıyla kesinleştiğinin anlaşılması ile "...FETÖ/PDY terör örgütünün, paralel devlet yapılanması içerisinde önemli yer tutan yargıyı tamamiyle ele geçirmek amacıyla, FETÖ/PDY'ye mensup diğer örgüt elemanları vasıtasıyla sınavdan önce 06/05/2012 tarihli avukatlıktan hakimliğe geçiş sınavı soru ve cevaplarını bir şekilde elde ettiği, elde edilen bu cevapları kendilerinin hiyerarşik yapısı içerisinde bulunan ve sınava girecek üçüncü kişiler vasıtasıyla sınav soru ve cevaplarının sınavdan önce gösterildiğinin tüm dosya kapsamında ve ikrara dayalı sanık savunmalarında sübuta erdiği, FETÖ/PDY terör örgütünün kendi hiyerarşik yapısı içerisinde bulunmayan hiç kimseye avukatlıktan hakimliğe geçiş sınavına yönelik soru ve cevapları vermesinin beklenemeyeceği, sınav sorularını görmesi eyleminin tek başına sanık yönünden terör örgütünün hiyerarşik yapısı içerisinde bulunduğunu ortaya koyacak nitelikte olduğunun kabulü..." gerekçesiyle sanığın ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılığa teşebbüs suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi karşısında; 5237 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi uyarınca "örgüt mensubu" suçlu olarak kabul edilen sanık yönünden, her ne kadar hükümde 5237 sayılı Kanun'n 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmemiş ise de, somut olayda atılı suç yönünden de tekerrür hükümlerinin uygulama alanı bulacağı, bu hususun Kanun'dan kaynaklanması ve verilen cezanın kanuni sonucu olması nedeniyle kararda açıkça yazılmasının zorunlu olmadığı gibi kazanılmış hakka da konu edilemeyeceği cihetle, Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12.2022 tarihli ve 2017/9 Esas, 2018/224 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.01.2022 tarihli ve 2022/4 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.03.2024 tarihinde karar verildi.