WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2024/2998 E.  ,  2024/6838 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/354 E., 2017/141 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2017 tarihli ve 2015/354 Esas, 2017/141 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis ve 900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 06.07.2017 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.03.2024 tarihli ve 2023/31460 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB-2024/36692 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.04.2024 tarihli ve KYB-2024/36692 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24/11/2021 tarihli ve 2021/34593 esas, 2021/10684 karar sayılı ilamında “...5237 sayılı TCK'nin 158/1-h maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmasının gerektiği, dosya incelenmesinde ise sanığıın faaliyetini bir şirket kuruluşu olmaksızın icra ettiği ve somut olayda; taraflar arasındaki satış sözleşmesi ve gayrimenkul satış vaadinde şirketin veya tacir sıfatının kullanılmayarak haksız menfaat temin edilmiş olması nedeniyle sanığın eyleminin 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamına giren 5237 sayılı TCK'nin 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden...hükmün BOZULMASINA,...” şeklindeki açıklamalar göz önüne alındığında, sanık ile müştekinin araç alımı konusunda 24.000 Türk lirası bedel üzerinden anlaştıkları, müştekinin kendisine ait aracının resmi devrini yaptığı, sanığın inceleme dışı diğer sanıkla birlikte hareket ederek müştekiye aracın bedelini ödemediği, bunun yerine müştekiye karşılıksız olan bir senet vermek suretiyle haksız yarar sağladığının iddia ve kabul edildiği olayda, her ne kadar, Mahkemece nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, somut olayda, haksız menfaatin sanığın tacir sıfatının kullanılarak elde edildiğine dair bir belge olmaması karşısında, sanığın eyleminin 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaşma kapsamındaki 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun’un "Nitelikli dolandırıcılık" başlıklı 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi;
" (1) Dolandırıcılık suçunun;
...
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
...
İ
şlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz."
Şeklinde düzenlenmiştir.

2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12 nci maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.", anılan Kanun’un 11 inci maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır ibaresi, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir.", 15 inci maddesinde ise "İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde hükümler yer almaktadır. Bu düzenlemeler uyarınca; 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde yer alan suçun oluşabilmesi için, öncelikle failin yukarıda açıklandığı şekilde tacir olması veya bir şirketin mevcut olması, failin ise o şirketin yöneticisi veya şirket adına hareket etmeye yetkili temsilcisi, şirket müdürü olarak görev yapması ile suçun, şirketin faaliyeti sırasında ve yine bu faaliyetle ilgili olarak üçüncü kişilere karşı işlenmesi gerekmektedir.

3. 5237 sayılı Kanun'un "Dolandırıcılık" başlıklı 157 nci maddesi;
"(1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir."
Şeklindedir.

4. 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun suç tarihinden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmıştır.

5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; kendisini ... Oto Galeri isimli iş yerinin yetkilisi olarak tanıtan sanık ile katılanın, katılana ait aracın 24.000,00 TL bedelle satışı hususunda anlaştıkları, Bakırköy 42. Noterliğinin 30.04.2014 tarihli ve 05946 yevmiye sayılı araç satış sözleşmesine istinaden aracın talep dışı sanık ...'ya devri sağlandığı halde, araç bedelinin ödenmediği ve sanığın tahsilinin mümkün olmadığını bildiği halde katılana senet vermek suretiyle kandırarak haksız menfaat temin ettiğinin iddia ve kabul olunduğu olayda; yukarıdaki açıklamalar ışığında tacir veya şirket yönetici sıfatı bulunmayan ve şirket adına hareket ettiğine dair bir iddia olmayan sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamına alınan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2017 tarihli ve 2015/354 Esas, 2017/141 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

3. Sanık hakkındaki İNFAZIN DURDURULMASINA, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse derhal TAHLİYESİNE,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.05.2024 tarihinde karar verildi.