WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2024/2845 E.  ,  2024/7357 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/402 E., 2022/174 K.
SUÇ : Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.05.2022 tarihli ve 2021/402 Esas, 2022/174 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (l) bendi ve son cümlesi ile 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca neticeten 5 yıl hapis ve 16.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, Mahkemenin 20.06.2023 tarihli ve 2021/402 Esas, 2022/174 Karar sayılı ek kararıyla sanığın istinaf talebinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 276 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca süre yönünden reddine karar verilmesi suretiyle 15.06.2022 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.03.2024 tarihli ve 2023/31260 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31954 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31954 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre,
1-Sanığın olay günü müştekinin kullandığı telefonları arayarak kendisini tüketici hakem heyeti avukatı olarak tanıtıp 2013 yılında yatırdığı sigorta için kendisine ödeme yapılacağını, ödeme yapılabilmesi için para yatırması gerektiğini beyan ettiği, sanığın müştekiden para aldığı, müştekinin yanılgıya düşürülerek paranın sanığa teslim edildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın kendisini tüketici hakem heyeti avukatı olarak tanıttığını beyan ettiği olayda kamu görevlisi sıfatı taşımadığı, eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet kararı verilmesinde,
2-02/12/2016 Tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ve bu maddeye eklenen fıkraya göre 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, uzlaştırma işlemi yapılmadan karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya muhakeme hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması talebini, kanuni nedenlerini de açıklayarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması talebini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ilgili ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm kanun yararına bozulacak, yerinde görülmezse talep reddedilecektir. Böylece ülke genelinde uygulama birliği sağlanacak, hakim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmiş olacaktır.
2. Kanun yararına bozma, kesinleşen hüküm yönünden hüküm tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan gerek usul, gerekse maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlıdır. Bununla birlikte; kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi için, hakimlerin veya mahkemelerin asıl ceza davasını çözmeye devam etmesinin artık imkansız hale gelmiş olması ve hukuka aykırılığın başka bir yol ile giderilmesinin mümkün bulunmaması gerekmektedir.
3. 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; "(3) (Ek: 20/7/2017-7035/15 md.) Birinci ve ikinci fıkra uyarınca verilen kararların sanık lehine olması hâlinde, bu hususların istinaf isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanma olanağı varsa bu sanıklar da istinaf isteminde bulunmuşçasına verilen kararlardan yararlanırlar." şeklindeki düzenleme uyarınca, İlk Derece Mahkemesince verilen bir hükmün, üst mahkeme tarafından lehe bozulması ve bozma nedenlerinin istinaf isteminde bulunmamış olan sanıklara da uygulanmasının mümkün olması hâlinde, hükmü istinaf etmeyen sanıklara bozmanın sirayeti yoluyla sanıkların hükmün bozulmasından istifade ettirilmesi gerekecektir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31954 sayılı kanun yararına bozma isteminde, incelemeye konu sanık ...'in, diğer sanık ... ile iştirak halinde hareket etmek suretiyle katılanı telefonla arayıp kendisini tüketici hakem heyetinde avukat olarak tanıtarak haksız menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında uzlaşmaya tabi bir suç olarak düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturacağı belirtilerek hükmün kanun yararına bozulması talep olunmuş ise de; yapılan incelemede, aynı dava dosyasında yargılanarak hakkında mahkûmiyet hükmü kurulan sanık ...'ın istinaf başvurusu üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 30.03.2023 tarihli ve 2022/2696 Esas, 2023/1649 Karar sayılı kararı ile "...Her ne kadar İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 12/05/2022 tarih 2021/402 (E) ve 2022/174 (K) sayılı kararı ile, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; katılan, sanığın kendisini tüketici hakem heyetinde avukat olarak çalıştığını beyan ettiği olayda, sanığın TCK 158/1-L maddesinde belirtilen kamu görevlisi sıfatını taşımadığı, bu nedenle eylemin TCK 157/1 maddesi kapsamında kalan basit dolandırıcılık niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Karar tarihinden önce 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı yasanın 34. maddesi ile 5271 Sayılı Yasanın 253. maddesinin başlığı '' uzlaştırma '' olarak değiştirilerek 5271 Sayılı CMK'nun 253. maddesinin 1.fıkrasının (b) bendine eklenen 8. Fıkra ile TCK 157/1 maddesi kapsamındaki dolandırıcılık suçları uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Yine 6763 sayılı yasanın 35. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nun 254/1 maddesi değiştirilmiş ve '' Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası uzlaştırma işlemlerinin 253. maddede belirtilen esas ve usule göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. 5271 Sayılı CMK'nun 253. maddesindeki usule göre gerçekleştirilecek uzlaştırma işlemleri sonucunda uzlaşmanın sağlanması halinde CMK'nun 254/2 maddesine göre mahkemece davanın düşmesine karar verileceği cihetle, 5271 sayılı CMK'nun 254/1 maddesi kapsamında kovuşturma dosyasının uzlaştırma bürosuna gönderilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği halde, bozma kararının talebe konu sanık ...'e sirayet ettirilmesine yönelik bir belirleme yapılmadığı tespit edilmiş ise de; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 30.03.2023 tarihli ve 2022/2696 Esas, 2023/1649 Karar sayılı bozma kararının, istinaf başvurusu süre yönünden reddedilen sanık Atalan Çelik'in de hukuki durumunu etkilemesi nedeniyle, hakkında istinaf incelemesi yapılmayan sanık yönünden yasal şartları oluştuğundan 5271 sayılı Kanun'un 280 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince bozma kararının sirayet ettirilmesinin mümkün olduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, Kanun'dan kaynaklanan sirayet hükmünün uygulanabilmesi için kararı istinaf etmeyen sanığın talepte bulunmasına veya bozma kararında bu hususun belirtilmesine gerek olmadığı, Mahkemece re'sen dikkate alınabilecek olan bu durum nedeniyle, hukuka aykırılığın bozma ve sirayet kararı doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince giderilebileceği anlaşılmakla, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dava dosyasının, İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, 30.03.2023 tarihli ve 2022/2696 Esas, 2023/1649 Karar sayılı kararının sanık ...'e sirayet ettirilmesine yönelik işlemlerin yapılması amacıyla, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

03.06.2024 tarihinde karar verildi.