11. Ceza Dairesi 2024/2803 E. , 2024/7362 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/145 E., 2016/258 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.10.2016 tarihli ve 2016/145 Esas, 2016/258 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca neticeten 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 07.12.2016 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.03.2024 tarihli ve 2023/29997 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31984 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.04.2024 tarihli ve KYB-2024/31984 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir olayda Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 01/03/2021 tarihli ve 2020/8442 esas, 2021/3068 karar sayılı ilamında yer alan, “…kardeşi .......'a ait kimliği ibraz ettiği, sanığın başkasına ait kimliği kullandığından şüphelenilmesi üzerine yapılan parmak izi incelemesi sonucunda gerçek kimliğinin ortaya çıkarıldığı anlaşılan somut olayda; sanığın başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nın 268. maddesinde düzenlenen “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun unsurlarının oluşmadığı gibi kolluk görevlilerine ibraz edilen kimliğe göre de herhangi resmi belgenin düzenlenmemesi nedeniyle TCK'nın 206/1. maddesinde tanımlanan "Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan'' suçunun da oluşmadığı, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 40/1. maddesinde düzenlenen "Kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak" kabahatini oluşturacağı,…BOZULMASINA…” şeklindeki açıklamalar ile,
Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden, suçun oluşabilmesi için sahte olarak düzenlenen, değiştirilen ya da kullanılan belgenin, gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerektiği, aldatıcılık özelliğinin suçun temel unsuru olduğu, suçun konusunun özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olması gerektiği hususları değerlendirilerek, somut olayda 09/02/2016 tarihli olay tutanağına göre sanığın sunmuş olduğu kimliğin orjinal kimlikten farklı olduğunun kolluk kuvvetlerince hemen anlaşılması karşısında, aldatıcılık şartı gerçekleşmediğinden resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları oluşmadığı gibi, anılan Yargıtay kararında bahsedildiği üzere sanığın başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği, amcasının oğluna ait kimlik bilgileri dikkate alınarak düzenlenmiş bulunan herhangi bir belge de bulunmadığı cihetle, 5237 sayılı Kanun'un 268/1. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suretiyle iftira suçunun da oluşmayacağı ve eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesi kapsamında idarî para cezası yaptırımını gerektiren kabahat olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında; "Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü yer almaktadır. Bu düzenlemeye göre, resmi belgede sahtecilik suçu seçimlik hareketli olarak işlenebilen bir suçtur. Resmi belgede sahtecilik suçunda birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise sahte olarak düzenlenen ya da değiştirilen bu resmi belgeyi kullanmaktır.
2. Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 130 uncu maddesi ikinci fıkrasında yer alan, "(2) Nüfus ve uluslararası aile cüzdanlarının onay bölümü mühürlenir. Soğuk damga fotoğrafın üzerine gelecek ve fotoğrafın görüntüsünü bozmayacak şekilde ve nüfus cüzdanının plastikle kaplanması işleminden sonra ay-yıldıza doğru uygulanır." şeklindeki düzenleme ile nüfus cüzdanlarında usulüne uygun şekilde yapılan soğuk mühür işleminin belgenin zorunlu unsurlarında birisi olduğu hükme bağlanmıştır.
3. 5237 sayılı Kanun’un "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" başlıklı 268 inci maddesinin birinci fıkrasında; "İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. hükmü yer almaktadır.
4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı ilamında; "...5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun..."Adliyeye karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” başlıklı 268. maddesi ise; “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” şeklinde olup, işlediği bir suç nedeniyle yakalanan şüphelinin, gerçek kimliğini saklayıp kolluk kuvvetlerine, kimlik bilgilerini bildiği bir başkasının kimlik bilgilerini vermesi durumunda bu madde hükmü uygulanacaktır. Bir başka ifadeyle, failin işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendi kimliğini saklayarak, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması ve o kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olması durumunda, bu madde hükmü uygulanacaktır. Suçun oluşması için, failin daha önce bir suç işlemiş olması veya bir suçtan aranması, kendi kimliğini vermesi halinde hakkında bu suçtan işlem yapılacak olması gerekmektedir. İftira suçunun özel bir şekli olan bu suçun oluşması için sanığın resmi belge düzenlemede yetkili memura başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini vermesi yeterli olmayıp, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir..." şeklindeki açıklamalara yer verilmiştir.
5. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya içeriğine göre; olay tarihinde parada sahtecilik suçuna ilişkin olarak yürütülen soruşturma sırasında yakalanan sanığın, kolluk görevlilerine kendisini ... ismiyle tanıtarak, bu kişi adına düzenlenmiş, üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiğinin, ancak yapılan parmak izi incelemesi neticesinde gerçek kimlik bilgilerinin tespit edildiğinin iddia ve kabul olunduğu olayda;
a. Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik kanun yararına bozma istemi yönünden yapılan incelemede; sahtecilik suçlarında belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığını değerlendirme görevinin hakime ait olduğu, Mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı cihetle, aslı dosyaya getirtilen suça konu nüfus cüzdanı üzerinde Heyetimizce yapılan gözlemde, düzenlemedeki şekil şartlarına uygun olduğu, sahteciliğin ilk bakışta kolaylıkla anlaşılamadığı ve belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğunun belirlenmesi karşısında, somut olayda 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluştuğu,
b. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik kanun yararına bozma istemi yönünden yapılan incelemede; sanığın işlediği parada sahtecilik suçundan dolayı yakalandığında hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendisini ... ismiyle tanıtarak bu kişi adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını kolluk görevlilerine ibraz ettiği, dosya içerisinde yer alan yakalama ve CD izleme tutanağı, teşhis tutanağı ve doktor raporunun ... adına düzenlendiği anlaşıldığından; somut olayda, 5237 sayılı Kanun'un 268 nci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun tüm unsurları itibarıyla oluştuğu,
Anlaşılmakla, ihbarnamede belirtilen hususlar yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!