11. Ceza Dairesi 2024/2399 E. , 2024/7971 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/342 E., 2023/647 K.
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.11.2021 tarihli ve 2020/312 Esas, 2021/441 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 43, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis ve 156.250,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 26.04.2023 tarihli ve 2022/342 Esas, 2023/647 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısının, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, delillerin takdirinde hata edildiğine, suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına, suça konu senetlerdeki imzaların katılana ait olduğunun belirlendiğine, hükme esas alınan telefon görüşmesi kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğuna, suçun teşebbüs aşamasında kaldığına, lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Sanığın, suça konu 01.07.2018 tanzim ve 10.07.2019 ödeme tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli, yine 01.09.2018 tanzim ve 10.10.2019 ödeme tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli bonoları kullanarak katılan aleyhine iki farklı icra takibi başlattığı, katılan bonolardaki imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiş ise de alınan bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin raporlarına göre imzaların katılan eli ürünü olduğunun kabulü gerektiği, ancak, her ne kadar sanık, katılanın kendisinden toplam 2.000.000,00 TL borç para aldığını, otoparka geldiğini, parayı elden verdiğini ve borcuna karşılık olmak üzere suça konu bonoları imzalayıp verdiğini, borcunu ödememesi nedeniyle icra takibi başlattığını, bahse konu parayı katılana verirken oğlu tanık B.V.Ş.nin de orada olduğunu savunmuş ise de, gerek katılanın aşamalarda değişmeyen ve sanık ile hiçbir ticari ilişkisinin olmayıp ondan borç para almadığını ve bahse konu bonoları kendisinin sanığa vermediğine yönelik beyanları, gerek sanığın parayı katılana verdiği sırada oğlu tanık B.V.Ş.nin de orada olduğunu beyan etmesine rağmen bu tanığın soruşturma evresinde sanığı teyit etmeyip paranın verildiği sırada buna tanık olmadığına yönelik beyanda bulunmasına rağmen, kovuşturma evresinde buna tanık olduğuna dair aşamalarda çelişen beyanları, gerek tanıklar E.Y., Y.K. ve A.F.nin katılanın beyanlarını teyit edip tamamlayan nitelikteki birbirleriyle uyumlu anlatımları ve gerekse dosyada mevcut bulunan katılan ile sanık ve oğlu tanık M.B.Ş. ve katılanın oğlu tanık A.F. arasında geçen telefon görüşmelerinin içeriği nazara alındığında, sanığın hayatın olağan akışına uygun olmayan savunmalarına itibar edilmemiş olup, bu noktadan hareketle, aslında sanık ile katılan arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı gibi, sanık tarafından katılana 2.000.000,00 TL meblağında bir borç para verilmesi durumunun da söz konusu olmadığı, sanık ile tanıklar E.Y. ve Y.K.nin uzun süredir akaryakıt işinde ortak oldukları ve bu nedenle sanığın tanık E.Y. ile arasında alacak borç ilişkisi nedeniyle devam eden anlaşmazlıklar ve davaların olduğu, tanıklar Y.K. ve A.F.nin aynı yöndeki ve dosyada mevcut telefon görüşmeleri ile de örtüşen beyanlarına göre, suça konu bonoların ismi zikredilmeyen şahıs ya da şahıslar tarafından sanığa verildiği ve sanığın aslında kendisinin borcu olmadığını bildiği halde katılan tarafından imzalanan ve ne şekilde eline geçtiği kesin olarak tespit edilemeyen bonoları tanık E.Y.den olan alacağını tahsil etmek amacıyla hukuki sonuç doğuracak şekilde doldurup katılan aleyhine takibe koyduğu, eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 159 uncu maddesi kapsamında bulunmadığı, telefon görüşme kayıtlarının hukuka aykırı delil niteliği taşımadığı, kaldı ki bu görüşme kayıtları hükme esas alınmasa dahi katılanın aşamalardaki beyanları, bu beyanları teyit eder nitelikteki tanıklar E.Y., A.F. ve Y.K.nin anlatımları, sanığın 2.000.000,00 TL nakit parayı elden verdiğine yönelik hayatın olağan akışına uygun olmayan savunması ve 10. Asliye Ceza Mahkemesinin dava dosyası nazara alındığında, sanığın mahkûmiyeti için yeterli ve elverişli delillerin bulunduğunun sonucuna varıldığı, bu şekilde atılı suçu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.
3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, bono belgelerinin asılları, bilirkişilerin ve Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin raporları, kurumların cevabi yazıları, icra takiplerine ve hukuk-ceza davalarına ilişkin dosya-karar örnekleri, katılan ve tanıkların beyanları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin toplanıp kararda gösterilen ve tartışılan delillerle sübuta erdiği, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın takdir ve tayininde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, Cumhuriyet savcısının, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1.İlk Derece Mahkemesinin olay ve olgular kısmının (A-1) paragrafında yer verilen gerekçelerle kurduğu mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ise de, sanık müdafii tarafından delil ibrazına ilişkin olarak sunulan 23.10.2023 havale tarihli dilekçe ekinde yer alan belge aslı incelendiğinde, içeriğinde icra takiplerine konu bonoların düzenlenme sebebine ilişkin anlatımlar yer aldığı gibi el yazılı bu belgenin altında katılanın isim ve imzasının da mevcut olduğu ve belgenin Mahkemece incelenip değerlendirilmediğinin anlaşılması karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması bakımından; anılan belge aslı duruşmaya getirtilip incelenerek katılan ve sanıktan belgeye ilişkin diyeceklerinin sorulması, belge altındaki imzanın katılana ait olup olmadığının belirlenmesi, bundan sonra hasıl olacak sonuca göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
2.Kabul ve uygulamaya göre de;
a.Suç tarihlerinin gerekçeli karar başlığında "25/09/2019, 16/10/2019" olarak gösterilmesi yerine "2019" şeklinde gösterilmesi,
b.İcra takiplerinde haciz işlemi uygulanmakla birlikte herhangi bir tahsilat yapılıp yapılmadığının araştırılmadığının anlaşılması karşısında, tatbik olunan haciz işlemi neticesinde sanığın haksız menfaat temin edip etmediği belirlenerek, sonucuna göre teşebbüs hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının gerekçeli kararda tartışılıp hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 26.04.2023 tarihli ve 2022/342 Esas, 2023/647 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!