11. Ceza Dairesi 2024/2291 E. , 2024/5959 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/153 E., 2022/502 K.
SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
KARAR : İstinaf talebinin süre yönünden reddine dair ek karar
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.09.2022 tarihli ve 2022/153 Esas, 2022/502 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca neticeten 5 yıl 12 ay hapis ve 40.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükme yönelik sanığın istinaf talebinin süre yönünden reddine dair Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2023 tarihli ve 2022/153 Esas, 2022/502 Karar sayılı ek kararının, istinaf edilmeksizin 03.02.2023 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 07.02.2024 tarihli ve 2023/15261 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2024 tarihli ve KYB-2024/20757 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2024 tarihli ve KYB-2024/20757 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanunu uyarınca öncelikle bilinen son adrese normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, muhatabın bildirdiği adrese çıkartılan tebligatın bila tebliğ iadesine ilişkin 27/10/2022 tarihli tebliğ şerhi incelendiğinde, adresin kapalı olduğu ve bina sakinlerine ulaşılamadığı, muhatabın tespit edilemediği ve ismen tanınmadığı gerekçeleriyle tebligatın iade edildiği, ancak adreste muhatabın yaşayıp yaşamadığı kesin bir şekilde tespit edilmediğinden, söz konusu adrese yeniden tebligat çıkartılması gerektiği gözetilmeden, bu defa mernis adresine tebligat çıkartılması usulsüz olduğu gibi, mernis adresine yapılan 16/11/2022 tarihli tebliğ mazbatası incelendiğinde de, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereğince, 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırıldıktan sonra, evrak da ilgili muhtara bırakılmak suretiyle 16/11/2022 günü tebliğ edildiği, ancak tebligat evrakında, sanığın tebliğ adresinde bulunup bulunmadığına, bulunmuyor ise muvakkaten mi sürekli mi bulunmadığına ilişkin bir tespitte bulunulmadığından, bu haliyle de yapılan tebligat işleminin usule aykırı olduğundan anılan kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın istinaf talebinin süresinde olduğu kabul edilerek, dosyanın istinaf incelemesi yapılabilmesi için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklunun kanun yollarına başvurması" başlıklı 263 üncü maddesi;
"(1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir.
(2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir.
(3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder.
(4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır."
Şeklindedir.
3. İncelenen dosya içeriğine göre; Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2023 tarihli ve 2022/153 Esas, 2022/502 Karar sayılı sanığın istinaf talebinin süre yönünden reddine dair ek kararının verildiği tarihte başka suçlardan Denizli T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığa, 26.01.2023 tarihinde tebliğ edilen ek kararda "5271 sayılı Kanun'un 263 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince cezaevinde bulunan sanığın hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta dilekçe vererek kanun yoluna başvurabileceğinin" de yazılması gerekirken, bu meşruhat olmadan yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve sanığın bu tarihten sonra Antalya Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazdığı 30.05.2023 tarihli dilekçenin dosyada mevcut bulunduğu anlaşılmakla, inceleme konusu kararın kesinleşmediği belirlenmiştir.
4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu kararın, 5271 sayılı Kanun’un 276 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi hususundaki gerekli işlemlerin yapılması amacıyla Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE
06.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!