11. Ceza Dairesi 2024/1228 E. , 2024/3793 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/163 E., 2015/344 K.
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARAR: Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 17.10.2023 tarihli ve 2021/28930 Esas, 2023/7200 Karar sayılı düşme kararı
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 17.10.2023 tarihli ve 2021/28930 Esas, 2023/7200 Karar sayılı düşme kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.02.2024 tarihli ve 11 - 2016/47892 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanıkların yaptıkları plan uyarınca, katılandan aracın satışı konusunda vekaletname aldıkları, akabinde katılanın aracını peşin para ile satmalarına rağmen, parayı mal edinip, davaya konu sahte çeki vermek suretiyle TCK'nın 158/1-f maddesindeki nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri, kabule göre de, sanıklardan ... ile katılan arasında vekaletname dolayısıyla bir hizmet ilişkisi kurulması ve ilişkinin kötüye kullanılması nedeniyle eylemin TCK'nın 155/2 maddesindeki nitelikli güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gerekçesiyle eylemin TCK'nın 155/1 maddesinde hükme bağlanan basit güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve dava zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle verilen düşme kararının kaldırılmasına, hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Sanıklardan Tahir'in katılana ait aracı katılandan aldığı vekaletnameye istinaden vekaleten satıp araç bedelini tahsil ettiği halde araç bedeli olarak katılana sanık ... ile birlikte düzenledikleri suça konu sahte çeki vermekten ibaret eylemlerinin; 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin birinci fıkrasına uyan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu anlaşıldığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ Yargıtay Üyesi ...'un karşı oyu ile oy çokluğuyla REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 17.10.2023 tarihli ve 2021/28930 Esas, 2023/7200 Karar sayılı düşme kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.03.2024 tarihinde karar verildi.
(K.O)
KARŞI OY:
Somut olayda: katılan ...'nun kendisine ait ...plaka sayılı 2007 model Ford Fiesta marka model aracını sanık ...'e aylık 950 TL'ye ek gelir sağlamak amacı ile kiraladığı, ancak katılanın kira alacağının bir miktarını sanıktan alamadığı, bu nedenle katılanın aracını satmak istediği, sanığın araca talip olarak, aracı satın almak isteyen olduğunu ifade ederek, anılan aracı 22.500 TL'ye satabileceğini, adına vekalet gönderildiği takdirde satışı yapabileceğini belirttiği, bunun üzerine katılanın... 2. Noterliği'nden 22/12/2011 tarihli 15746 no'lu vekaletname ile sanık ...'i vekil atadığı, sanığın aracı peşin olarak satmasına karşın, aracın bedeli olarak Türkiye Ekonomi Bankası Gül Sk. Şubesi'ne" ait 05/03/2012 keşide tarihli 22.500 TL tutarındaki sahteliği bilirkişi raporu ile tespit edilen çeki verdiği iddiasıyla sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2015 tarihli ve 2014/163 Esas, 2015/344 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden ayrı ayrı 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına; nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir.
Cumhuriyet savcısının ve katılan vekilinin temyiz isteği; yüklenen dolandırıcılık suçu sübut bulduğu halde beraat kararları verilmesine ilişkindir.
Sanık ... hükmü temyiz etmek istediği ise sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yöneliktir
Temyiz üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonunda;
Sanık ... hakkında Resmi Belgede Sahtecilik suçundan kurulan hükmün onanmasına,
Sanıklar ... ve ... hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan hükümler yönünden ise; sanıklardan Tahir'in katılana ait aracı katılandan aldığı vekaletnameye istinaden vekaleten satıp araç bedelini tahsil ettiği halde araç bedeli olarak katılana sanık ... ile birlikte düzenledikleri suça konu sahte çeki vermekten ibaret eylemlerinin; TCKnun 155. maddesi kapsamında kalan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu, bu suçtan verilen beraat kararının sanığın sorgusunun yapıldığı 12.09.2014 tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden dolandırıcılık suçundan beraat hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Sayın çoğunluk ile görüş ayrılığımız , sanıkların sübut bulan eyleminin güveni kötüye kullanma suçunu değil, TCK nun 158/1-f- son kapsamında kalan suçu oluşturduğa yöneliktir.
Şöyle ki:
Sanık ... savunmasında; suça konu çeki ...dresinde bulunan ve ... Oto Kiralama şirketine ait olan işyerini 58.000 TL'ye ...'e devretmesi karşılığında aldığını ve daha sonra ...'den aldığı suça konu 22.500 TL çekin sahte olduğunun anlaşılması üzerine ...'na miktarını tam olarak hatırlamadığım senet vermek suretiyle geri aldığını belirterek dolandırıcılık kastı ile hareket etmediğini beyan etmiş ise de, yürütülen yargılama süreci sonunda çeki verdiği belirtilen diğer sanık ...'in sanık ... yanında Rent A Car işyerinde 3-4 ay çalışan, temizlik işlerine bakan ve çaycılık yapan bir şahıs olduğu, sanık ...'in sigortalı yapacağını söyleyerek bu şahsın imza sirküleri, ikametgah belgesi, nüfus cüzdanı fotokopisi gibi belgelerini aldığı, buna karşılık adı geçen sanığın ilk savunmalarında adı geçen ...'in açık kimliğini ve adresini bilmediğini belirtmesi, sanık ...'in de anılan çekin arkasında cirosunun bulunması ve annesi ile birlikte yaşıyor olması, ayrıca ifadelerinde hurdacılık yaptığını belirtmesi karşısında; sanık ...'in ve yanında çalışan diğer sanık ... ile fikir ve eylem birliği içerisinde başından itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ederek satış yetkisi aldıkları aracı satıp karşılığında sahteliğini bildikleri suça konu çeki vermek suretiyle hileli yöntemle haksız menfaat temin etmişlerdir. Taraflar arasında satışta ve bedelinin ödenmesinden kaynaklanan bir güven ilişkisi söz konusu değildir.
Nitekim, dosya kapsamı itibariyle; sanık ... ile ilgili pek çok diğer yargılama dosyası bulunması, bir çoğunun benzer suçlarla ilgili olması, sanıkların dolandırıcılık kastına dair delil teşkil etmektedir. Sanıkların başından itibaren amacı katılandan satış yetkisi içeren vekalet alıp bilahare satıştan elde edilen geliri katılanana ödememek üzerinedir. Satılan araç karşılığında katılana ödemenin de sahte çek ile yapılması, başlangıçtaki suç kastını ve istenilen neticeyi göstermektedir.
Kaldı ki; bozma ilamındaki kabule göre de, ticaret ile uğraşan sanık ... ile katılan arasında vekaletnameden dolayı bir hizmet ilişkisi kurulması sebebiyle katılana ait aracın satışının komisyon karşılığında yapılması halinde, eylemin TCK nun 155/2 maddesinde belirtilen hizmet nedeniyle kötüye kullanma suçunu oluşturacağından fiilin TCK 155/1 . olarak nitelendirilmesi de isabetli değildir.
Diğer taraftan, dolandırıcılık fiillerine özgü, suç unsurunun tespiti açısından, yargılama konusu olayda mal olarak maddi değer atfedilen katılana ait aracın zilyetliğinin kiralama ilişkisi sonucu sanığın elinde bulunması nedeniyle, hile ve desisenin mal tesliminden sonra gerçekleştirildiği gerekçesiyle önceden doğan borç sebebiyle yerel mahkeme tarafından dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiş ise de , sanığın elindeki aracı, katılandan aldığı vekalet ile satarak paraya çevirebilmesi nedeniyle, sanığın borcunun araç satışıyla oluştuğu, böylelikle menfaatinde sahte çek verilmek suretiyle elde edildiği anlaşılmış olmakla somut olayda önceden doğan borçtan bahsedilemeyeceği, bu kasamda yerel mahkemenin beraat kararının isabetli olmadığı anlaşılmıştır.
Bu bakımdan; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları doğrultusunda sanıklar hakkında TCK 158/1-f-son maddesi gereğinde mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulması gerekirken sayın çoğunluğun sanıkların eylemlerinin; uzlaşma kapsamında kalan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu yönelik görüşüne katılmıyorum. 20.03.2024
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!