WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 28 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/9 E.  ,  2024/637 K.
"İçtihat Metni"K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/640 Değişik İş
SUÇ : Dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın reddi kararı
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2019 tarihli ve 2018/52 Esas, 2019/149 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2019 tarihli ve 2019/640 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 11.06.2019’da kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.10.2022 tarihli ve 2022/20309 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/139053 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/139053 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, sanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 25/01/2018 tarihli ve 2018/793 sayılı iddianamesi ile suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, şöyle ki, müşteki...'in, kendi adına kayıtlı olan ... plakalı BMW marka otomobilini satmak amacıyla sahibinden.com isimli internet sitesine ilan verdiği, diğer sanıklar...,... ile ...ın iştirak halinde hileli hareketlerle araç bedelini ödemeden aracın devrini sanık ...ın üzerine aldıkları ve aynı gün sanık...nın noterden üzerine devredildiği, bu işlemden bir gün sonra aracın sanık ... ...'e noterden devredildiği, sanık ...'in de bahse konu aracı daha sonra bacanağı olan ...'a satıp noterde devrini verdiği olayda tüm sanıkların iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işlediklerinden bahisle İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/04/2019 tarihli kararı ile mahkûmiyetlerine karar verildiği,
Sanık ... tarafından anılan karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 22/09/2021 tarihli ve 2021/1917 esas, 2021/1628 sayılı kararı ile; " dokuz yıldır ... otomotiv isimli işyerimde oto alım satımı ve inşaat işleri yaptığını, suça konu aracı mahalleden tanıdığı sanık...dan pazarlık yaparak 34.000 TL'ye satın aldığını ve akabinde kayınbiraderi olan ...'a satıp kar etmesi için sattığını savunması, dolandırıcılık olayında suça konu aracın satım bedeli olarak 39.000 TL üzerinden anlaşma yapıldığının ve sanık tarafından ise bir gün sonra satın alındığının anlaşılması ile sanığın dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğine ve suça konu aracın suç eşyası olduğunu bildiğine ve bu şekilde satın aldığına ilişkin somut başkaca bir delilin bulunmaması hususları göz önüne alındığında, sanığın üzerine atılı suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunu işlediğine yönelik her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunmadığı anlaşılmakla, CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken ve ayrıca iddianamede açıklanan eyleme ve sevk maddesine göre, sanık hakkında sadece "suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi" suçundan dava açıldığı, "dolandırıcılık" suçundan açılmış bir kamu davası bulunmadığı; suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan açılan davanın dolandırıcılık suçuna dönüşmeyeceği de gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi," şeklindeki gerekçe ile sanığın beraatine karar verilerek istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine karar verildiği,
... plakalı BMW marka otomobili eniştesi olan sanık ... ...'ten noter aracılığı ile satın alan sanığın tüm aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmeyerek, araç alım satımı maksadıyla galerici olan eniştesinden ortalama araç piyasasını yansıtan fiyat dahilinde söz konusu aracı aldığı, sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlediğine ilişkin başkaca bir delil de bulunmadığı anlaşılmakla beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2019 tarihli ve 2018/52 Esas, 2019/149 Karar sayılı kararı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci, 52 nci ve 62 nci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
2. İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2019 tarihli ve 2019/640 Değişik İş sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazın reddine karar verilmiştir.
3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2022 tarihli ve KYB-2022/139053 sayılı Tebliğnamesinde; "...sanığın üzerine atılı bulunan suçu işlediğine ilişkin başkaca bir delil de bulunmadığı anlaşılmakla beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçe ile sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.04.2019 tarihli ve 2018/52 Esas, 2019/149 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin merci İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2019 tarihli ve 2019/640 Değişik İş sayılı sayılı kararının kanun yararına bozulması talep olunmuştur.
4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.04.2023 tarihli ve 2023/2-37 Esas, 2023/202 Karar sayılı ilamında; "...hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü kanun yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan kanun yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz hukuken varlık kazanmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek, kanun yollarında hâkim olan temel ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve kanun yararına bozma yollarının gerek başvuru koşulları gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabilecektir. Diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 487-151 sayılı kararında; ...mala zarar verme suçundan açılan kamu davasının düşmesine dair kararının isabetli olduğu sonucuna ulaşılmış ise de henüz hukuki varlık kazanmayan bir hükmü, ancak kesinleşmiş hükümlere karşı son çare olarak başvurulabilecek bir kanun yolu denetimine tabi kılmak; CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının; "…Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.", 11. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.", 10. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.", 8. fıkrasının; "Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.", şeklindeki düzenlemelerini açıkça ihlâl ettiği gibi bir kararın olağan denetim yolları ile incelenmeksizin doğrudan olağanüstü kanun yoluna tabi kılınması sonucunu doğuracağından kanun yolları sistemine de aykırılık oluşturur. Ayrıca bir kararın biri olağanüstü diğeri olağan olmak üzere iki kez aynı merci tarafından farklı yöntemlerle incelenmesi usul karmaşasına yol açacak ve böyle bir uygulama kanun yollarının konuluş amacına da ters düşecektir..." denilmektedir.
5. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi, sanık hakkında yeterli delil bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmesi gerektiği nedenine dayanmakta ise de isteme konu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olması ve hükmün içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedenleriyle kanun yararına bozma konusu yapılmasının olanaklı görülmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.01.2024 tarihinde karar verildi.