WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/818 E.  ,  2024/4938 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/65 E., 2021/36 K.
SUÇLAR : Görevi kötüye kullanma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık
KARAR : Kamu davasının durması
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2021 tarihli ve 2021/65 Esas, 2021/36 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında görevi kötüye kullanma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık ve banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca durmasına ilişkin hükmün, itiraz edilmeksizin 07.12.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.12.2022 tarihli ve 2022/29889 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/154867 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/154867 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, yargılamaya esas Gülnar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlen 03/06/2020 tarihli iddianamede, sanıkların hangi eylemlerinin cezalandırılmasının talep edildiğine ilişkin herhangi bir iddia ve anlatıma yer verilmediği, iddialar hakkında eylemlerin mevcut deliller ile ilişkilendirilip açıklanarak usulüne uygun bir iddianame düzenlenmesinin yargılama şartı olduğu ve usulüne uygun açılmış bir kamu davası bulunmadığından bahisle ,kamu davasının durmasına ve dosyanın usulüne uygun iddianame düzenlenmek üzere Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiş ise de;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16/12/2020 tarihli ve 2020/3481 esas, 2020/20128 karar sayılı ilamında, "...sanık hakkında düzenlenen iddianamede sanığa isnat olunan eylem anlatılmış, atılı suçu işlediği hususunda yeterli şüphenin mevcut olduğu belirtilmiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianame mahkemesince kabul edilmiştir. Yargılama neticesinde mahkeme tarafından, sanık hakkında usulüne uygun şekilde açılmış bir kamu davasının bulunmadığı gerekçesiyle hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Belirtilen eksiklik ancak, CMK'nın 170. maddesine göre mahkemenin iddianameyi iade yetkisinin gerekçesi olabileceği, mahkeme tarafından iddianame kabul edildikten sonra ise, varsa eksikliklerin kovuşturma aşamasında mahkemesince giderilmesinin gerekeceği, yargılama sonucunda ancak aynı Kanun'un 223. maddesinin “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” düzenlemesine göre, bu maddede yazılı kararlardan birinin verilebileceğinin anlaşılması karşısında, yasal olmayan gerekçeyle, CMK'nın 223/1. maddesinde belirtilen ve davayı esastan çözümleyen hükümler arasında da sayılmayan "hüküm kurulmasına yer olmadığına" dair karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır." şeklinde belirtildiği üzere,
Somut olayda, ... Tarım Kredi Kooperatifinde görevli olan ve bu görevlilerle işbirliği sağlayan sanıkların kooperatif üyesi ve üye olmayan şahıslara usulsüz bilgi ve belge kullandırmak suretiyle kredi talebinde bulundurarak ve tahsis edilen kredilerden pay alarak dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlarını işledikleri iddiasıyla haklarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 157/1, 257/1, 43/2, 43/1 ve 37/1. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle Gülnar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 03/06/2020 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, her ne kadar iddianame anlatımında şüphelilerin ne şekilde eylemlerini gerçekleştirdiklerine ilişkin eksiklik bulunuyor ise de, bu hususun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/4. maddesinde, "İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır" şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, aynı Kanun'un 174/1-a maddesi gereğince iddianamenin iadesi sebebi olduğu, ancak anılan iddianamenin mahkemesince kabul edilerek kovuşturma aşamasına geçildiği, bu halde belirtilen eksikliklerin; soruşturma aşamasında alınan ifadeler, toplanan deliller ile yargılama sırasında toplanacak diğer deliller birlikte değerlendirilmek ve sanıkların savunması da gözetilmek suretiyle mahkemesince giderildikten sonra, sair usuli hususlar da nazara alınarak, yargılama sonunda, 5271 sayılı Kanun'un 223/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hüküm çeşitlerinden birisiyle hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, "iddianamenin iadesi" başlıklı 174 üncü maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
...“
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun'un "Duruşmanın sona ermesi ve hüküm" başlıklı 223 üncü maddesi;
"(1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/30 md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı kanun yolu bakımından hüküm sayılır."
Şeklindedir.
4. Gülnar Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.06.2020 tarihli ve 2016/10 Soruşturma, 2020/212 Esas sayılı iddianamesiyle sanıklar ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma ile tüm sanıklar hakkında dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sırasında, Gülnar Asliye Ceza Mahkemesinin 02.04.2021 tarihli ve 2020/250 Esas, 2021/99 Karar sayılı kararı ile sanıkların üzerilerine atılı suçun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçuna vücut verebileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği, Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.10.2021 tarihli ve 2021/16 Esas, 2021/9 Karar sayılı karşı görevsizlik kararı üzerine, merci Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 26.10.2021 tarihli ve 2021/1003 Esas, 2021/1468 Karar sayılı kararı neticesinde Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına hükmedildiği, Mahkemenin 12.11.2021 tarihli ve 2021/65 Esas, 2021/36 Karar sayılı kararında yer alan, "...... Müdürü olarak görev yapan şüpheli ... ve kurum Ziraat Mühendisi olarak görev yapan ...'in görevlerini kötüye kullanarak diğer şüpheliler ile birlikte fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle müştekiler ve bilgi sahibi olarak isimleri geçen bir çok ortağı usulsüz olarak kooperatife ortak kaydedip kooperatif kaynaklarından toplam 2.049.642,77 TL senet tutarlı kredi kullandırarak kişilere haksız menfaat sağladıklarının iddia, kayıt, belge ve ilgililerin ifadeleriyle anlaşılmış, bu suretle şüpheliler hakkında kamu davası açmaya yeterli delil elde elde edildiği anlaşılmakla" denilmek suretiyle hukuki değerlendirme yapılmış ise de, bu değerlendirmenin sanıklar ... ve ... hakkında sadece söz konusu rapora atıf yapılarak cezalandırılmalarının istendiği sanıkların hangi eylemlerinin cezalandırılmasının gerektiğinin anlatılmadığı, yine sanıklar ... ve ...'in eylemlerine iştirak ederek cezalandırılmaları istenen diğer sanıkların hangi eylemleri ile iştirak ettiklerinin anlatılmadığı gibi söz konusu müfettiş raporuna atıf dahi yapılmadığı anlaşılmış, hal böyle olunca 5271 sayılı CMK'nın 225.maddesinin 1.fıkrasına göre kovuşturma aşamasında yargılama sonu verilecek hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilebileceği, şeklindeki amir düzenleme karşısında, yukarıda kısaca anlatıldığı üzere iddianamede sanıklar hakkında hangi eylemlerinin ve suçla cezalandırılmasının talep edildiğine dair her herhangi bir iddia ve anlatıma yer verilmediği, iddianamede müfettiş raporu dışında bir isnadın bulunmadığı, bu durumun hangi suç isnadı altında olduğunu bilmeyen sanıklar açısından savunma hakkının ihlali niteliğinde olması sebebiyle açık bir hak kaybı oluşturacağı gibi muhakeme şartı olan "iddia" olgusundan yoksun bir yargılamaya da sebebiyet vereceği göz önünde alınarak sanıklar hakkındaki iddialar hakkında müsnet eylemlerin mevcut deliller ile ilişkilendirerek açıklanıp, usulüne uygun bir iddianame düzenlenmesinin yargılama şartı olduğu da göz önünde bulundurulup, somut olayımızda usulüne uygun olarak açılmış dava bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda Gülnar Cumhuriyet Başsavcılığının 03/06/2020 tarih ve 2020/212 esas sayılı unsurları eksik iddianamesine göre sanıkların hangi eylemlerinin suç oluşturduğunun tespitinin mümkün olmaması karşısında usulüne uygun şekilde açılmış bir kamu davasının bulunmadığı, öncelikle sanıklar hakkında usulüne uygun bir iddianame düzenlendikten sonra sanıklar hakkında yargılama yapılmasının mümkün olacağı hususları nazara alındığında, yargılama şartının gerçekleşmediği..." şeklindeki gerekçe ile de kamu davasının durmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
5. 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca durma kararı verilebilmesi için, kovuşturma veya soruşturmanın şarta bağlı tutulmuş olması ve şartın henüz gerçekleşmediğinin anlaşılması gerektiği Kanun'da açıkça belirtilmiştir. Bu anlamda durma kararı, yargılamaya son veren bir karar değildir. Durma kararı ile yargılamaya devam edilebilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi beklenir ve şartlar yerine getirildiğinde yargılamaya devam olunur. Doktrinde ve uygulamada; izin, talep, şikâyet, yasama dokunulmazlığı, önödeme, uzlaşma...vb. haller soruşturma ve kovuşturma şartı olarak kabul edilmektedir. Her ne kadar usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir iddianame, kovuşturma aşamasını başlatan en temel unsur olarak nitelendirilebilir ise de, yasal süresi içerisinde iade edilmeyerek kabul edilen bir iddianameyle başlayan yargılama sırasında, tespit edilen bir kısım eksikliklerin giderilmesi amacıyla aynı konuda yeni bir iddianamenin düzenlenmesi mevzuatımıza göre mümkün değildir.
6. Bu kapsamda incelenen dava dosyası içeriğine göre, kanun yararına bozma konusu yapılan kararda 06.10.2021 şeklinde yanlış gösterilen karar tarihinin, 12.11.2021 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülerek ve ihbarnamede 2021/35 şeklinde yanlış belirtilen karar numarasının 2021/36 olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Gülnar Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.06.2020 tarihli ve 2016/10 Soruşturma, 2020/212 Esas sayılı iddianamesinde her bir sanık yönünden yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmaması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin dördüncü maddesine muhalefet edildiği belirlenmiş ise de, bu hususun aynı Kanun'un 174 üncü birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca iddianamenin iadesi nedenleri arasında yer aldığı, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca da süresi içerisinde iade edilmeyen iddianamenin kabul edilmiş sayılacağı, Mahkeme tarafından iddianame kabul edildikten sonra tespit edilen eksikliklerin kovuşturma aşamasında Mahkemesince giderilmesinin ve yapılacak yargılama neticesinde de 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan kararlardan birinin verilebileceğinin, anlaşılması karşısında; somut olayda, aynı maddenin yedinci fıkrasında belirtilen koşullar bulunmadığı halde, iddianamenin usulüne uygun olarak düzenlenmediği gerekçesiyle durma kararı verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2021 tarihli ve 2021/65 Esas, 2021/36 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.04.2024 tarihinde karar verildi.