11. Ceza Dairesi 2023/6960 E. , 2024/5888 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/156 E. 2023/326 K.
SUÇ : Mühür bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu; katılan vekilinin temyiz isteminin vekalet ücretiyle sınırlı olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 19.02.2010 tarihli ve 2008/608 Esas 2010/98 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 203 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına hükmedilmiştir.
2.Bakırköy 32. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 04.06.2015 tarihli 2015/107 Esas, 2015/373 Karar sayılı ilamıyla denetim süresi içerisinde 26.11.2014 tarihinde tekrar kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle 09.12.2015 tarihinde, sanık hakkındaki geri bırakılan hüküm açıklanmıştır.
3. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 24.10.2022 tarihli ve 2021/2529 Esas, 2022/16861 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz başvurusunun kabulüne karar verilerek; sanık hakkındaki hükmün açıklanmasına dair kararda; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası 5271 sayılı Kanun'un 34 ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine imkan sağlayacak biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekirken; somut olayda sanığın sabit kabul edilen fiilinin ne olduğu belirtilip buna dayanak olan deliller gösterilip tartışılmadan gerekçesiz hüküm kurulması ve sanığa isnat edilen “mühür bozma“ suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması açılarından hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma üzerine yapılan yargılamada, Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 30.05.2023 tarihli ve 2023/156 Esas, 2023/326 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 203 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 51 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve ertelenmesine hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği; mühürleme tutanağı altındaki imzanın sanığa ait olmadığına ve sanığın, aleyhinde mühürleme işlemi yapılan şirketin yetkilisi olmaması sebebiyle hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkındaki temyize konu kamu davası ve temyize konu davaya vekil olarak müdahil olmaları karşısında; 5271 sayılı Kanun'un 324 ve 325 inci maddeleri gereği sanık aleyhinde yargılama gideri yükümlülüğü olan vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın iş yerinde katılan şirketin dağıtım ve satımını yaptığı elektrik enerjisinin mührünü kırarak sözleşmesiz olarak, idareye kaydı bulunmayan sayaçtan geçirmek suretiyle kullanıldığı 06.09.2007 tarihli tutanakla tespit edilmiş ve eylemiyle mühür bozma suçunu işlemiş olduğu iddiasıyla hakkında kamu davası açılmıştır.
2.Sanık soruşturma aşamasında atılı suçu ikrar etmiş, yargılama ve bozma sonrası yargılama aşamalarında atılı suçu inkar etmiştir.
3.Mahkeme tarafından tüm dosya kapsamının incelenmesinde; sanığın daha önce elektrik bağlantısının yapılmasını engellemek amacıyla konulan kırmızı mührü kırarak sayacın elektrik bağlantısını temin ettiği, buna göre mühür bozma suçunu işlediği sabit görüldüğünden hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV.GEREKÇE
5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin 8 inci fıkrasının son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 19.03.2010 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 26.11.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenlemeye göre; cezanın kısmen infazı, ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar verilebilmesinin, ancak yükümlülüklerini yerine getiremeyen sanıklar yönünden mümkün olduğu; mühür bozma suçundan yargılandığı davada hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen sanığın, denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi nedeniyle açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması ile yetinilmesi gerekirken, sanık hakkında hükmolunan cezanın ertelenmesi, katılan kurum vekilinin temyizinin vekalet ücreti ile sınırlı olması sebebiyle bozma nedeni yapılmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir,
Ancak; sanık hakkında mahkumiyet kararı verildiği halde kendisini avukat ile temsil ettiren katılan lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuş ise de, anılan hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının yargılama giderine ilişkin paragrafına "Katılan kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1. madde ve fıkrası uyarınca 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin katılana ödenmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!