11. Ceza Dairesi 2023/6118 E. , 2024/1746 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1193 E., 2023/1473 K.
SUÇ : Kişinin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, bozma
Sanık ...'ın cezaevi aracılığıyla göndermiş olduğu 08.06.2023 tarihli dilekçesiyle, temyiz hakkında feragat ettiğini beyan ederek hükmedilen cezanın onanarak infaza verilmesini talep etmesi karşısında; sanık ... müdafiinin temyiz isteği yönünden inceleme yapılmamış, sanık ...'ın temyiz isteği ile sınırlı inceleme yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.01.2023 tarihli kararıyla sanık ... hakkında
a. Katılan ...'a karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesi delâletiyle aynı Kanun'un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi ve aynı fıkranın son cümlesi, aynı maddenin üçüncü fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ve 659.340,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
b. Katılan ...'ye karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi delâletiyle aynı Kanun'un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi ve aynı fıkranın son cümlesi, aynı maddenin üçüncü fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 25.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2023/1193 Esas, 2023/1473 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında
a) İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümlerinin 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kaldırılmasına,
b) Katılanlara karşı nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 Kanun'un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendi, aynı maddenin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 875.000,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ...'ın temyiz isteği özetle; verilen kararın kanuna aykırı olduğuna, kendisine iftira atıldığına, mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin uygulama koşullarının oluşmadığına, verilen cezanın haksız ve ölçüsüz olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Katılanların suç tarihinde farklı kişiler adına kayıtlı değişik numaralardan arandıkları, arayan kişilerin, kendilerini emniyet personeli olarak tanıtıp banka hesaplarının suç örgütü tarafından kullanıldığını, banka hesaplarında bulunan paraları çekerek kendilerine vermeleri gerektiğini söyledikleri, bunun üzerine, hesabında bulunan 10.862,00 USD parayı bankadan çekerek babası olan diğer katılan ...'ya veren katılan ...'ün, aynı gün ancak farklı zaman diliminde hesabındaki 100.000,00 TL parayı da temyiz dışı sanık ...'ın banka hesabına havale ettiği, katılan ...'nın, kızından aldığı 10.862,00 USD ve kendisinde bulunan 13.000,00 TL parayı, kendisini polis olarak tanıtan temyiz dışı sanık ...'ye verdiği, üç veya daha fazla kişi ile birlikte hareket eden sanıkların, kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2.İlk Derece Mahkemesince, sanık ... ve temyiz dışı sanıklar ... ve ...'nün iştirak iradesi içerisinde hareket ederek, katılanlara karşı ayrı ayrı nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri kabul edilerek iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık ... ve temyiz dışı sanıklar ... ve ...'nün yüklenen suçu işlediklerine yönelik İlk Derece Mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmemiş ancak sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçunu her bir katılana yönelik ayrı ayrı işlediğinin kabul edilmesi ve iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuş, sanıkların eylemlerinin zincirleme şekilde işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın temyiz isteğinden vazgeçtiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1.01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrasında 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi ile yapılan değişiklik ile “Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme ve Dairemizce benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.11.2016 tarihli ve 950-436 sayılı, 06.12.2016 tarihli ve 939-465 sayılı, 03.12.2020 tarihli ve 2018/16-270 Esas, 2020/498 Karar sayılı, 05.11.2020 tarihli ve 2018/16-53 Esas, 2020/446 Karar sayılı, 19.11.2020 tarihli ve 2018/16-441 Esas, 2020/468 Karar sayılı “zorunlu müdafi görevlendirilmesinde yalnızca temel cezanın dikkate alınacağı” yönündeki 2021 yılına kadar istikrarla devam eden kararları dikkate alındığında şüpheli veya sanık için zorunlu müdafi görevlendirilmesinin, temel ceza yönünden alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmalarla sınırlandırıldığı, suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin zorunlu müdafilik tesisinde esas alınacağı yönünde bir yasal düzenlemenin de bulunmadığı anlaşılmakla, Tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak edilmemiştir.
2. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Baba kız olan katılanlara aynı hile yöneltilerek katılanlardan farklı zaman dilimlerinde kısa aralıklarla birden fazla menfaat temin edildiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında öncelikle 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, sonrasında aynı maddenin birinci fıkrasının uygulanması gerektiği gözetilmeden, yalnızca birinci fıkranın uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz olmadığından; mükerrir olan sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamda birden çok mahkûmiyet hükmünün bulunduğu gözetilmeden, hangi mahkûmiyet hükmünün tekerrüre esas alındığının gösterilmemesi isabetsizliği, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı kararında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması hâlinde bunlardan en ağırının infaz aşamasında gözetileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile eleştiri dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen tüm temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 07.06.2023 tarihli ve 2023/1193 Esas, 2023/1473 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!