11. Ceza Dairesi 2023/6082 E. , 2024/5246 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2006/194 E., 2010/513 K., 2013/426 E., 2013/903 K.
SUÇ : Bina içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında hırsızlık, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İTİRAZA KONU KARARLAR : Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 20.05.2013 tarihli ve 2011/2544 Esas, 2013/8214 Karar ile Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 05.10.2017 tarihli ve 2015/5887 Esas, 2017/6390 Karar sayılı kararları
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 20.05.2013 tarihli ve 2011/2544 Esas, 2013/8214 Karar ile Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 05.10.2017 tarihli ve 2015/5887 Esas, 2017/6390 Karar sayılı kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.11.2023 tarihli ve KD-2023/93952 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.11.2023 tarihli ve KD-2023/93952 sayılı itirazında "Sanıklar hakkında silahlı örgüt kurmak, yönetmek, kurulmuş bu örgüte üye olmak suçlarından kesinleşen beraat kararına rağmen; sanıklar hakkındaki hırsızlık suçları ile banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suretiyle yarar sağlama suçlarına her bir mağdur yönünden hangi sanığın fiilen suça ne şekilde katıldığı, fiili birlikte işleyen, azmettiren ya da yardım eden olarak sorumluluklarının her bir olay yönünden ayrı ayrı değerlendirilerek, her bir olay yönünden iddiaara karşı ayrı ayrı sanıkların savunmaları alınıp, hukuki durumlarının takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden; İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250.md.si ile görevli)'nin 2006/106 esas sayılı dosyasının sonucu beklenmeden, aynı örgütün varlığı Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23/03/2010 tarihli, 2011/2544 esas, 2013/8214 sayılı kararı ve Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17/12/2013 tarih, 2013/426 esas ve 2013/903 karar sayılı kararları ile kabul edilerek sanıkların örgüt kapsamında işlenen tüm suçlardan ayrı ayrı sorumluluklarına karar verilerek mahkumiyetlerine hükmedilmesi hukuka aykırılık oluşturduğundan" bahisle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 20.05.2013 tarihli ve 2011/2544 Esas, 2013/8214 Karar sayılı düzeltilerek onama ile Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 05.10.2017 tarihli ve 2015/5887 Esas, 2017/6390 Karar sayılı onama ilâmlarının kaldırılmasına ve mahkûmiyet hükümlerinin bozulması talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrasına göre suçun kanunî tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri doğrudan fail olarak sorumlu olur. Doğrudan fail, işlediği suçun gerektirdiği ceza ile cezalandırılır. Kanunda tanımlanan haksızlığın birden fazla suç ortağı tarafından müştereken gerçekleştirildiği durumda ise müşterek faillik söz konusudur. Müşterek faillikte müşterek alınan suç işleme kararına bağlı olarak, suçun icrai hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesi ve dolayısıyla, suç oluşturan eylemin icrası üzerinde ortaklaşa hâkimiyet kurulması söz konusudur. Buna göre her müşterek fail suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel bir katkıda bulunmaktadır. Birlikte suç işleme kararının yanı sıra, eylem üzerinde müşterek hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığı suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı öneme göre mahkemece belirlenecektir. Suç ortaklarının suçun işlenmesinde yaptıkları katkının diğerinin fiilini tamamladığı durumlarda müşterek faillik söz konusu olacaktır. Müşterek failliğin yapısı ve tanımı gereği, fiilin kanuni tarifinde yer alan hareketlerin birlikte gerçekleştirilmesi ve birlikte suç işleme kararının varlığı gereklidir. Suçun işlenmesine veya neticenin oluşumuna doğrudan bir etkisi olmayan kişi müşterek fail olarak kabul edilemez. 5237 sayılı Kanun'da yer alan düzenlemeye göre suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, şeriklik; azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen ancak yardım eden suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca şerik olarak sorumlu olmaktadır. 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır. Maddi yardım; suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmış, manevi yardım ise; suç işlemeye teşvik etmek, suç işleme kararını kuvvetlendirmek, suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaat etmek, suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek şeklinde belirtilmiştir. Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
İnceleme konusu dosyada, sanıklar hakkında katılanlar ve müştekilere karşı işlemiş oldukları nitelikli hırsızlık, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, örgüte üye olmak suçlarından açılan kamu davalarının yargılaması neticesinde, mahkemece silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek, örgüte üye olmak olmak suçundan açılan kamu davasının mükerrer olduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği, nitelikli hırsızlık ve banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından ise, eylemler ayrı ayrı değerlendirilmeksizin 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 220 inci maddesinde düzenlenen örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edilmek suretiyle sanıkların tüm eylemlerden sorumlu tutularak mahkûmiyetlerine karar verildiği, Mahkemenin 23.03.2010 ve 17.12.2013 tarihli mahkûmiyet kararlarının temyiz edilmesi üzerine, sırasıyla Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 20.05.2013 tarihli ve 2011/2544 Esas, 2013/8214 Karar sayılı kararı ve Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 05.10.2017 tarihli ve 2015/5887 Esas, 2017/6390 Karar sayılı kararı ile mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiş ise de, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. md.si ile görevli), 27.12.2011 tarihli ve 2006/106 Esas ve 2011/301 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında silahlı örgüt kurmak, yönetmek, kurulmuş bu örgüte üye olmak suçlarından beraat kararı verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiğinin anlaşılması karşısında; yukarıda açıklandığı şekilde, örgüt faaliyeti olmaksızın fikir ve eylem birliği içerisinde suç işlenmesi halinde faillerin cezai sorumluluklarının "suça iştirak" müessesi kapsamında belirlenmesi gerektiği cihetle, Mahkemece sanıklara yüklenen iddia konusu eylemler ayrı ayrı değerlendirilip, hangi sanığın hangi eylemi ne şekilde gerçekleştirdiği, eyleme ne şekilde katıldığı gerekçeli kararda tartışılıp sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyet kararları verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 20.05.2013 tarihli ve 2011/2544 Esas, 2013/8214 Karar sayılı düzelterek onama ilamının KALDIRILMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 05.10.2017 tarihli ve 2015/5887 Esas, 2017/6390 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA,
4. Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2010 tarihli ve 2006/194 Esas, 2010/513 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA,
5. Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2013 tarihli ve 2013/426 Esas, 2013/903 Karar, sayılı kararına yönelik sanıklar müdafilerinin ve sanıklar ... ve ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, oy birliğiyle BOZULMASINA,
6. Bozma nedenine göre sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2010 tarihli ve 2006/194 Esas, 2010/513 Karar sayılı kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin İNFAZININ DURDURULMASINA, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değillerse derhal TAHLİYELERİNE, salıverilmelerinin temini için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
7. Bozma nedenine göre sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkındaki Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2013 tarihli ve 2013/426 Esas, 2013/903 Karar, sayılı kararına konu mahkûmiyet hükümlerinin İNFAZININ DURDURULMASINA, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değillerse derhal TAHLİYELERİNE, salıverilmelerinin temini için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.04.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!