11. Ceza Dairesi 2023/5537 E. , 2024/5962 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2021/1405 Değişik İş
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2021 tarihli ve 2021/2482 Soruşturma, 2021/3023 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Aydın 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 30.03.2021 tarihli ve 2021/1405 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 30.03.2021'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.09.2023 tarihli ve 2023/15460 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/102351 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.10.2023 tarihli ve KYB-2023/102351 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şikayetinde özetle, Almanya’da yaşamakta olan müşteki ...'ün Türkiye'de yazlık satın almak için 2027 yılında şüpheli ile görüşmeye başladığı, şüphelinin Aydın İli, Kuşadası İlçesi, ... Köyü 142 ada 14 parsel ve 142 ada 15 parsel sayılı taşınmazları satın aldığını, bu taşınmaz üzerinde inşa edeceği villayı müştekiye çok uygun fiyata satabileceğini belirtmesi üzerine müşteki ile şüphelinin taşınmaz satın alımı konusunda görüştükleri, bu bağlamda şüpheli tarafından güvence olarak adi yazılı sözleşme, 500,000,00 Türk lirası ve 250.000,00 Türk lirası bedelli senetler ile yukarıda belirtilen 14 ve 15 parsel numaralı taşınmazların kendi adına kayıtlı olduğunu gösteren tapu belgelerinin şüpheliye gönderildiği, müştekinin de şüpheliye güven duyarak söz konusu anlaşmaya istinaden farklı tarihlerde müştekinin belirttiği banka hesaplarına yaklaşık 600.000,00 Türk lirası ödeme yapmasına rağmen şüpheli tarafından satım konusu taşınmazın tamamlanmaması ve müşteki tarafından ödenen paranın da iade edilmemesi üzerine şüpheli hakkında başlatılan icra takibi kapsamında şüphelinin taşınmaz veya başkaca bir malvarlığının bulunmadığının tespit edilmesi üzerine, Takpis (Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi) üzerinden haricen yapılan araştırmada şüphelinin kendine ait olduğunu belirttiği üzerine villa inşa edilmesi için anlaşma yapılan taşınmazların şüpheliye devrinin hiç gerçekleşmediğinin ortaya çıktığı, bu itibarla şüphelinin tapu kayıtlarını kasten gerçeğe aykırı düzenleme, üzerinde hiçbir malvarlığı olmamasına rağmen müşteki lehine bono ve adi yazılı sözleşmeler düzenleme şeklindeki hileli eylemleri atılı dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia edilerek şikayetçi olunması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelinin üzerine atılı eylemin hukuki anlaşmazlık kapsamında olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şüphelinin kendisi adına kayıtlı olduğunu iddia ederek buna ilişkin tapu belge suretlerini müştekiye gönderdiği belirtilen (üzerine villa inşa edilmesi kararlaştırılan) Aydın İli, Kuşadası İlçesi, ... Köyü 142 ada 14 parsel ve 142 ada 15 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının temin edilmesi suretiyle, toplanacak deliller ve yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelinin Aydın İli Kuşadası İlçesi ... Mahallesi 142 Ada 14 ve 15 numaralı Parsellerde bulunan taşınmazları kendi adına satın aldığını ve bu arazilere villa inşa edeceğini söyleyerek şikâyetçiye sahte tapu senetleri göstermek suretiyle güven telkin ettikten sonra, hem bu arazilere yapılacak villa, hem de İzmir İli Çeşme İlçesi ... Mahallesi 109 Ada 1 Numaralı Parselde bulunan taşınmazın 1/4 hissesinin devri amacıyla farklı zamanlarda toplamda 600.000,00 TL para aldığının, teminat olmak üzere de 2 adet 250.000,00 TL ve 500.000,00 TL bedelli bono düzenleyerek şikâyetçiye verdiği halde üzerine kayıtlı herhangi bir malvarlığı bulunmadığı için bonoların tahsil edilemediğinin, şüphelinin bu suretle şikâyetçiyi dolandırdığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; Aydın İli Kuşadası İlçesi ... Mahallesi 142 Ada 14 ve 15 numaralı Parseller ile İzmir İli Çeşme İlçesi ... Mahallesi 109 Ada 1 Numaralı Parselde kayıtlı bulunan taşınmazların aidiyet bilgilerinin ilgili tapu müdürlüklerinden getirtilmesi ve bahse konu taşınmazların sözleşme tarihlerinde şüpheli adına kayıtlı olup olmadığının belirlenmesi, suça konu tapu senedi asıllarının şikâyetçi vekili ve şüpheliden de sorulmak suretiyle temin edilmeye çalışılması, Aydın İcra Dairesinin 2020/18902 Esas sayılı dosyası ile uyuşmazlık konusu olaya ilişkin taraflar arasında devam eden başkaca hukuk/icra dosyası bulunup bulunmadığı araştırılarak, tespiti halinde bu dosyaların getirtilip incelenmesi ve soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, 06.11.2017 tarihli sözleşmede imzası bulunan Gülşehir Mutlu'nun olayla ilgili bilgisine başvurulması, şüpheli hakkında benzer eylemleri nedeniyle başkaca soruşturmalar bulunup bulunmadığı da belirlenerek başlangıçtan itibaren suç kastıyla hareket edip etmediğine ilişkin bir değerlendirme yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, "...müşteki taraf şüphelinin resmi belgede sahtecilik yaparak müşteki lehine tapu devrinin yapıldığına dair tapu senetlerinden bahsetmiş ise de müşteki vekili tarafından dosyaya sunulan tüm tapu kayıtlarının şüpheli Zülkefil Değirmenci adına kayıtlı olduğu müşteki taraf lehine bir tapu devrine dair kayıt yer almadığı, müşteki taraf şüphelinin dolandırıcılık suçunu işlediğini beyan etmiş ise de şüpheli tarafça müşteki tarafa senet tanzim edilmesi, yazılı sözleşme tanzim edilmesi, yükümlülüklerine aykırı hareket etmediği sadece gecikme olduğu ki bu hususun ancak hukuki bir mahiyet teşkil ettiği görülmektedir. Türk Ceza Hukukumuzda dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarından olan hile unsurunun ortaya konamadığı, şüpheli Zülkefil Değirmenci tarafından müştekiye yöneltilen esaslı bir hilenin varlığının olmaması ve tüm bu hususlar gereğince taraflar arasında hukuki bir anlaşmazlığın olduğu, Türk Ceza Hukukumuz anlamında gerçekleşen bir suçun varlığından bahsedilemeyeceği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Aydın 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 30.03.2021 tarihli ve 2021/1405 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!