11. Ceza Dairesi 2023/5501 E. , 2024/7951 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2021/3652 Değişik İş
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
İNCELEME KONUSU KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.06.2021 tarihli ve 2021/13715 Soruşturma, 2021/50467 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 26.07.2021 tarihli ve 2021/3652 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 26.07.2021'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 16.08.2023 tarihli ve 2022/32803 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94334 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94334 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği,
Dosya kapsamına göre, müştekiler vekilinin 11/12/2020 tarihli dilekçesi ile şüpheli ...'nin müştekilere karşı, müştekilerin murisi ...'in kendisine 450.000,00 Türk lirası borçlu olduğundan bahisle alacak davası açtığını, dosyanın İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/683 esasında derdest olduğunu, şüpheli ...'in müteveffa ... ile arsa satışı konusunda haricen anlaşma yaptığını ve bu anlaşmaya istinaden müteveffaya ait banka hesabına 450,000,00 Türk lirası yatırdığını buna karşın tapuda devrinin yapılmadığını ileri sürdüğü, şüpheli ...'in müteveffa adına Türkiye İş Bankası Ziverbey Şubesi'nde açılan banka hesabına 28/06/2016 tarihinde saat 14:25'te "Sarıyer arsa alım" açıklamasıyla 450.000,00 Türk lirası yatırdığı, bu işlemden sadece 6 dakika sonra söz konusu paranın müteveffanın verdiği ileri sürülen yazılı talimata istinaden şüpheli ...'in çalışanı şüpheli ... tarafından çekildiği, işlem tarihinde kanser hastası olan müteveffanın Maltepe'de bulunan evinden kalkarak şüpheli ...'in sürekli kullandığı bir şubede hesap açtırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, şüphelilerin sahte belgelerle kendi içlerinde yapmış oldukları para alış verişi ile müteveffayı borçlu göstererek haksız kazanç elde etmeye çalıştıkları ve müteveffanın mirasçıları olan müştekileri dolandırmaya çalıştıklarından bahisle suç duyurusunda bulunması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca müteveffa adına açılan hesap sözleşmesindeki imzalar ile müteveffa tarafından para çekimine ilişkin verilen yazılı talimattaki imzaların müteveffanın el ürünü olması, talimat üzerindeki el yazılarının şüpheli İlkay'a ait çıkmış ise de müteveffanın bilgisi dışında doldurulduğuna dair delil olmaması ve ayrıca müteveffa tarafından imzalanmış belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delille ispatlanması gerektiği, özel belgede sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, dolandırıcılık suçundan da şüpheliler haklarında kamu davası açmaya yeterli delil bulunmadığından bahisle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de;
Somut olayda, şüpheli ...'nun 08/02/2021 tarihli ifade beyanında kendisinin ve Zülküf Kişmir adlı kişinin şüpheli ...'in sözlü talimatıyla İş Bankası Ziverbey Şubesi'nden tutarını hatırlamadığı nakit parayı çekerek mütevaffaya elden teslim ettiklerini, zarfın içindeki paranın küçük bir miktar olduğunu, ancak banka tarafından kendisine kesinlikle 450.000,00 Türk lirası tutarında bir para verilmediğini beyan etmesi karşısında, beyanda geçen Zülküf Kişmir adlı kişinin ayrıntılı beyanına başvurulması, müştekiler vekilinin şikayet dilekçesinde belirttiği, şüpheliler hakkında benzer olay sebebiyle açıldığı iddia edilen İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/17988 soruşturma sayılı dosyasının dosya içerisine celbedilerek incelenmesi, şüphelilerin dosyadaki eylemlerinin başlangıçtan beri önceden planlayıp gerçekleştirilen yoğun ve ustaca sergilenen nitelikli yalan ile hile boyutuna ulaşan davranışlarla kendilerine haksız çıkar sağlanması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının belirlenmesi açısından ifadesine başvurulmayan şüpheli ...'in ayrıntılı ayrıntılı ifadesinin alınarak taraflar arasında ne şekilde bir sözleşme ilişkisi kurulduğunun belirlenmesi, suç kastının ortaya çıkarılması açısından şüpheliler haklarında inceleme konusu dosya ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/17988 soruşturma sayılı dosyası dışında da, benzer neviden soruşturmalar olup olmadığının tespiti ve benzer türden eylemler dolayısıyla mağdur olan diğer şahısların da araştırılarak beyanlarının alınması suretiyle, isnat edilen suça ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yarar her türlü delilin resen ve etraflıca araştırılarak ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerin iştirak halinde hareket ederek şikâyetçilerin murisi olan müteveffa ... adına Türkiye İş Bankası Ziverbey Şubesinde bilgi ve rızası dışında hesap açtırdıklarının, şüpheli ...'nin bu hesaba 450.000,00 TL para gönderdiğinin ve bu paranın sahte olarak düzenlenen talimat yazısı ile şüpheli ... tarafından çekildiğinin, ...'in ölümünden sonra şüpheli ...'nin arsa satışı amacıyla gönderdiğini beyan ettiği paranın satışın gerçekleşmemesi nedeniyle iadesi talebiyle şikâyetçiler aleyhine dava açarak menfaat temin etmeye çalıştığının iddia olunması karşısında; şüpheli ...'nin olayla ilgili ifadesinin alınması, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/863 Esas sayılı dosyasının akıbetinin araştırılması, şüpheli ...'nun ifadesinde ismi geçen Z.K. isimli kişinin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek olayla ilgili bilgisine başvurulması, şüphelilerin benzer eylemleri nedeniyle başkaca soruşturma dosyaları olup olmadığı araştırılarak, tespiti halinde bu dosyaların ve şikâyetçiler vekilinin dilekçelerinde bildirdiği İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/17998 Soruşturma sayılı dosyasının getirtilip incelenmesi ve soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, sahte olduğu iddia olunan bankacılık sözleşmesi, talimat yazısı ile müteveffanın ve şüphelilerin mukayeseye esas imza-yazı örnekleri gönderilerek İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi'nden yeniden rapor aldırılması, şüpheli ...’nin Türkiye İş Bankası Ziverbey Şubesinde hesabının bulunup bulunmadığı sorularak, bulunduğunun tespiti halinde 28.06.2016 tarihine ait hesap hareketlerinin dosyaya celp edilmesi, yine şikâyetçiler vekilinin 22.01.2024 tarihli dilekçesinde belirtilen İstanbul 5. İdare Mahkemesinin 2023/2410 Esas sayılı dosyası ve bu davaya dayanak teşkil eden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Raporu da getirtilerek, elde edilecek deliller doğrultusunda ilgili Banka şubesi çalışanlarına yönelik iddialar hakkında da değerlendirme yapıldıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, "... şüpheli İlkay'ın söz konusu parayı çekerek müteveffaya teslim ettiğine yönelik savunmalarının aksine dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmaması, müteveffa adına açılan hesap sözleşmesindeki imzalar ile müteveffa tarafından para çekimine ilişkin verilen yazılı talimattaki imzaların müteveffa eli ürünü olması, kaldı ki her ne kadar yazılı talimat üzerindeki el yazıları Bilirkişi raporuna göre İlkay'a ait çıkmış ise de, müteveffanın bilgisi dışında doldurulduğuna yönelik herhangi bir delil bulunmaması, ayrıca söz konusu iddia kapsamında, iddia sübut bulsa dahi müteveffa tarafından imzalanmış belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğunun yazılı delil ile ispat edilmesi gerekmesi ve dosya kapsamında da anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğuna yönelik delil bulunmaması hususları birlikte gözetildiğinde, söz konusu hesabın müteveffa tarafından açıldığı, yine yazılı talimatın da müteveffa tarafından verildiğinin kabulünün gerektiği, bu itibarla Özel Belgede Sahtecilik suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, açıklanan nedenlerle şüpheliler hakkında üzerilerine atılı Dolandırıcılık suçundan da haklarında kamu davası tanzimine yeter delil elde edilemediği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 9. Sulh Ceza Hakimliğinin, 26.07.2021 tarihli ve 2021/3652 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!