WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/5494 E.  ,  2024/7952 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2022/4204 Değişik İş
SUÇ : Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.03.2022 tarihli ve 2021/228081 Soruşturma, 2022/50414 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 13.06.2022 tarihli ve 2022/4202 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 13.06.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 17.08.2023 tarihli ve 2022/31775 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94337 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94337 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin, 29/11/2021 tarihli dilekçesi ile daha önceden tanışıklığı bulunan şüpheli ... aracılığıyla dava, icra ve tapu işlemlerini yürütmesi amacıyla kendisine avukat olarak tanıtılan ... isimli şahıs ile tanıştığı, şüphelilerin kendilerini devlette üst düzey tanıdıkları olan şahıslar olarak tanıttıklarını, kendisini Avukat ... olarak tanıtan kişinin hem hukuk davalarını çözmek hem de çeşitli krediler çıkarmak amacıyla kendisinden para istemesi üzerine şüpheliler ... ve ...'ın banka hesaplarına ...'a verilmek üzere para gönderdiğini, ayrıca şüpheli ... aracılığıyla tanışmış olduğu ve devlet tarafından ticari işletmelere verilen kredi ve teşvik primlerinden kendisini ve şirketini yararlandıracağını söyleyen ... lakaplı kişiye verilmek üzere de şüpheli ... hesabına para gönderdiğini, toplamda yaklaşık olarak ... için 1.000.000,00 Türk lirası, ... lakaplı kişi için de 1.000.000,00 Türk lirası ödeme yapmasına rağmen şüphelilerin vaad edilen hususlar noktasında herhangi bir işlem yapmayarak kendisini dolandırdıklarını belirterek şikâyetçi olması üzerine, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheliler tarafından mağdura yönelik söz ve davranışların mağdurun inceleme olanağını kaldıracak nitelikte hile boyutunda olmayıp, basit yalan düzeyinde kaldığı, olayın bu hali ile taraflar arasında kurulan sözleşmeden kaynaklı alacak borç ilişkisinden ibaret olduğu, bu nedenle eylemin dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturmayıp taraflar arasındaki ihtilafın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, şüpheliler ... ve ...'nin beyanlarından kendisini Avukat ... olarak tanıttığı anlaşılan şüpheli ...'ye dosya içerisindeki mesaj kayıtlarının sorularak müşteki ile aralarındaki hukuki ve ticari ilişkinin belirlenmesi, şüpheli ...'nin beyanına göre kendisini ... olarak tanıttığı anlaşılan ...'ın soruşturmaya dahil edilerek ifadesinin alınması, müşteki ile şüpheliler arasındaki ticari ilişkiye ait mal ve para akışını gösteren tüm kayıtların ve müşteki ile şüpheliler arasındaki ve şüphelilerin kendi aralarındaki para transferlerini gösteren banka kayıtlarının dosya arasına alınması, müştekinin şikayet dilekçesinde bildirdiği tanıklarının dinlenmesi ile dosya arasında yer alan mesaj kayıtlarının şüphelilerden ayrı ayrı sorulması suretiyle toplanacak delillerin sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin önceden tanıdığı şüpheli ... aracılığıyla kendisini avukat olarak tanıtan ... ve "..." lakaplı kişiler ile tanıştığının, devam eden icra, dava ve tapu işlemlerinin yürütülmesi, devlet tarafından ticari işletmelere verilen bir kısım teşvik, kredi ve primlerden faydalanmak ve yurt dışından vergisiz otomobil getirterek Türkiye'de satmak gibi işler için bürokraside üst düzey tanıdıkları olduğunu söyleyen şüphelilere, bir bölümü şüphelilerden ...'ın hesabına olmak üzere, farklı zamanlarda yaklaşık 2.000.000,00 TL para yatırdığının ve bir süre sonra dolandırıldığını anladığının iddia olunması karşısında; dosyaya ibraz edilen whatsapp mesajlaşma ekran görüntüleri doğrultusunda, 5271 sayılı Kanun'un 148 inci maddesinin beşinci fıkrası da dikkate alınarak, şüphelilerin Cumhuriyet savcısı tarafından yeniden ifadelerinin alınması, şüpheli ...'nin şikâyetçiye kendisini Avukat ... olarak tanıtan kişi olup olmadığının belirlenmesi amacıyla usulüne uygun olarak teşhis işlemi yaptırılması, şüpheliler ile şikâyetçinin suç tarihlerine ait banka hesap hareketlerinin getirtilip incelenmesi, "..." lakaplı şüphelinin gerçek adının ... olduğunun bildirilmesi nedeniyle, bu kişinin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilerek şüpheli sıfatıyla ifadesine başvurulması, şikâyet dilekçesinde isimleri bildirilen K.K., A.A. ve E.Y.'nin olaylarla ilgili tanık olarak beyanlarının alınması, şüpheliler ve şikâyetçinin suç tarihlerindeki HTS kayıtları temin edilerek, bu kayıtlar ile dosyaya ibraz edilen mesajlaşma dökümleri ve banka hesap hareketlerinin karşılaştırılmasından sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, "...müştekinin şikayetine konu olayda müştekinin beyanı uyarınca şüpheli veya şüpheliler tarafından mağdura yönelik söz ve davranışların mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hile boyutunda olmayıp, basit yalan düzeyinde kaldığı, olayın bu hali ile taraflar arasında kurulan sözleşmeden kaynaklı alacak borç ilişkisinden ibaret olduğu, bu nedenle eylemin dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturmayıp taraflar arasındaki ihtilafın hukuk mahkemelerinde halli gereken hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, 13.06.2022 tarihli ve 2022/4202 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.06.2024 tarihinde karar verildi.