WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 21 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/5131 E.  ,  2024/7970 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2022/1992 Değişik İş
SUÇ : Açığa imzanın kötüye kullanılması
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Adana Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.01.2022 tarihli ve 2021/51981 Soruşturma, 2022/3072 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Adana 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.05.2022 tarihli ve 2022/1992 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 09.05.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.07.2023 tarihli ve 2023/7444 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90195 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90195 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, müştekinin, 2011 yılında şüpheli şirkette sigortalı olarak işe başladığı, işe başladığı sırada boş senet talep edilmesi üzerine, çalışmak zorunda olması nedeniyle boş bir senedi imzalayarak şirkete verdiği, 2021 yılı Haziran ayında şirketten ayrılmak amacıyla istifa etmesini müteakip, verdiği boş senet gerçeğe aykırı olarak doldurulmak suretiyle kendisi aleyhine 125.000,00 Türk lirası bedelli senet üzerinden icra takibi başlatılması nedeniyle şikayetçi olunması üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı, senet üzerindeki imzanın müştekiye ait olup başkaca bir delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Müştekinin şüpheli şirkette işe başlarken boş bir senet imzalayarak verdiğini, ancak senedin müştekiler tarafından gerçeğe aykırı şekilde doldurulduğunu iddia ettiği somut olayda senet üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmesine rağmen Adana Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen rapor ile senet üzerinde sadece imza incelemesi yaptırılarak imzanın müştekinin de kabul ettiği gibi müştekiye ait olduğunun belirlendiği, yazı incelemesinin ise yaptırılmadığı,
Şüphelinin Emniyet Müdürlüğünde verdiği 08/07/2021 tarihli beyanı ile senedin müşteki tarafından doldurulmuş şekilde şirkete verildiğini ve şirketin müşteki tarafından dolandırıldığını beyan etmiş ise de, senedin dayanağı olan alacak ilişkisi ile ilgili bir ifadesinin bulunmadığı, yine şirketin sigortalı olarak çalışmakta olan bir çalışanından 125.000,00 Türk lirası bedelli bir senet alma sebebinin de açıklattırılmadığı, yine şirketin söz konusu senet bakımından kayıtlarının incelenmediği, taraflar arasında Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/154 değişik iş sayılı kararı ile müştekinin, şirketin çalışanı olması nedeniyle ihtiyati haciz kararının kaldırıldığı belirtilmesine rağmen söz konusu dosyanın da incelenmediği anlaşılmakla, belirtilen eksik hususların temin edilerek, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumun takdir ve tayin edilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği gözetilmeden, soruşturmanın genişletilmesi yerine, itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.

3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 2011 yılında ... Turizm Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'de sigortalı olarak çalışmaya başlayan şikâyetçinin, işe girerken teminat olmak üzere boş bir senedi imzalayarak şüphelilere teslim ettiğinin, 2021 yılının Haziran ayında işten ayrıldıktan sonra işçilik alacaklarının ödenmesini talep etmesi nedeniyle şüpheliler tarafından bu senedin boş kısımlarının doldurularak keşide tarihi 27.01.2021, vade tarihi 01.06.2021 olan 125.000,00 TL bedelli bono haline getirilerek şikâyetçi aleyhine icra takibine konu edildiğinin iddia olunması karşısında; şüphelilere isnat olunan eylemin, bir bütün halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 209 uncu maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen açığa imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.03.1989 tarihli ve 1988/1 Esas, 1989/2 Karar sayılı ilamı ile buna uyan Dairemizin yerleşik içtihadına göre, boş kağıdın anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispatı zorunlu olup, bu hususta soruşturma kapsamında elde edilen yazılı delil bulunmadığı gibi, yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilebilecek herhangi bir belgenin de elde edilemediğinin anlaşılması karşısında, şüpheliler hakkında "...resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlamalarının müşteki iddiasına dayalı soyut beyandan ibaret kaldığı, zira alınan kriminal inceleme raporunda borçluya ait imzaların müştekinin el ürünü olduğunun tespit edildiği, şüphelinin üzerine atılı bedelsiz senedi kullanma suçu yönünden müşteki iddiası dışında herhangi bir bilgi belge veya delilin elde edilemediği, dosya içeriğinden bu konuda sadece müşteki beyanının bulunduğu, şüphelinin iddiaları kabul etmediği, savunmanın aksine herhangi bir delil elde edilemediği, taraflar arasındaki husumetin bu hal ile alacak verecek meselesine konu husumet oluşturduğu kanaatine varıldığı, dosya içeriği, delil durumu, şüpheli savunmasının müştekiyi doğrulamadıkları, bu kapsamda dava açmayı gerektirir nitelikte ve yeterlilikte somut bir delilin elde edilemediği..." şeklindeki gerekçeyle verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı cihetle, sonucu itibarıyla doğru olan karara yönelik itirazın reddine dair karar usul ve yasaya uygun olup, ihbarnamede belirtilen düşünce yerinde görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
7. UYAP üzerinden yapılan incelemede; Mersin 9. İş Mahkemesinin, 15.02.2024 tarihli 2023/294 Esas, 2024/107 Karar sayılı kararıyla taraflar arasındaki suça konu bonodan kaynaklanan menfi tespit davasının kabulüne karar verildiğinin ve bu kararın henüz kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, kararın kesinleşmesini müteakip 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "yeni delil" niteliğinde olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması hususunda gereğinin mahallinde takdir ve ifası mümkün görülmüştür.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.06.2024 tarihinde karar verildi.