WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 06 Temmuz 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/5128 E.  ,  2024/6831 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2022/5041 Değişik İş
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.06.2022 tarihli ve 2021/2575 Soruşturma, 2022/10941 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 15.02.2023 tarihli ve 2022/5041 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 15.02.2023'de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.07.2023 tarihli ve 2023/9725 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90832 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90832 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre, müşteki şirket vekilinin şikayeti üzerine başlatılan soruşturma sonunda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca suça konu belgenin aslının temin edilemediği, suret üzerinden inceleme yapılarak belgenin sahteliğinin tespit edilmesinin de mümkün olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
Somut olayda bilgi sahibi ...'in müşteki şirket vekilinin kendilerine CE belgesi doğrulaması için mail attığını, kendisinin de maile cevaben ... Medikal Tıbbi Malzeme San. ve Tic. Ltd. Şti. adına başdenetmen olarak çalıştığı firma tarafından herhangi bir CE belgesi düzenlenmediğini, çalıştığı firmanın adının kopyalanarak taraflarına sahte bir CE belgesi çıkartıldığının anlaşıldığına ilişkin mail attığını beyan etmesi, şüpheli ...'in ifadesinde, şüphelilerden ...'a ait firmada çalıştığını, müşteki firmaya maske satışı yaptığını, işbu alış veriş kapsamında müştekinin talep etmesi üzerine çalıştığı ... Firmasına ait CE belgesini müşteki şirkete mail attığını kabul etmesi, öte yandan şüpheli ...'ın ... Medikal Firmasının sahibi olduğunu, maske satışı konusunda müşteki şirket ile şüpheli ...'in anlaştığını, alıcı firmanın CE belgesi istemesi üzerine şüpheli ...'e firmalarına ait belgeyi gönderdiğini, fakat daha sonra belgenin geçersiz olduğunu anlayıp belgeyi kullanmaması için şüpheli ...'i uyardığını açıkça ikrar ettiği nazara alındığında, dosyada mevcut suret CE belgesinin ... Muayene ve Eğitim Hizmetleri A.Ş. tarafından düzenlenmediği, bu durumda anılan belgenin sahte olduğu, atılı suçun işlendiğine ilişkin şüphelilerin tevil yollu ikrarı, müşteki firmanın ihraç etmek üzere satın aldığı maskelerin aslında CE belgesinin olmadığının ve bu nedenle maddi kayba uğratıldığının anlaşılması karşısında, dosyadaki mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu ve bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. "
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2008 tarihli ve 49/219 sayılı kararında da açıklandığı üzere, ceza yargılamasının amacı somut gerçeğin ortaya çıkarılması olup, bunun için başvurulan kanıtlama araçlarından biri de belgelerdir. Yargılama makamları suç isnadı nedeniyle oluşan uyuşmazlığı çözümlerken ele geçirilen ve kendiliğinden getirilen ya da iddia ve savunma doğrultusunda sunulan belgelerin aldatma kabiliyetini denetlemek durumundadırlar. Aldatma kabiliyetinin denetlenebilmesi için, belgenin aslının veya bunun olanaklı olmaması halinde de aslına uygunluğu yetkili makam veya kişilerce onaylanmış örnek ya da kopyalarının dosyaya konulması gerekir. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2003 tarihli ve 232/250 sayılı kararında da açıklandığı üzere, suça konu belgenin fotokopi olması durumunda hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmayacağı, aslı bulunamayan belgelerin aldatma niteliği bulunup bulunmadığının da tespit edilemeyeceği ve fiili iğfalin de aldatıcılık niteliğini göstermeyeceği kabul edilmektedir.
7. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçi vekilinin 19.01.2021 tarihli şikâyet dilekçesinde, şüpheli ... ile şikâyetçi şirket arasında ticari ilişki bulunduğunun, bu ilişki kapsamında yurt dışına ihraç edilmek amacıyla satın alınan malların CE belgeli olması gerektiğinin bildirilmesi üzerine şüpheli tarafından mail yoluyla gönderilen suça konu belgenin sahte olduğunun iddia edilmesi üzerine yürütülen soruşturma kapsamında, yapılan tüm araştırmalara rağmen belge aslının temin edilemediği ve aslı ele geçirilemeyen belgeler hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığından aldatma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının da tespit edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında; Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.06.2022 tarihli ve 2021/2575 Soruşturma, 2022/10941 Karar sayılı sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında yer alan "...suça konu belgenin aslının temin edilemediği, müşteki şirket vekilince fotokopisinin dosyaya ibraz edildiği, bu şekilde belge üzerinde inceleme yaptırılamadığından sahte olup olmadığı, iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı hususunun kesin olarak tespit edilemediği..." şeklindeki gerekçede herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı cihetle, bu karara yönelik itirazın reddine dair merci Denizli 2. Sulh Ceza Hakimliğinin, 15.02.2023 tarihli ve 2022/5041 Değişik İş sayılı kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirlenmekle, kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
8. Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.06.2022 tarihli ve 2021/2575 Soruşturma, 2022/10941 Karar sayılı sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında; şikâyetçi vekilinin, kendilerine mail yoluyla gönderilen CE belgesine güvenerek şüpheliler ... ve ... ile ticari ilişki kurduklarına, belgenin sahte olması nedeniyle satın aldıkları malları ihraç edemedikleri ve maddi olarak zarara uğradıklarına yönelik iddialarına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı belirlenmiş; soruşturmanın bu iddialarla ilgili kısmı yönünden mahallinde bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.

III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,

Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.05.2024 tarihinde karar verildi.