WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 16 Haziran 2026

YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ

A- A A+

11. Ceza Dairesi         2023/4790 E.  ,  2024/7911 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/610 Değişik İş
SUÇ : Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı
KARAR : İtirazın reddi kararı
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması

Hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.07.2019 tarihli ve 2016/27 Esas, 2016/349 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/610 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 10.09.2019’da kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.07.2023 tarihli ve 2021/14326 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.09.2023 tarihli ve KYB-2023/82657 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.09.2023 tarihli ve KYB-2023/82657 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan sanık ...'nın, 159 müştekiye yönelik eyleminden ayrı ayrı mahkûmiyetine, 145 müştekiye yönelik eyleminden beraatine dair Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/12/2016 tarihli ve 2016/27 esas, 2016/349 sayılı kararının Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 24/03/2017 tarihli ve 2017/332 esas, 2017/339 sayılı kararı ile 146 müştekiye yönelik eylemi sebebiyle verilen mahkûmiyet hükümlerinin istinaf başvurusunun esastan reddine ve 15 müştekiye yönelik eylemi sebebiyle verilen mahkûmiyet hükmü ile 3 müştekiye yönelik eylemi sebebiyle verilen beraat hükmünün bozulmasına karar verilmesini müteakip, yeniden yapılan yargılama sonucu sanığın; 6 müştekiye yönelik eyleminden ayrı ayrı mahkûmiyetine, 13 müştekiye yönelik eylemi sebebiyle ise beraatine ilişkin Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 02/05/2017 tarihli ve 2017/113 esas, 2017/111 sayılı kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesini müteakip, hükümlü müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/10/2018 tarihli ve 2016/27 esas, 2016/349 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16/10/2018 tarihli ve 2018/733 değişik iş sayılı kararının, Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 04/03/2019 tarihli ve 2019/967 esas, 2019/1596 karar sayılı ilâmı ile kanun yararına bozulmasını müteakip, yapılan inceleme sonucunda, hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/07/2019 tarihli ve 2016/27 esas, 2016/349 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/09/2019 tarihli ve 2019/610 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/07/2019 tarihli ek kararı ile hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebinde ileri sürülen hususların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311. maddesindeki şartları taşımadığı, yargılamanın yenilenmesini gerektirir yeni bir durum ortaya çıkmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ise de, sanığın yöneticisi olduğu şirketin gerçekten menfaat temin edip etmediğinin tespiti açısından mağdurların yaptıkları ödeme, varsa aldıkları iade bedeli düşülerek hesaplanıp sanığın proje için yaptığı giderler (arsa bedeli, harfiyat ve temel kazısı ile proje hazırlanma vb. masraflar) arasındaki farkın hesaplanması ve menfaat olup olmadığının tespiti açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, ... Projesi'nin arsası olarak bilinen parsellerin ihale ile satışının yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise bu satışın kime yapıldığının Yakutiye Belediyesinden sorularak tespit edilmediği, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in tanık olarak dinlenmeleri gerektiği ve mağdurların zararlarının karşılanıp karşılanmadığı konusunda tüm mağdurları kapsayan bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, arsa satış işlemine ilişkin taraflar arasındaki çek alışverişi ve banka hareketleri konusunda rapor alınmaması hususlarının hükümlü müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak yapıldığı, bu dayanakların kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen delil olduğu cihetle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. ... İnşaat Anonim Şirketi'nin Yönetim Kurulu Başkanı olan hükümlü hakkında, çok sayıda mağdura yönelik olarak Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının farklı tarihli iddianameleri ile ... City, ... 4 ve ... olarak adlandırılan projelere ilişkin ödemelerin gerçekleştirilmesine rağmen, vaadedilen taşınmazların yapılmadıkları ve teslim edilmedikleri iddiasıyla tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan açılan kamu davalarının birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılamada; Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2016 tarihli ve 2016/27 Esas, 2016/349 Karar sayılı kararı ile; ... City ve ... 4 projelerine ilişkin açılan kamu davalarından beraat, ... projesine ilişkin ise ; "... sanığın çalışma yapılacağına dair duyurular yaparak hatta bir arsanın etrafını çevirip burada temel kazısı çalışması yaparak çok uygun fiyatlarla taşınmaz satışı işini halka duyurduğu ve buradan sayısı belli olmamakla birlikte yüzlerce kişiye taşınmaz satışı yaptığı, Mahkememizce Yakutiye Belediyesinden sorulması üzerine Yakutiye Belediyesinin sanığın şirketi ile yapılmış bir sözleşme olmadığının bildirdiği ancak mağdur beyanlarından ve tapu kayıtlarından anlaşıldığına göre, Yakutiye İlçesi ... Mahallesi 184 Ada 131 Parsel ve 184 Ada 132 Parsel sayılı taşınmazlar üzerinde bu çalışmanın yapılmasının planlandığı, taşınmazların tapuda ... adına kayıtlı olduğu, sonradan birinin ...'a birinin ise ...'e satıldığı, ...'ın sonradan vefat ettiği, müdahillerin ise sanığın şirketinin ihale yasaklısı olması sebebiyle taşınmazları ... adına aldığını iddia ettikleri, ancak resmi kayıtların bu iddiaları desteklemediği ve Yakutiye Belediye Başkanlığınca sanığın şirketi ile yapılmış bir sözleşmenin ya da ihalenin olmadığının bildirildiği, sanığın yönetim kurulu başkanı olduğu ... İnşaat A.Ş.'nin daha önce yapmış olduğu inşaatlardan kaynaklı referansa güvenerek ... projesini halka duyurup ve ilanlar yapmasından sonra çok uygun fiyatlarla (çoğunlukla 40.000,00 TL-45.000,00 TL arası) 160 metrekarelik bahçe kat ibareleri yer alan adi yazılı sözleşmelerle genellikle 45.000 TL üzerinden bazı hallerde ise 32.000 TL'ye kadar düşecek şekilde peşin tahsilat yaparak daire yapıp satacağına dair adi yazılı sözleşmeler yapmak suretiyle müşteri temin ettiği ve genellikle tahsilatları peşin olarak yaptığı, sözleşmelerin özellikle 2014 yılının ilk aylarında başladığı ve belediye başkanlığı seçimlerinin yapıldığı 30.03.2014 tarihinden sonra da sözleşmelerin yapılmasına devam edildiği, ancak bu proje için sanık ya da şirketi adına bir arsa bulunmadığı gibi her hangi bir projenin de çizdirilmediği, tamamiyle geçmişten gelen ticari itibar (Kredibilite) kullanılarak sözleşmelerin imzalandığı, sonradan bu projeyle ilgili her hangi bir inşaat çalışması da yapılmadığı, ... projesi alanından daire almak isteyen ve sözleşme yapan kişilerin genellikle ekonomik yönden güçsüz olan işçi, memur, esnaf ya da ev hanımı gibi kişilerin oldukları, zira 160 metrekarelik dairelerin 40.000-45.000 TL'ye satılacak olmasının vatandaşlarca çok cazip olarak kabul edildiği ve bu projenin bu sebeple fazla rağbet gördüğü, müdahillerin zararlarının giderilmediği, çok sayıda kişiye kaç adet yapılacağı belli olmayan, kime hangi bloktaki hangi dairenin verileceği belli olmayan bahçe kat sattığı, ... City projesindekinin aksine kime hangi katın verileceğinin belli olmadığı, projenin çizilmemiş olduğu, her hangi bir ruhsat alınmadığı, ... City projesinde olduğunun aksine burada belediye ile yapılmış ortak bir çalışmanın olmadığı, sanığın diğer projelerden farklı olarak ... Projesi adıyla halka duyurduğu proje alanında başından beri müşterilerden haksız menfaat elde etmek amacıyla hareket ettiğini gösterdiği, böylece sanığın ... projesinden daire almak için sözleşme imzalayan müştekiler ve müdahillerden, tacir sıfatıyla yetkilisi olduğu şirket adına hareket ederek ticari faaliyeti sırasında haksız menfaat temin ettiği, her ne kadar sanık müdafii tevsii tahkikat talebinde bulunmuş ise de; sanığın müşteki ve müdahillerle ilgili sözleşmelere ve onların beyanlarında geçen miktarlara bir itirazı olmadığından, genel uygulama adi yazılı sözleşme ile satışa ilişkin olup adi yazılı sözleşmelerde satış miktarları belli olduğundan, ... Şirketinin genel uygulamasının peşin tahsilat şeklinde olduğu görüldüğünden ve sanığın iddianamelerde belirtilen mağdurlarla ilgili olarak bilirkişi incelemesini gerektirecek bir savunmasının olmadığı anlaşıldığından ve tahsilatları kabul edip elinde olmayan sebeplerle inşaatları tamamlayamadığını hatta zararı gidermek istediğini belirttiğinden hesap konusunda bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek duyulmadığı, yine aynı dilekçede Yakutiye Belediye Başkanı ... tarafından ... Projesi için ihaleyle ilgili basına demeç verildiği belirtilmiş ise de bu belediyeden Mahkememizce iki defa sorulduğu ve ... Şirketi ile belediyeleri arasında bir sözleşme yapılmadığı bildirildiğinden başka bir araştırma yapılmasına gerek duyulmadığı, iflasın ertelenmesiyle ilgili karar dava dosyasında mevcut olup Mahkememizce verilen mahkumiyet kararı sanığın mevcut mallarını kaçırdığı gerekçesine dayanmadığından sanık müdafiinin bu konudaki talebiyle ilgili bir araştırma yapılmasına gerek olmadığı, hukuk mahkemelerinde görülen davaların araştırılması istenilmiş ise de bu davaların genellikle sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davaları ya da mülkiyet tespiti davaları olduğu ve Mahkememizdeki karara etki edecek nitelikte bulunmadıkları düşünülerek bu dosyaların ayrıca incelenmesine gerek duyulmadığı, ... Mühendislik yetkilisi ... Mahkememizce dinlenilmiş olup yeniden dinlenilmesini gerektiren bir hususun bulunmadığı, yine ... Proje alanında kazı ruhsatı düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması istenilmiş ise de Mahkememizce resmi yazıyla belediyeden sorulmuş ve Yakutiye Belediyesi bir ruhsat başvurusu olmadığını bildirdiğinden, bu konuda yeniden araştırma yapılmasına gerek duyulmadığı..." gerekçesiyle mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, verilen kararların istinaf edilmesi üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 24.03.2017 tarihli ve 2017/332 Esas, 2017/339 Karar sayılı kararı ile; bir kısım mahkûmiyet ve beraat hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi suretiyle kesinleştirilmesi, bir kısmı yönünden ise bozulmasına karar verilmesini müteakip, Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.05.2017 tarihli ve 2017/113 Esas, 2017/111 Karar sayılı kararı ile yeniden verilen beraat ve mahkûmiyet hükümlerinin istinaf edilmeksizin kesinleştiği belirlenmiştir.
2. Hükümlü müdafii 06.09.2018 havale tarihli dilekçesi ile; "...hükümlünün yöneticisi olduğu şirketin konut satışlarının büyük çoğunluğunun Şubat 2014 tarihinde yapıldığını, bu tarihte ekonomik ve bürokratik bir sıkıntısının olmadığını, bahse konu sıkıntıların 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimler sonrası Belediye Başkanı değişikliğini müteakip gündeme gelen ruhsat sorunu ile başladığını, bu yönde beyanda bulunabilecek tanıkların olduğunu, Belediyeden ihale evrakları istenip incelendiğinde görüleceği üzere, inşaatın yapılacağı ve üzerinde harfiyat çalışması yapılan arsanın ... tarafından Yakutiye Belediyesinden ihale ile alındığını ve hükümlüye bedeli karşılığı çek verilerek satışının yapıldığını, müteaahhidin inşaat yapmak için arsa sahibi olmasına gerek olmadığını, bu konunun savunmalarda dile getirildiğini, ...'nın yazılı beyanında, bahse konu araziyi belediyeden ihale yoluyla aldığını, daha sonra burayı hükümlüye sözlü olarak sattğını, karşılığında çek aldığını, çeklerin karşılığı ödenince devir yapacağını belirttiğini, fakat çeklerin bedeli ödenmediğinden kredi çekmesi nedeniyle zor durumda kalmamak için araziyi ...’a devrettiğini ifade etmesinden dolayı bu kişinin tanık olarak dinlenilmesinin gerektiğini, şirketin projelerini genel olarak ... Mühendislik firmasının yaptığını, duruşmada dinlenen ... ve savcılıkta beyanları alınan ...'ye ... City projesi ile ilgili olarak sorular sorulduğunu, ancak ... ile ilgili olarak proje yapıp yapmadıkları konusunda bilgilerinin alınmadığını, tanıkların dinlenmesi durumunda proje çalışmalarının netleşeceğini, hükümlünün şirketinin çok ucuza konut yaptığını ve mahkûmiyet hükmü kurulan Hasanı Basri projesindeki satış rakamlarının hayatın olağan akışına aykırı olmadığını, mağdurların zararlarının karşılanıp karşılanmadığı hususunda yeterince araştırma yapılmadığını..." belirterek kesinleşmiş mahkûmiyet hükümlerine yönelik yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
3. Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.07.2019 tarihli ve 2016/27 Esas, 2016/349 Karar sayılı ek kararı ile "...hükümlü müdafiilerinin dilekçesinde ve eklerinde ileri sürdükleri hususların mahkemece yargılama aşamasında değerlendirildiği, istinaf aşamasında da bu hususların değerlendirildiği, kanunda belirtilen şartları da taşımadığından yargılanmanın yenilenmesi talebinin reddine..." karar verilmiştir.
4. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.09.2019 tarihli ve 2019/610 Değişik İş sayılı kararı ile Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.07.2019 tarihli ve 2016/27 Esas, 2016/349 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
5. 5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava; "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür." hükmü yer almaktadır.
6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 04.05.2023 tarihli ve 2022/11-574 Esas, 2023/272 Karar sayılı ilamında; "...yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece re'sen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulmasına ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller ile birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken göz önüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nın 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir... " denilmektedir.
7. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.09.2023 tarihli ve KYB-2023/82657 sayılı Tebliğnamesi ile; "...yargılamanın yenilenmesi talebinde belirtilen iddiaların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağından..." bahisle, itirazın reddine dair merci kararının kanun yararına bozulması talep olunmuş ise de; yargılamanın yenilenmesi talebini konu alan dilekçede belirtilen hususların, yargılama sırasında alınan savunmalarda da dile getirilen ve mahkemece kabul edilmeyen hususlara ilişkin olduğu, bu doğrultuda yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen, hüküm verilirken göz önüne alınan ve istinaf aşamasında da değerlendirilen olaylara ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmanın mümkün olmadığı; yargılamanın yenilenmesi kurumu, kesin hükme karşı öngörülen olağanüstü yasa yolları arasında yer aldığından, bu yola başvurulabilmesi için ortaya konulan gerekçelerin, yeniden yargılamaya başlanmasını gerektirecek nitelik, önem ve ciddiyete sahip olmasının gerektiği, dosya kapsamına ve ileri sürülen hususlara göre 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden herhangi birisinin gerçekleşmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemindeki düşünce yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

10.06.2024 tarihinde karar verildi.