11. Ceza Dairesi 2023/4788 E. , 2024/7944 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/17 E., 2022/164 K.
SUÇ : Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2022 tarihli ve 2020/17 Esas, 2022/164 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca neticeten 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 06.05.2022 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.07.2023 tarihli ve 2022/26417 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.09.2023 tarihli ve KYB-2023/86816 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.09.2023 tarihli ve KYB-2023/86816 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 10/01/2013 tarihli ve 2010/5864 esas, 2013/389 karar sayılı ilamında yer alan "...Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 09.10.2007 gün ve 2007/11-44-200 sayılı kararında da açıklandığı üzere bilgisayar sistemine girilerek bazı sınav sonuçlarının değiştirilmesi şeklindeki eylemin 5237 sayılı TCK'nun 244. maddesindeki “bilişim suçunu” oluşturacağı, sanığın eyleminin bilgisayar ortamında sınav sonuçlarını değiştirmek mi yoksa bu değişikliğe dayanarak hukuki sonuç doğurucu bir belge düzenlemek mi olduğu Üniversite idaresinden sorulup varsa sanık tarafından düzenlenen belge asılları getirilerek suç vasfının belirlenmesi..." şeklindeki açıklamalar ile,
Hukuki bir hüküm ifade eden, bir hakkın doğumuna bir olayın kanıtlanmasına yarayan yazıların belge olarak değerlendirilmesi, resmi belgenin ise kamu görevlisi veya hukuken yetkili kabul edilen görevli tarafından yasa gereğince yerine getirdiği fonksiyona dayanılarak düzenlenen belgelerden olduğu, belgede sahtecilik suçu, bir belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, gerçek bir belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya belgenin tamamen veya kısmen değiştirilmesi suretiyle oluşabileceği, bunların yanında bir belgeden söz edebilmek için öz ve biçimsel koşulları taşıması gerektiği ve belgenin aldatıcılık yeteneğinin de bulunması gerektiği hususları birlikte değerlendirildiğinde,
Dosya kapsamına göre; Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Seydikemer Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nda veri hazırlama kontrol işletmeni kadrosunda görev yapmakta olan sanık hakkında kızı İrem Çetintürk, yeğenleri Anıl Güven ve Ahmet Yabar ile arkadaşı Bekir Kıyak'ın bir kısım ders notlarını bilişim sistemi üzerinden gerçeğe aykırı şekilde değiştirmek suretiyle "resmi belgede sahtecilik" suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de; söz konusu değişikliklerin bilişim sistemi üzerinden yapılması ve anılan değişiklikler uyarınca belge vasfını haiz herhangi bir evrak düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 244. maddesi kapsamında "kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemindeki verileri bir başkasının yararına değiştirme" suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5237 sayılı Kanun'un "resmi belgede sahtecilik" başlıklı 204 üncü maddesi;
"(1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır."
Şeklindedir.
2. 5237 sayılı Kanun’un "Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme" başlıklı 244 üncü maddesi;
"(1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur."
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 22.01.2024 tarihli ve 2021/10560 Esas, 2024/604 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "...Bilişim sistemine girmek, bir bilişim sisteminde bulunan verilerin bir kısmına veya tamamına, fiziken ya da uzaktan başka bir cihaz yoluyla erişilmesidir. Suçun, başkasına ait bilgisayarın açılarak içindeki verilerin görülmesi biçiminde olabileceği gibi bir ağ aracılığıyla bilişim sisteminde oturum açılması yoluyla da işlenebilir. Veri, bir bilgisayar sisteminin belli bir işlevi yerine getirmesini sağlayan yazılımlarda dahil olmak üzere, bir bilgisayar sisteminde işlenmeye uygun nitelikteki her türlü bilgiyi ifade eder. (Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi madde 1, TBMM onay tarihi: 22.04.2014) 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin bir ve ikinci fıkralarında klasik mala zarar verme suçunun özel bir şekli düzenlenmiş, üçüncü fıkrada nitelikli haline, dördüncü fıkrada ise haksız çıkar sağlanmasına yer verilmiştir. Maddede yazılı suçun oluşması için, bir bilişim sisteminin işleyişine yönelik engelleyici ve zarar verici fiiller bulunmalıdır. Diğer bir anlatımla bilişim sistemine yapılan müdahalelerle sistemin; veri işleme fonksiyonu yerine getirmesi engellenmeli, fonksiyonunu tamamen veya kısmen kaybetmeli veya verilere zarar verilmelidir. Maddenin dördüncü fıkrasında kabul edilen bilişim sistemi aracılığıyla haksız yarar sağlama suçu, bileşik suç olup birinci ve ikinci fıkrada yazılı suçların işlenerek bir çıkar sağlanması halinde gerçekleşecektir. Yani failin, bilişim sisteminin işleyişini engellemesi, bozması verileri yok etmesi, değiştirmesi, bozması, erişilmez kılınması, sisteme veri yerleştirip veya mevcut verileri başka yere göndermesi sonucu kendisine ya da bir başkasına haksız çıkar sağlaması hallerinde bu suç oluşacaktır. Bu madde anlamında haksız çıkar yalnızca maddi yararları içermeyip, herhangi bir yararın elde edilmesi suçun oluşması için yeterlidir. Suçun oluşabilmesi için failin sağladığı çıkarın haksız olduğunu bilmesi gerekir. Buradaki haksızlık suçun maddi unsurlarından çıkara ilişkin bir nitelendirme olduğu için kusur değil, kast kapsamındadır ve suç kasten işlenebilir."
4. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğü Hukuk Müşavirliğinin, 12.05.2017 tarih ve 20832 sayılı yazısı ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Seydikemer Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nda veri hazırlama kontrol işletmeni kadrosunda görev yapmakta olan sanık hakkında, bazı öğrencilerin ders notlarını bilişim sistemi üzerinden değiştirerek "resmi belgede sahtecilik" ve "görevi kötüye kullanma" suçlarını işlediği iddiasıyla 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53 üncü maddesinin (c) fıkrasının birinci bendi gereğince başlatılan soruşturma kapsamında, Muğla Valiliği İl İdare Kurulu'nun 04.01.2018 tarihli ve 1 sayılı son soruşturmanın açılmamasının uygun görüldüğüne ilişkin kararının, Danıştay 1. Dairesinin, 20.03.2018 tarihli ve 2018/274 Esas, 2018/410 Karar sayılı kararı ile bozulmasına, "...sanığın atılı suçlar nedeniyle lüzum-u muhakemesine, eylemlerine uyan Türk Ceza Kanununun 257 nci ve 204 üncü maddeleri uyarınca yargılanmasına..." karar verilmesini müteakip, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2019 tarihli ve 2019/12767 Soruşturma, 2019/5521 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası neticesinde, Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2022 tarihli ve 2020/17 Esas, 2022/164 Karar sayılı kararıyla sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine hükmedilmiş, bu karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiştir.
5. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; suç tarihinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Seydikemer Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu'nda veri hazırlama kontrol işletmeni kadrosunda görev yapmakta olan sanığın, Mahkemece kızı İ.Ç., yeğenleri A.G. ve A.Y. ile arkadaşı B.K.'nin ders notlarını bilişim sistemi üzerinden değiştirmek, bu değişikliklerle öğrencilerin muafiyet sınavlarından başarısız oldukları derslere muafiyet kaydı girmek ve yine B.K.'nın final sınavından başarısız olduğu derse ilişkin final sınav notunu geçer not girişi yaparak değiştirmek suretiyle haksız çıkar sağlamak şeklinde kabul edilen eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun'un 244 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçuna vücut vereceği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanık hakkında aynı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Fethiye 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2022 tarihli ve 2020/17 Esas, 2022/164 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle ceza miktarı itibarıyla aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.06.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!