11. Ceza Dairesi 2023/4335 E. , 2023/5877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/81 E. 2023/362 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.09.2013 tarihli ve 2013/5 Esas, 2013/175 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 02.10.2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
2. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2017 tarihli ve 2016/155 Esas, 2017/189 Karar sayılı kararı ile sanığın, tabi tutulduğu denetim süresi içinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanması ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.09.2017 tarihli ve 2016/155 Esas, 2017/189 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 01.11.2022 tarihli ve 2021/12849 Esas, 2022/18200 Karar sayılı kararı ile "a-Sanığın denetim süresinde işlediği ihbara konu Gölköy Asliye Ceza Mahkemesinin 15.06.2016 tarih, 2015/153 Esas ve 2016/281 Karar sayılı ilamına konu kasıtlı suçun, TCK'nin 157/1 maddesi uyarınca hükmolunan basit dolandırıcılık suçu olmasına göre, karar tarihinden önce 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümlerinin yeniden düzenlenerek ihbara konu suçun uzlaşma kapsamına alınması nedeniyle, TCK'nin 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, hükmün açıklanmasına dayanak teşkil eden basit dolandırıcılık suçu yönünden, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak anılan hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, sanığın denetim süresinde işlediği başkaca kasıtlı suçlardan mahkum olup olmadığı tespit edilip sonucuna göre açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanıp açıklanmayacağının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b-Hükmün açıklanması durumunda ise; sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23. ve 24. maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı CMK'nin 250 ve 251. maddelerindeki "Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı CMK'ya eklenen geçici 5.maddesinin (d) bendi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;
Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli 2020/87 Esas ve 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," nedenleriyle, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
4. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2023/81 Esas, 2023/362 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığına ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Mahkemece; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan haklarında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları kesinleşen temyiz dışı sanıklar S.D.ve H.D.nin, S.D.nin üzerine kayıtlı aracın sanki olay yerinde kaza yaptığı yönünde beyanda bulunması için sanığı yönlendirerek azmettirdikleri, buna dayanarak sanığın Jandarma görevlileri tarafından tutulan 27/12/2010 tarihli kaza tespit tutanağını sanki kaza o anda orada olmuş gibi düzenledikleri, bu eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu değil resmi belge düzenleme yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunma suçunu oluşturduğu ve sanık hakkında bu suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kaldırılarak hükmün açıklandığı, hükmün açıklanmasına neden olan ilama konu suçta uzlaştırma işleminin olumsuz sonuçlandığı ve Mahkemesince 10.03.2017 tarihli ve 2015/153 Esas, 2016/281 Karar sayılı ek karar ile infazın aynen devamına karar verildiği, her ne kadar Yargıtay bozma ilamında hükmün açıklanması halinde sanığa isnat edilen suçun basit yargılama usulü ve seri muhakeme usulü yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, sanığın suç tarihinde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçunu da işlediği, 5271 sayılı Kanun'un 250/11 ve 251/8 maddeleri uyarınca seri muhakeme usulü ve basit yargılama usulü bu kapsama giren suçun, bu kapsama girmeyen suç ile birlikte işlenmesi halinde uygulanamayacağı, nitelikli dolandırıcılık suçu da seri muhakeme usulü ve basit yargılama usulüne tabi olmadığından sanık hakkında seri muhakeme usulü ve basit yargılama usulünün uygulama imkanının bulunmadığı, bu şekilde atılı suçu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.
3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, kurumların cevabi yazıları, sigorta şirketince sunulan bilgi ve belgeler, tanık beyanları, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 02.10.2013 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 12.06.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;
2. Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a-Somut olayda, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun tarihi 27.12.2010 olup sigorta bedelini almak maksadıyla dolandırıcılık suçunun tarihinin ise 29.04.2011 olduğunun anlaşılması karşısında, bu suçların birlikte işlendiğinden bahsedilemeyeceğinden, hükmün verildiği 16.05.2023 tarihli duruşmada sanık müdafiinin lehe olan hükümlerin uygulanmasına yönelik talebi olduğu da gözetilerek, Dairemizin 01.11.2022 tarihli ve 2021/12849 Esas, 2022/18200 Karar sayılı bozma ilamında değinildiği üzere, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile sonuca gidilmesi,
b-Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 27.12.2010 tarihi olarak gösterilmesi gerekirken 07.12.2010 şeklinde gösterilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2023/81 Esas, 2023/362 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.09.2023 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!